RSS Amplifier

Barbarians Trading · Jul 26, 2026

20-26 Temmuz | Barbarians Bülten #56

0
Sign in to vote or save

TheArfi · Barbarians Trading

20–26 Temmuz haftasını ben tek bir cümleyle şöyle okuyorum: piyasa savaşın maliyetini yeniden ciddiye aldı, teknoloji devlerinin AI harcamalarını sorgulamaya başladı, kripto ise ETF akışlarına tutunarak ayakta kalmaya çalıştı.

Bu hafta düz bir risk iştahı haftası değildi. ABD–İran hattında tansiyon düşmedi. Hürmüz Boğazı üzerindeki baskı devam etti. Petrol fiyatı hafta içinde yeniden 100 dolar eşiğini test etti. Bu da piyasanın en sevmediği soruyu tekrar masaya koydu:

Enerji fiyatı yükselirse, Fed enflasyonla mücadelede ne kadar daha sert kalmak zorunda kalır?

Tam bu soru sorulurken ABD’den gelen PMI verileri ekonominin hâlâ canlı olduğunu gösterdi. Hizmet sektörü güçlendi, bileşik aktivite sekiz ayın en yüksek seviyesine çıktı. Normalde güçlü aktivite iyi haberdir. Ama enflasyon ve savaş ortamında bu veri biraz ters çalışır. Çünkü ekonomi güçlü kalıyorsa, Fed’in erken rahatlama alanı daralır.

Bunun üzerine teknoloji tarafında Tesla ve Alphabet bilançoları geldi. Piyasa bu bilançolarda sadece gelir ve kâr rakamlarına bakmadı. Asıl baktığı şey şuydu: AI için yapılan devasa harcamalar gerçekten geri dönüş üretecek mi?

Bu soruya verilen cevap bu hafta çok rahat değildi.

Benim haftalık ana cümlem şu:

Piyasa artık sadece büyümeyi değil, büyümenin maliyetini fiyatlıyor.

ABD tarafında haftanın en önemli verisi temmuz öncü PMI rakamlarıydı. Hizmetler PMI 53,6 seviyesine çıkarak Kasım ayından bu yana en güçlü seviyesini gördü. Bileşik PMI da 53,6’ya yükseldi. Bu, ABD ekonomisinin üçüncü çeyreğe beklenenden daha canlı başladığını gösteriyor.

Ama burada piyasa için iyi haberle kötü haber iç içe geçti.

İyi taraf şu: ABD ekonomisi hâlâ büyüyor. Tüketici tamamen geri çekilmiş değil. Hizmet sektörü canlı. İş dünyası hâlâ faaliyet genişletiyor.

Kötü taraf ise şu: ekonomi bu kadar canlı kalırken petrol ve enerji maliyetleri de yükselirse, Fed’in faiz indirme ihtimali daha da zayıflar. Hatta piyasa yeniden “faiz artışı masada kalabilir mi?” sorusunu sormaya başlar.

Ben PMI verisini bu yüzden tek başına pozitif görmüyorum. Bu veri, güçlü ekonomi hikâyesini destekliyor ama aynı anda enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor.

Hafta içinde yeni büyük CPI, PPI veya PCE verisi açıklanmadı. Fakat piyasadaki ana mesele zaten açıklanan son veri değil, gelecek enflasyon riskiydi. Petrol fiyatı 100 dolar bölgesine yaklaşınca, yatırımcılar enerji maliyetlerinin ağustos ve eylül enflasyonuna nasıl yansıyacağını düşünmeye başladı.

Burada ABD–İran savaşı doğrudan makro veri haline geldi. Artık savaş sadece jeopolitik haber değil. Petrol, navlun, sigorta, tedarik zinciri, şirket marjı, tahvil faizi ve Fed beklentisi üzerinden fiyatların içine giren bir değişken.

Ben bu haftayı bu açıdan çok önemli görüyorum. Çünkü piyasa artık savaşı “uzakta yaşanan bir olay” gibi değil, “Fed’in karar fonksiyonuna giren bir maliyet” gibi fiyatlıyor.

Fed tarafında bu hafta beklenti daha da karıştı. Temmuz ayı toplantısı öncesinde piyasa Kevin Warsh’ın nasıl bir ton kullanacağını anlamaya çalışıyor. Warsh’ın son dönemde ileriye dönük yönlendirme yapmaktan kaçınması ve enflasyon konusunda net şekilde tavizsiz görünmesi, piyasa için işleri zorlaştırıyor.

