RSS Amplifier

İyi Hissettiren Bülten · Aug 9, 2026

🕊️ Birini Üzmemeye Çalışırken Kendimizi Kaybetmek

0
Sign in to vote or save

Yakın İlişkiler · İyi Hissettiren Bülten

Merhaba sevgili Yakın İlişkiler sever,

Ben Klinik Psikolog Rengim Lal. Umarım keyfin yerindedir çünkü bugün yazdıklarımla biraz ilişkilerimizin gidişatına çomak sokmaya geliyorum. Daha fazla merak uyandırmadan konumuza geçelim mi?

Çoğumuzun ilişkilerimizde iyi niyetli bir yerden hareket ederken kendimizi karşı tarafın duygularının sorumluluğunu alırken bulduğumuzu fark ediyorum. Karşımızdaki üzülmesin, kırılmasın, hayal kırıklığı yaşamasın istiyoruz. Bunların hepsi çok tatlı, çok anlaşılır. Ama bunlar için kendi duygu ve ihtiyaçlarımızı geri plana attığımız zaman biraz tehlikeli sularda yüzdüğümüzü düşünüyorum.

Aslında para biriktirmek isterken arkadaşımız üzülmesin diye bize göre lükse kaçan bir plana “olur” diyoruz. Partnerimiz bizi yanlış anlayıp alınmasın diye rahatsız olduğumuz bir davranışı dile getiremiyoruz. Aile içinde huzur bozulmasın diye yıllardır içimizde tuttuğumuz şeyleri konuşmuyoruz.

Başta bunlar fedakârlık gibi görünüyor. Hatta çoğu zaman “iyi insan olmak” ya da “ilişkiyi korumak” için bunları yapmamız gerektiğini öğreniyoruz. Fakat zamanla fark ediyoruz ki karşımızdakini korumaya çalışırken kendi ihtiyaçlarımızı, sınırlarımızı ve sesimizi kaybetmişiz...

Bu konuda neler yapabileceğimiz hakkında konuşmadan önce önemli bir ayrım yapmamız gerektiğini düşünüyorum: Başkalarının duygularına özen göstermekle onların duygularından sorumlu hissetmek aynı şey değil.

Elbette söylediğimiz her şeyin karşımızdaki kişi üzerinde küçük ya da büyük, olumlu ya da olumsuz bir etkisi oluyor. İlişkilenmek böyle bir şey. Karşımızdaki kişinin bize söylediklerinden gerçekten hiç etkilenmiyorsak orada ne kadar yakın bir ilişki olduğu sorgulanır. O nedenle karşı tarafın duygularını incitmemek adına eleştirel, suçlayıcı ya da kırıcı ifadelerden kaçınmaya çalışmak ve ilişkiyi gözetmek değerli şeyler. Bu, ilişkimize özen gösterdiğimiz anlamına geliyor. Ancak birinin üzülme ya da öfkelenme ihtimali, bizim kendi gerçeğimizi söylemememiz gerektiği anlamına gelmiyor. Çünkü kendi duygularımızı ve sınırlarımızı ifade etmek, tamamen bizim sorumluluğumuzda. Biz iç dünyamızı karşı tarafa açtığımız ölçüde başkaları tarafından görülebilir oluyoruz. Aksi takdirde neyin bizi kırdığını, rahatsız ettiğini ya da neye ihtiyaç duyduğumuzu kimse bilemez.

Peki biz bu kadar kırılgan bir yerden iç dünyamızdan bir parçayı paylaştığımızda karşı tarafın tetiklenmesi karşısında ne yapacağız?

Her insan aynı cümleleri aynı şekilde duymuyor, bunu fark etmişsindir. Çünkü herkesin geçmişi, hassasiyetleri, yaraları ve algısı farklı. Bu yüzden aynı söz bir kişide yalnızca yeni bir “bilgi” olarak kalırken başka birinin içinde bir yerleri tetikleyip öfke, savunma ya da saldırı tepkilerine neden olabiliyor. Ve burada önemli bir gerçek yatıyor: Karşımızdaki kişinin neyi nasıl yorumlayacağını, hangi sözümüz karşısında nasıl hissedeceğini ve neye nasıl tepki vereceğini kontrol edemeyiz. Biz sadece kendi niyetimizi, kendi duygumuzu ve kendi sınırımızı ifade edebiliriz. Gerisi karşı tarafın iç dünyasında olup bitenlerle ilgili.

