Varsıl kuşlar bir ardıç ağacında
Babamın dize okumadığı altında
Kaşları beyaz kışların sonu gelmiş
Avucumla içiyorum nehrin suyunu
Çıplak sırtım
Çıplak sırtımda patladı silahlar—kanadı
Yılan feryağdı iğtirazlar
Boşa geçen hayağta son veren ödüldür ölüm
Arkası dönük maktûllerin de rızağ gösterdiği.
Bir ardıç ağacından
kelebeklerin uçmayı bilmediği—
kuş sırtlarını görecek kadar yükseldim
kötü olmaktan vazgeçtiğim gün.
—tövbelerim arafta—
Ben, yanlış zamanda uyandım
Hükümlüyken öldürüldüm.
Gölgenin gölgesiyim artık;
Kurban sabahı kokan tağze kavurma,
yeni demlenmiş çay kırmızılığı,
ardıç kuşu şakırtısı,
bir hayvan dışkısı sıcaklığı,
çiseleyen yağmur,
öfkeli terler,
komalı notalar,
kambur kadınlar,
çolak adamlar,
üşüyen ayakların sürtünmesiyim.
Dönüyorum kendime, dönüyorum—
durmadan
yavuz evliyaoğlu
Yavuz Evliyaoğlu kimsin?
Bozkırda bir yıldız tozuyum; sepyanın ortasında bir kum tanesi. Hayatı sanatla yaşayan biriyim. Hem müzikle uğraşıyorum hem edebiyatla. Kendimi bildim bileli şu ikisine ilgiliyim: şarkılarım ve şiirlerim.
Konya’nın şiir rezervlerini —Mevlânâ’dan kalan sesleri— çıkarmaya hüküm giymişim.

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.