RSS Amplifier

Byproduct* · Mar 11, 2026

samimiyetimi sorgulamayın

0
Sign in to vote or save

Zeynep Yılmaz · Byproduct*

Bu şiir 20 Şubat Cuma akşamı Umami Kitap’ın Hilal Can ile beraber Pasaj Zivo’da gerçekleştirdiği etkinlik için yazılmış ve orada okunmuştur.

samimiyetimi sorgulamayın

Alkollü bir gecenin sabahı terleme yapar.

Belki cinsiyetlerin kendilerinde bir problem yoktur,

onlarla eşleştirdiğimiz şeylerde vardır

veya genel olarak bazı anlarda, bazı insanlarda.

Beni uzaktan gördüğünde adım attığın dışarıdan

kendini nasıl geri içeri kaçırdığını gördüm.

Sessizliğe dayanamadığım için ettiğim iltifatları uç uca koysam

yapay bir aşk mektubu olarak tınlar

veya yapay bir zeka.

Aşk ne de olsa zekayı ölümle tehdit eder.

Yapaylıktan geberdiğimiz başka anlar da elbet vardır. Aşk dışında.

(Gerçi) hiçbir yapay çiçek gebermez, sonsuza kadar yaşar

ve zaten bunu kastediyordum işte,

yapaylık gebertir.

Yapay bir insanın yanında her şey sorgulanır.

İnsan kendinin yapaylığıyla da böylece tanışır.

Yoksa hayır canım nereden çıktı

insan çok samimidir. Seviyorsa söyler.

İstemiyorsa da söyler.

İnsan kızdığında sakin sakin anlatır neye kızdığını.

Nasılsın? diye birine sorduğunda

gerçekten merak eder. Cevap üç gün bile sürse dinler.

İnsan gidip de sana çiçek aldıysa gerçekten mutlu olman içindir.

Çiçekleri sevip sevmediğinle ilgilenmez.

Çünkü çiçekleri herkes sever.

Dünya samimi olmayı kolaylaştıran ve yapaylığı zorlaştıran bir sürü şeyle doludur.

İnsan niyeyse gidip zor yolu seçer. Patikalar kamufle olur.

Çünkü güven problemim yok diyen birisi yalan söyler,

ve keza tüm problemin kendinde olduğunu düşünen de. Yani eğer tabii samimiyse.

Eğer tabii samimiyse insan, kendini anlatmaktan yorgun düşer.

Sessizliğe dayanamayan bir grup herkesi uç uca koysam

gerçek bir barikata benzer.

Şimdi aşka bilinçi bir şekilde geri dönmem gerekirse,

aşk, insanı toplum içinde kamufle eder. Ya da toplum aşık insanı,

metroda görsen dahi anlamazsın derecesinden bahsediyorum.

Ben yapaylığa bir direniş olarak aşık oluyorum.

Sokakta herkes kim ne derse desin normal bir insandır.

Dövülmeyi haketmeyişi bundandır.

Hepimizi birleştiren, hayatta kalma çabamızdır.

Kadın olmamışsan eğer

bir günlüğüne bile

içgüdülerin yalandır.

Veya duruyorsan öyle olduğun yerde

bir kaldırım taşı gibi

kıpırdamadan

olduğun yerden hiç kanatlanmadan

kanatlarına dönüp hiç bakmadan

olduğun yeri hiç tanımadan

ağlamadan zırlamadan

bozmadan elini yüzünü

kimse bakmazken

saçını başını yolmamışsan

ve yolunu oluşturanların arasında

senin adımlarının da olduğunu

hiç görememişsen

başka taşları

hiç tanımadan onları

sıcak bir kazanda eritmeden

aşkının kollarında erimeden

kollarını uzatmadan gittiği yere kadar

bir çocuğun “Ne kadar çok?”

sorusu karşısında yaptığı gibi

kocaman sevmeden

önündekini

arkandakini, yanı kendi sırtını,

senin de bir sırtın olduğunu idrak etmeden

ah sırtın, tüylerim ürperdi

sabah uyanıp seni gördüğümde

istemsizce sırıtan yanaklarım

bozuldular

eridiler, taşlar gibi

boyandılar

onlar da diğer şeylerimle birlikte

oldukları şeyden başka bir şey olmak için

bir yolculuğa çıktılar.

Ve tünelin ucunda bambaşka bir şey olarak

yeniden doğdular, bedenlerimiz

unutmamak lazım

bedenlerimiz bizimlerdi, ve biz yürüdükçe

daha da bizim oldular.

Unutma lubunya

Unutma sevgilim

Unutma her kimsen

ve bugün her neredeysen

sen eğer varsan ben de varım.

Gözyaşların

aynaya bakınca üzerine çöken korku

ışığın, ışığım, ışığımın ışığı,

ve bir ışık kırılmasında olan bitenler.

Fırtına sonrası sessizlik.

Gölgen aşkım

aslında gölgeni de takip eden adımların

ve onları da gölgeleyen yorgunluğun

birbirlerine güvendiler, unutma.

Kendini bir ömür bir odaya kapatışının boyama kitabı, omuzların,

saçının kıvrımları, geçen yaz festivalde,

mavi simli far

dudağının üstü

koltuğunun altı

dizime kadar çizme

sırtının tam ortası

bak yine tüylerim ürperdi

Ve yapay bir icat olarak

söylemesem olmaz

dünün, bugünün, yarının.

Ama bilhassa, bugünün.

Bir sökülüp bir takılan kaldırım taşları gibi

meydanın ortasında kendine bile meydan okuyan bütün parçaların

şanındandır, şanımdandır,

şanımın da şanındandır diyeceğiz.

Samimiyetimi sorgulamayın,

çünkü direniş hiçbir zaman yapay olamaz.

No posts

Read the original on zeynepylmaz.substack.com

Comments

Nothing yet. Say the first thing.

    Sign in to join the conversation.