Bu şiir 20 Şubat Cuma akşamı Umami Kitap’ın Hilal Can ile beraber Pasaj Zivo’da gerçekleştirdiği etkinlik için yazılmış ve orada okunmuştur.
samimiyetimi sorgulamayın
Alkollü bir gecenin sabahı terleme yapar.
Belki cinsiyetlerin kendilerinde bir problem yoktur,
onlarla eşleştirdiğimiz şeylerde vardır
veya genel olarak bazı anlarda, bazı insanlarda.
Beni uzaktan gördüğünde adım attığın dışarıdan
kendini nasıl geri içeri kaçırdığını gördüm.
Sessizliğe dayanamadığım için ettiğim iltifatları uç uca koysam
yapay bir aşk mektubu olarak tınlar
veya yapay bir zeka.
Aşk ne de olsa zekayı ölümle tehdit eder.
Yapaylıktan geberdiğimiz başka anlar da elbet vardır. Aşk dışında.
(Gerçi) hiçbir yapay çiçek gebermez, sonsuza kadar yaşar
ve zaten bunu kastediyordum işte,
yapaylık gebertir.
Yapay bir insanın yanında her şey sorgulanır.
İnsan kendinin yapaylığıyla da böylece tanışır.
Yoksa hayır canım nereden çıktı
insan çok samimidir. Seviyorsa söyler.
İstemiyorsa da söyler.
İnsan kızdığında sakin sakin anlatır neye kızdığını.
Nasılsın? diye birine sorduğunda
gerçekten merak eder. Cevap üç gün bile sürse dinler.
İnsan gidip de sana çiçek aldıysa gerçekten mutlu olman içindir.
Çiçekleri sevip sevmediğinle ilgilenmez.
Çünkü çiçekleri herkes sever.
Dünya samimi olmayı kolaylaştıran ve yapaylığı zorlaştıran bir sürü şeyle doludur.
İnsan niyeyse gidip zor yolu seçer. Patikalar kamufle olur.
Çünkü güven problemim yok diyen birisi yalan söyler,
ve keza tüm problemin kendinde olduğunu düşünen de. Yani eğer tabii samimiyse.
Eğer tabii samimiyse insan, kendini anlatmaktan yorgun düşer.
Sessizliğe dayanamayan bir grup herkesi uç uca koysam
gerçek bir barikata benzer.
Şimdi aşka bilinçi bir şekilde geri dönmem gerekirse,
aşk, insanı toplum içinde kamufle eder. Ya da toplum aşık insanı,
metroda görsen dahi anlamazsın derecesinden bahsediyorum.
Ben yapaylığa bir direniş olarak aşık oluyorum.
Sokakta herkes kim ne derse desin normal bir insandır.
Dövülmeyi haketmeyişi bundandır.
Hepimizi birleştiren, hayatta kalma çabamızdır.
Kadın olmamışsan eğer
bir günlüğüne bile
içgüdülerin yalandır.
Veya duruyorsan öyle olduğun yerde
bir kaldırım taşı gibi
kıpırdamadan
olduğun yerden hiç kanatlanmadan
kanatlarına dönüp hiç bakmadan
olduğun yeri hiç tanımadan
ağlamadan zırlamadan
bozmadan elini yüzünü
kimse bakmazken
saçını başını yolmamışsan
ve yolunu oluşturanların arasında
senin adımlarının da olduğunu
hiç görememişsen
başka taşları
hiç tanımadan onları
sıcak bir kazanda eritmeden
aşkının kollarında erimeden
kollarını uzatmadan gittiği yere kadar
bir çocuğun “Ne kadar çok?”
sorusu karşısında yaptığı gibi
kocaman sevmeden
önündekini
arkandakini, yanı kendi sırtını,
senin de bir sırtın olduğunu idrak etmeden
ah sırtın, tüylerim ürperdi
sabah uyanıp seni gördüğümde
istemsizce sırıtan yanaklarım
bozuldular
eridiler, taşlar gibi
boyandılar
onlar da diğer şeylerimle birlikte
oldukları şeyden başka bir şey olmak için
bir yolculuğa çıktılar.
Ve tünelin ucunda bambaşka bir şey olarak
yeniden doğdular, bedenlerimiz
unutmamak lazım
bedenlerimiz bizimlerdi, ve biz yürüdükçe
daha da bizim oldular.
Unutma lubunya
Unutma sevgilim
Unutma her kimsen
ve bugün her neredeysen
sen eğer varsan ben de varım.
Gözyaşların
aynaya bakınca üzerine çöken korku
ışığın, ışığım, ışığımın ışığı,
ve bir ışık kırılmasında olan bitenler.
Fırtına sonrası sessizlik.
Gölgen aşkım
aslında gölgeni de takip eden adımların
ve onları da gölgeleyen yorgunluğun
birbirlerine güvendiler, unutma.
Kendini bir ömür bir odaya kapatışının boyama kitabı, omuzların,
saçının kıvrımları, geçen yaz festivalde,
mavi simli far
dudağının üstü
koltuğunun altı
dizime kadar çizme
sırtının tam ortası
bak yine tüylerim ürperdi
Ve yapay bir icat olarak
söylemesem olmaz
dünün, bugünün, yarının.
Ama bilhassa, bugünün.
Bir sökülüp bir takılan kaldırım taşları gibi
meydanın ortasında kendine bile meydan okuyan bütün parçaların
şanındandır, şanımdandır,
şanımın da şanındandır diyeceğiz.
Samimiyetimi sorgulamayın,
çünkü direniş hiçbir zaman yapay olamaz.
No posts

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.