Ben burada eski Fed dönemlerinden farklı bir iletişim görüyorum. Önceden piyasa, Fed’in birkaç ay sonrasına dair niyetini okumaya çalışırdı. Şimdi Warsh daha çok “veri gelsin, sonra karar veririz” çizgisinde duruyor. Bu da piyasa belirsizliğini artırıyor.

Fed’in önünde şu anda üç büyük dosya var:

Birincisi, enflasyon hâlâ yüzde 2 hedefinden uzak.
İkincisi, petrol ve savaş riski fiyatları yeniden yukarı itebilir.
Üçüncüsü, ABD ekonomisi PMI verilerine göre hâlâ çok zayıf değil.

Bu üçlü tablo Fed’e rahat bir faiz indirimi alanı bırakmıyor. Piyasa zaman zaman “zayıf veri gelir, Fed rahatlar” diye nefes almak istiyor. Ama bu hafta gelen PMI ve yükselen petrol, o rahatlamayı sınırladı.

Benim Fed okuması şu:

Fed şu an piyasayı desteklemek için değil, enflasyon beklentilerini tekrar bozmamak için bekliyor.

Bu yüzden riskli varlıklar için en önemli konu yalnızca Fed’in faiz artırıp artırmayacağı değil. Asıl konu, Fed’in faizleri ne kadar süre yüksek tutacağı.

Dolar bu hafta yeniden güç kazandı. Bunun arkasında iki ana neden vardı.

Birincisi, ABD tahvil faizlerindeki yükseliş. Getiriler yükseldikçe doların cazibesi artıyor.
İkincisi, Orta Doğu kaynaklı güvenli liman talebi. ABD–İran hattında tansiyon yükseldikçe yatırımcı tekrar dolara dönüyor.

Doların güçlenmesi özellikle Japon yeni tarafında çok sert hissedildi. Ama benim asıl baktığım yer kripto ve Nasdaq tarafı.

Güçlü dolar, global likiditeyi sıkılaştırır. Bu, Bitcoin ve Ethereum gibi dolar likiditesine duyarlı varlıklar için baskı demektir. Nasdaq tarafında da özellikle büyüme hisseleri güçlü dolardan hoşlanmaz. Çünkü güçlü dolar hem global gelirleri baskılayabilir hem de finansal koşulları sıkılaştırır.

Bu hafta DXY tarafındaki güç bana şunu söyledi:

Piyasa petrol ve savaşı fiyatlarken, aynı anda Fed’in yumuşak bir zemine geçmesine de güvenmiyor.

Yani doların mesajı netti: rahatlık yok.

Bu hafta tahvil piyasası bana göre bütün ekranlardan daha önemliydi.

ABD 2 yıllık tahvil faizi yüzde 4,37 civarına kadar yükseldi. Bu seviye son dönemin en yüksek bölgelerinden biri. 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 4,71 seviyesine kadar tırmandı. Bu da ocak 2025’ten bu yana en yüksek seviyelerden biri olarak öne çıktı.

Bu hareketin anlamı net:

Piyasa Fed’in hızlı gevşeyeceğine inanmıyor.
Piyasa enflasyon riskinin bitmediğini düşünüyor.
Piyasa savaşın enerji tarafındaki etkisini fiyatlıyor.

Ben tahvil piyasasını bu dönemlerde en dürüst ekran olarak görüyorum. Çünkü hisse senetleri bazen hikâye satın alır. Kripto bazen umut satın alır. Ama tahvil piyasası doğrudan para maliyetini fiyatlar.

10 yıllık faiz yüzde 4,7 bölgesine çıktığında, teknoloji hisselerinin değerlemesi daha zor savunulur. 2 yıllık faiz yüzde 4,3 üzerine çıktığında, Fed’in kısa vadede rahatlamayacağı mesajı güçlenir.

Bu yüzden bu haftaki teknoloji satışını sadece bilanço kaynaklı görmüyorum. Arka planda tahvil faizi de vardı.

Yüksek tahvil faizi, AI hikâyesinin üstüne bir ağırlık koyuyor. Çünkü yatırımcı artık şunu soruyor:

“Bu şirketler AI için yüz milyarlarca dolar harcayacaksa, bu paranın bugünkü değeri yüksek faiz ortamında nasıl fiyatlanacak?”

Bu soru bu hafta piyasanın merkezindeydi.