Özellikle manipülatif dinamiklerin mevcut olduğu ilişkilerle büyüyenlerimiz karşı tarafın olumsuz duygularıyla karşı karşıya kaldığımızda çok etkilenebiliyoruz. Çünkü o zamana kadar “Sen onun istemediği şekilde davrandığın için baban çok üzüldü.”, “Aklından geçenleri söylemeseydin böyle olmazdı.” gibi cümlelerle büyümüş oluyoruz. Bu tür ifadeler zamanla bize “Ben sevdiklerimin kötü hissetmesine ve kötü şekilde davranmasına sebep oluyorum, o yüzden susmalıyım.” cümlesini öğretiyor. Böylece yetişkinlikte de kendi isteklerimizi, ihtiyaçlarımızı ve sınırlarımızı ifade etmek zor oluyor.

Oysa ben ne söylersem söyleyeyim, karşılığında ne hissediyorsa bu onun duygusu; ardından nasıl davranıyorsa bu da onun seçerek verdiği bir tepki. Daha farklı bir şekilde davranmayı da seçebilirdi, öyle değil mi? Onu o hale ben getirmedim; ben sadece kendimi ifade ettim.

Herkes kendisinden sorumlu. Ben kendi istek ve ihtiyaçlarımdan sorumluyum. Bu da şu anlama geliyor: Tatmin olduğum bir hayat yaşamak için isteklerimi, ihtiyaçlarımı ve bunlar karşılanmadığında içimde uyanan duyguları karşımdaki kişiye açıklıkla, imada ya da eleştiride bulunmadan ifade etmem gerekiyor. Karşımdaki kişi de kendi duygularını ve davranışlarını düzenlemekten sorumlu. Duygularını düzenlemeden kontrolsüz şekilde davranırsa ona bu şekilde davranmasının benim için uygun olmadığını söylemek de yine benim sorumluluğumda.

Biliyorum, söylemesi kolay ama uygulaması birçoğumuz için zor bir şeyden bahsediyorum. Çünkü alışık olduğumuz düzen bu değil. Ama bu durumu değiştirip kendimize ilişkilerde hak ettiğimiz alanı açmak da bizim sorumluluğumuzda; çünkü bu alanı bizim yerimize kimse açamıyor.

Bültenimizin sonuna gelirken bu hafta kendine şu soruları sormanı isterim:

Bugün söylemediğim şey gerçekten bu ilişkiyi korumaya mı hizmet ediyor, yoksa sadece karşımdakinin o an kötü hissetmesini mi engellemeye çalışıyorum? Ve bunu sağlamaya çalışırken ondan duygusal anlamda uzaklaşıyor olabilir miyim?

Bazen bir ilişki için yapabileceğimiz en güzel şey, karşımızdakini koşulsuz şartsız iyi hissettirmeye çalışmaktan değil de hem karşımızdakine hem de kendimize dürüst olabilmekten geçiyor. Çünkü sağlıklı ilişkiler; kimsenin hiç üzülmemesi, kırılmaması, öfkelenmemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Tam tersine üzüntünün, hayal kırıklığının, öfkenin oluştuğu zaman konuşulabildiği ve farklılıkların bir arada taşınabildiği ilişkiler daha sağlam oluyor. Ancak o zaman samimi ve gerçekten yakın ilişkiler kurabiliyoruz.

Bu hafta hem kendinin hem de sevdiklerinin duygularına alan açabildiğin, başkasının duygusunu taşımadan kendi sesini de duyabildiğin küçük adımlar atman dileğiyle…

Sevgiler,

Rengim Lal

Gönderi yok

Read the original on yakiniliskiler.substack.com

Comments

Nothing yet. Say the first thing.

    Sign in to join the conversation.