RSS Amplifier

başıbozuklar · Apr 16, 2026

erkek şiddeti politiktir

0
Sign in to vote or save

elif doğan · başıbozuklar

olmaz dediğimiz şey oldu ve ellerine silahı alan öğrenciler okullarda diğer öğrencileri ve öğretmenleri katlettiler.

sonunda küçük amerika olduk — emeği geçen herkese teşekkürler.

önce şanlıurfa’da, hemen ertesi gün kahramanmaraş’ta düzenlenen okul saldırılarının ardından, erkek iç işleri bakanı, “olay yerine birlikte intikal ettiklerini” söylediği, yanı başında boy boy sıralanan erkek adalet bakanı, erkek sağlık bakanı ve erkek milli eğitim bakanıyla ve artlarında dizilen kravatlı erkekler ordusuyla bir basın açıklaması yaptı. kabinedeki (gençler bilmez, eskiden “bakanlar kurulu” denirdi) tek kadın bakan olan aile bakanı da gelmek üzereymiş, öyle dedi.

kadına, çocuğa, lgbti+’lara, hayvanlara, doğaya—ve evet, diğer erkeklere karşı işlenen şiddetin faillerinin çoğunlukla erkek olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu cinayetlerin ardından açıklama yapanların tamamının erkek olması, filmlerdeki katilin olay yerine dönmesini hatırlatıyor bana.

ha diyecekler ki “e üst düzey yetkililerin hepsi erkekse açıklamayı kim yapsın? mahmut mu yapsın?” canım, zaten sorun üst düzey yetkililerin hepsinin erkek olması.

kadınların şiddet yanlısı olmayacağını söylemiyorum, mesele bu değil. daha birkaç gün önce, halamın, kamyon şoförünü döven arkadaşından bahsetmişken, dahası, kendi içimde de benzer bir dürtüyü fark etmişken, kadınların doğal olarak erkeklere göre daha uysal, daha dingin, daha şefkatli olduklarını iddia etmeyeceğim. ve hayır, aynı kravatlı erkek ordusunun anlata anlata bitiremediği “kutsal annelik” bile kadınları şiddetten azade kılmıyor.

bell hooks, feminizm herkes içindir kitabında “erkeklerin şiddeti kabul eden, ona göz yuman ve onu devam ettiren, şiddet kültürünü yaratan tek kesim olmadığını” vurgulayarak, “kadınları, şiddete göz yummadaki rolleri konusunda sorumluluk almaya” çağırıyor:

“kadına yönelik erkek şiddetini sona erdirmek yönündeki feminist çabalar, bütün şiddet biçimlerini sona erdirmeye yönelik bir hareket olacak şekilde genişlemelidir.”1

ama bir de veriler var:

“birleşmiş milletler tarafından 2013’te yapılan bir cinayet araştırmasına göre, dünya genelinde cinayet işleyenlerin %96’sı erkektir. öyleyse öldürme eğilimi taşıyanlar insanlar mıdır yoksa erkekler mi?”2

iki ayrı şehirde, iki gün üst üste, 19 ve 14 yaşında iki oğlan öğrenci tarafından düzenlenen ve 9 kişinin ölümü, bazıları ağır onlarca kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan bu olayların, iç işleri bakanı’nın “bu olaylar bireyseldir” demesine rağmen hiç de öyle olmadığını biliyoruz.

hayır, bu olaylar bireysel falan değil. bu olayların bir adı var: “erkek şiddeti.”

“bazı içgüdülere her iki cinsiyet de sahip olmasına rağmen, savaşmak çoğunlukla kadınların değil erkeklerin huyudur. ister doğuştan ister kazara olsun, bu farkı yaratan hukuk ve uygulamadır. tarihte, bir kadının bir silahı çok nadir olarak bir kimseye doğrulttuğu olmuştur; kuşların ve hayvanların büyük çoğunluğu kadınlar değil, erkekler tarafından öldürülmüştür.”

virginia woolf, üç gine

2026 yılının 106. günündeyiz. sadece sene başından bu yana 121 kadın, erkek şiddetiyle öldürüldü.

bu, bir günde olmadı. kadınlar bunu gördü, yaşadı, uyardı. feministler adını koydu: “erkek şiddeti” dedi, “zehirli erkeklik” kültürünü işaret etti, bunun bir “nafile biraderlik sözleşmesi” olduğunu söyledi.

dinlemediler.

8 mart’larda “bir kişi daha eksilmeyeceğiz” diye çıktığımız sokaklarda polis şiddetiyle cevap verdiler.

ve işte şimdi, tabir-i caizse evdeki yangın, bütün mahalleyi sardı.

X avatar for @basibozukbirisi

elif doğan@basibozukbirisi

ya n'olacaktı? her gün en az bir kadının öldürüldüğü, katillerin "iyi hal" indirimleriyle ödüllendirildiği bir ülkede şiddet sadece evde mi kalacaktı? elbette okullara, hastanelere, her yere sıçrayacaktı. hiçbiri diğerinden bağımsız değil; hepsi aynı çürümenin eseri.

12:58 PM · Apr 15, 2026 · 77.5K Views

1.42K Reposts · 5.46K Likes

bugün bazı anne babalar, dün sabah okullarına gönderip öğleden sonra cenazelerini aldıkları çocuklarını toprağa verecekler.

o sırada herkes, bu konuyu kendi durduğu yerden tartışacak:

» sorumluluk almamanın norm haline geldiği bir iktidarın siyasetçileri, yuhalanmayacaklarını bildikleri cenazelerde “bu olay bireyseldir” diyecek, “vahim/elim hadisede/menfur saldırıda hayatını kaybeden çocuklarımıza bir kez daha allah’tan rahmet, yaralılara şifa” dileyecekler;

» televizyon kanalları bu saldırıların nedenini sosyal medyadaki videolara, ana akım kanallardaki şiddet içerikli dizilere bağlayan uzmanlarla dolacak;

» “bu çocukların ebeveynleri neredeymiş, çocuklarını hiç mi takip etmemişler?” diyerek suçu bireyselleştiren, en kısa ve kolay yoldan aileye, belki de anneye yıkacak bir güruh belirecek;

» zamane gençlerinin sorunlu olduğu söylenecek; dinledikleri müzikler, oynadıkları oyunlar konuşulacak;

» çeteleşmeyi, toplum içindeki suç örgütlerini ve mafyatik yapılanmaları işaret edenler olacak;

bunların bir kısmı kendi içinde haklı olacak;

ama çok azı gerçeği işaret edecek, o da şu: bu olayların çıkış noktası, erkekliği bir üstünlük, bir tahakküm ve bir şiddet aracı olarak inşa eden ataerkil kültürdür.

bu gerçeği dile getiren kadınlara “feminizmle kafayı bozdukları,” her şeyi cinsiyete indirgedikleri, “feminist atak” geçirdikleri, “feminist kompleks” yaptıkları söylenecek.

ataerkil toplumun temel yapısı olan erkek şiddetini, bu vahşeti besleyen o zehirli erkeklik kültürünü işaret etmedikçe, yüz cinayetten 96’sında erkek olan failin cinsiyetini telaffuz etmedikçe, bu şiddet sarmalı büyüyerek ve katlanarak devam edecek.

1

bell hooks, feminizm herkes içindir, s. 83

2

caroline criado perez, görünmez kadınlar, s. 19

Read the original on basibozuklar.substack.com

Comments

Nothing yet. Say the first thing.

    Sign in to join the conversation.