Nasdaq bu hafta zayıf kaldı. S&P 500 ve Nasdaq, mart ayından bu yana ilk kez üst üste ikinci haftayı kayıpla kapattı. Dow Jones da üçüncü haftalık düşüşünü yaşadı. Bu, son aylardaki güçlü AI rallisi için önemli bir uyarıydı.

Haftanın kırılma noktası Tesla ve Alphabet bilançolarıydı.

Tesla tarafında piyasa net şekilde memnun kalmadı. Hisse hafta içinde sert düştü ve haftalık kayıp yüzde 18’e yaklaştı. Şirketin kârlılığı, marjları ve AI/robotaksi tarafındaki sermaye harcamaları yatırımcıyı tatmin etmedi. Tesla hâlâ büyüme hikâyesi taşıyor ama piyasa artık “hikâye var” diye her rakamı affetmiyor.

Alphabet tarafında ise asıl sorun gelir değil, nakit akışı ve AI harcamalarıydı. Şirketin sermaye harcaması beklentisini ciddi şekilde artırması ve serbest nakit akışındaki zayıflama, yatırımcıda şu soruyu büyüttü:

AI için yapılan dev yatırım ne zaman geri dönecek?

Bu soru sadece Alphabet için değil, bütün büyük teknoloji şirketleri için geçerli. Microsoft, Amazon, Meta ve Apple önümüzdeki haftalarda bu yüzden çok daha dikkatli izlenecek. Artık piyasa sadece “AI büyüyor mu?” diye sormuyor. Şunu soruyor:

AI büyüyor ama kâr kalitesi korunuyor mu?

Nvidia, AMD, Broadcom, Micron gibi çip tarafında ise tablo daha karışıktı. Bazı çip hisseleri direnç gösterdi, bazıları satış yedi. Piyasa hâlâ AI altyapı talebine inanıyor. Ama büyük teknoloji şirketlerinin AI harcamaları sorgulanmaya başladığında, çip hisseleri de otomatik olarak güvenli kalmıyor.

Benim Nasdaq yorumum şu:

AI hikâyesi bitmedi. Ama artık piyasa AI maliyetini de fiyatlıyor.

Bu çok büyük bir fark.

Son aylarda piyasa “AI harcaması iyi harcamadır” diye düşünüyordu. Bu hafta ise “AI harcaması ne kadar pahalıya geliyor?” diye sormaya başladı.

Kripto tarafında haftanın en önemli başlığı yine Bitcoin ETF akışlarıydı.

Hafta içinde Bitcoin spot ETF’lerinde güçlü bir giriş serisi gördük. ETF’ler yedi gün üst üste net giriş aldı. Bu girişler Bitcoin fiyatını 66–67 bin dolar bölgesine kadar destekledi. Özellikle 20 ve 21 Temmuz civarında 200 milyon doların üzerinde günlük net girişler öne çıktı.

Bu, kripto için önemliydi. Çünkü mayıs ve haziran aylarında çok sert ETF çıkışları yaşanmıştı. O dönemde kurumsal yatırımcı kriptodan ciddi şekilde uzaklaşmıştı. Temmuzdaki giriş serisi, o negatif döngünün en azından kırılabileceğini gösterdi.

Ama haftanın sonunda tabloya bir çatlak geldi. 24 Temmuz’da Bitcoin ETF’lerinde yaklaşık 225 milyon dolarlık net çıkış görüldü ve yedi günlük giriş serisi sona erdi.

Ben bunu çok net okuyorum:

Kurumsal para geri dönüyor ama hâlâ korkak dönüyor.

Bitcoin için bu kötü bir tablo değil. Çünkü önceki haftalara göre para yeniden içeri girmeye başladı. Ama mükemmel bir tablo da değil. Çünkü tek bir risk-off günde ETF akışı yeniden negatife dönebiliyor.

Bitcoin’in 65–67 bin dolar bölgesinde kalmaya çalışması bana piyasada hâlâ talep olduğunu gösteriyor. Ancak gerçek bir kurumsal güven için birkaç günlük giriş değil, birkaç haftalık istikrarlı giriş gerekir.

Benim Bitcoin ETF yorumum şu:

Akış düzeldi, ama güven tam dönmedi.

Ethereum tarafında da ETF akışları toparlanma sinyali verdi. BlackRock’ın ETH ürünü başta olmak üzere bazı spot Ethereum ETF’lerinde hafta içinde güçlü girişler görüldü. Özellikle 20 Temmuz civarında BlackRock ETHA tarafındaki girişler dikkat çekti. 23 Temmuz’da Ethereum ETF tarafında da anlamlı pozitif akışlar konuşuldu.

Ama Ethereum hâlâ Bitcoin’den farklı bir yatırım hikâyesi taşıyor.

Bitcoin daha sade bir anlatıya sahip: sınırlı arz, kurumsal rezerv, makro alternatif, ETF talebi.
Ethereum ise daha karmaşık: ağ kullanımı, staking, uygulama gelirleri, Layer-2 ekosistemi, token ekonomisi, regülasyon netliği ve kurumsal kullanım.

Bu nedenle ETH’ye gelen para daha seçici. Risk iştahı iyiyken Ethereum daha hızlı toparlanabilir. Ama savaş, tahvil ve dolar baskısı arttığında Ethereum yatırımcısı daha çabuk frene basar.

Ben Ethereum tarafını bu hafta şöyle okuyorum:

ETF ilgisi toparlanıyor, ama ETH’nin Bitcoin’den bağımsız güçlü bir hikâye kurması için sadece ETF girişi yetmez. Ağ aktivitesi ve kurumsal kullanım tarafında da daha net veri gerekir.

Türev piyasada bu hafta dikkat çekici olan şey, fiyat hareketine rağmen aşırı bir kaldıraç çılgınlığı görmememizdi.

Bitcoin ETF girişleri fiyatı destekledi. Ancak opsiyon ve vadeli tarafta piyasa tamamen kontrolsüz bir boğa coşkusuna girmedi. Bu aslında sağlıklı olabilir. Çünkü temiz yükselişlerde kaldıraç arkadan gelir, önden gitmez.

Ama burada negatif taraf da var. Spot ve ETF talebi güçlü biçimde devam etmezse, türev piyasadaki pozisyonlanma tek başına fiyatı taşıyamaz.

Kriptoda kalıcı güç için üç şeyin aynı anda oluşması gerekiyor:

Spot talep canlı olmalı.
ETF akışları birkaç gün değil, birkaç hafta pozitif kalmalı.
Türev piyasada fonlama ve açık pozisyon sağlıklı büyümeli.

Bu hafta bu üçlüden yalnızca biri netti: ETF tarafı hafta içinde güçlüydü ama hafta sonunda zayıfladı. O yüzden kriptoda hâlâ teyit bekliyorum.

Global tarafta haftanın ana başlığı yine ABD–İran savaşıydı.

Hürmüz Boğazı üzerindeki baskı devam etti. Petrol akışı alternatif rotalara kaymaya çalışsa da Bab el-Mandeb hattında da risklerin artması enerji piyasasını daha da kırılgan hale getirdi. Bu yüzden petrol fiyatı hafta içinde 100 dolar seviyesini test etti.

Bu piyasa için çok kritik. Çünkü petrol artık sadece enerji ürünü değil, Fed beklentisi haline geldi.

Petrol yükselirse enflasyon beklentisi bozulur.
Enflasyon beklentisi bozulursa tahvil faizi yükselir.
Tahvil faizi yükselirse teknoloji değerlemeleri baskılanır.
Dolar güçlenirse kripto likiditesi daralır.

Bu zincir haftanın ana piyasa matematiğiydi.

ABD tarafında aynı anda yeni tarifeler de konuşuldu. Tarife riski, petrol riskiyle birleşince piyasada stagflasyon kelimesi yeniden daha sık kullanılmaya başladı. Yani düşük büyüme ve yüksek enflasyon ihtimali tekrar yatırımcı psikolojisinin içine girdi.

Bu, kripto için de önemli. Çünkü Bitcoin bazen enflasyondan korunma anlatısıyla destek bulur. Ama stagflasyon ortamında dolar ve tahvil faizi de yükselirse, kısa vadede kripto üzerinde baskı oluşabilir.

Kripto regülasyonu tarafında ise ana gündem yine stablecoinler, ETF ürünleri ve kurumsal saklama hizmetleri etrafında döndü. Ben burada uzun vadeli resmi pozitif görmeye devam ediyorum. Çünkü kripto giderek daha fazla finansal sistemin içine giriyor. Ama kısa vadede piyasanın baktığı şey regülasyon değil, likidite.

Likidite yoksa anlatı tek başına yetmez.

Birincisi Fed toplantısı.
Temmuz Fed kararı haftanın ana olayı olacak. Faiz sabit kalsa bile Warsh’ın dili çok önemli. Enflasyon, petrol ve tarifeler hakkında vereceği mesaj dolar ve tahvilleri doğrudan etkiler.

İkincisi tahvil faizleri.
10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,7 bölgesinde kalırsa Nasdaq ve kripto üzerinde baskı devam eder. 2 yıllık tahvil faizi yüksek kalırsa piyasa Fed’in rahatlayamayacağını düşünür.

Üçüncüsü petrol ve Hürmüz.
Petrol 100 doların üzerine yerleşirse enflasyon korkusu büyür. Hürmüz ve Bab el-Mandeb hattında rahatlama gelirse piyasa nefes alır.

Dördüncüsü Bitcoin ETF akışları.
Yedi günlük giriş serisinin ardından gelen 225 milyon dolarlık çıkış tek günlük bir risk-off mu, yoksa yeni bir zayıflığın başlangıcı mı? Kriptoda asıl cevabı burada arayacağım.

Beşincisi Ethereum ETF akışları.
ETH tarafındaki pozitif hareket devam ederse Ethereum Bitcoin’e göre daha güçlü kısa vadeli hikâye kurabilir. Ama girişler kesilirse ETH yine daha kırılgan kalır.

Altıncısı büyük teknoloji bilançoları.
Microsoft, Meta, Amazon ve Apple tarafında AI harcamaları, nakit akışı ve kâr kalitesi kritik olacak. Piyasa artık sadece büyüme değil, büyümenin maliyetini de fiyatlıyor.

Yedincisi dolar.
DXY güçlü kalırsa kripto için alan daralır. Dolar gevşemeden ve tahvil sakinleşmeden kriptoda kalıcı rahatlama beklemek zor.

20–26 Temmuz haftasını ben “maliyet sorgulaması” haftası olarak okuyorum.

Petrol yükseldi.
Tahvil faizleri sıçradı.
Dolar güçlendi.
Tesla ve Alphabet bilançoları AI harcamaları konusunda soru işareti yarattı.
Nasdaq üst üste ikinci haftayı kayıpla kapattı.
Bitcoin ETF’lerinde giriş serisi geldi ama hafta sonunda bozuldu.

Bu yüzden piyasa zayıf değil ama çok rahat da değil.

Ben önümüzdeki hafta yön değil, teyit arayacağım.

Piyasanın gerçekten güçlenmesi için dört şeyin aynı anda olması gerekiyor: petrol sakinleşmeli, tahvil faizleri gevşemeli, dolar baskı kurmamalı ve ETF girişleri yeniden istikrarlı hale gelmeli.

Bu dört şart oluşursa risk iştahı sağlıklı şekilde toparlanır.

Ama petrol 100 dolar üstüne yerleşir, Fed şahin kalır ve büyük teknoloji bilançoları AI maliyetini daha da sorgulatırsa, bu haftaki satış sadece küçük bir uyarı değil, daha büyük bir pozisyon azaltmanın başlangıcı olabilir.

Benim için bu haftanın özü şu:

Piyasa artık hikâyeye değil, hikâyenin maliyetine bakıyor.

Artık Kaptanlara Abonelikler aracılığı ile de ulaşabilirsiniz. Bu abonelikler X üzerinden sağlanıyor. (Substack üzerinden herhangi bir özel paylaşım yapılmamaktadır.)

Aboneliklere ulaşabilmek için:

TheArfi : https://x.com/ParabolArf/creator-subscriptions/subscribe

HeisenbergTrx : https://x.com/heisenbergtrx/creator-subscriptions/subscribe

MrTrader : https://x.com/MrTradeer/creator-subscriptions/subscribe


Bitcoinde akümülasyon devam ediyor. Destek seviyeleri 61300-59500 arasında HTF destek bölgesi görünüyor. Direnç olarak 66500-68123 ve üstünde 70400-71900 seviyeleri dikkat çekiyor.

ETH:

ETH HTF Destek seviyeleri 1650-1580 seviyeleri olarak dikkat çekiyor. Direnç olaran HTF de 2100 seviyelerini işaret ediyor bizlere.

USDT.d

Anlık olarak büyük dirençten ret yedik. Bu markette %10 luk bir yükselişi verdi şimdi anlık dirençlerimiz 8,9 seviyesi görünüyor. Dikkat edilmesi gereken yer ise 7,48 seviyesi ve altındaki 6,7 seviyesi.

No posts

Read the original on barbarianstrading.substack.com

Comments

Nothing yet. Say the first thing.

    Sign in to join the conversation.