Hey sen! Komünist bir rejimin hayalini mi kuruyorsun? O halde sana birkaç tane sorum olacak…
Soru 1: İlerde hangi arabayı satın almak istiyorsun? Hayalindeki araba ne? Alfa Romeo, BMW, Audi, Toyota, Mitsubishi, Lexus, Honda, Ferrari...?
Üzgünüm maalesef buna sen karar veremeyeceksin. Zira ilerdeki arabanı evet ücretsiz alacaksın ama niteliğine sen karar veremeyeceksin. Araban kura ile belirlenecek ve senin olmayacak. Kuranın sana çıkması yıllarını alacak. Üstelik kuradan 2. el araba olabilir. Aynı zamanda bu arabayı istediğin gibi de kullanamayacaksın. Markasına karar veremediğin gibi ithal araba markalarını da unut. Devletin ürettiği arabalara binmek zorundasın. (Türkiye özelinde TOGG)
Soru 2: Nerede yaşamak istersin?
Datça, Marmaris, Çeşme, Alaçatı, Bodrum? Aslında sana böyle bir soru sorulmayacak bile. Maalesef buna da devlet karar verecek. Belki ücra bir kasabada, belki de bir Ege Kasabasında yaşayacaksın. Bu da kura yöntemi ile belirlenecek.
Soru 3: Kendi işini kurmak ister misin?
Harika bir restoran fikrin mi var? Yeni bir teknoloji geliştirdin ve şirket kurmak mı istiyorsun?
Üzgünüm. Kâr amacıyla özel şirket kurmak mümkün olmayacak. Başarılı olsan da başarısız olsan da sonuç büyük ölçüde aynı olacak. Çünkü üretim araçları sana değil devlete ait olacak.
Soru 4: Telefon olarak ne kullanmak istersin?
iPhone mu, Samsung mu, Xiaomi mi?
Hayır. Büyük ihtimalle bunların hiçbirine sahip olamayacaksın. Çünkü rekabet olmadığı için üretici sayısı sınırlı olacak. Bir ürünün daha iyisini yapmak için şirketlerin birbiriyle yarıştığı sistem ortadan kalkacak. (Mesela Türkiye için General Mobile marka telefon kullanmak zorundasın.)
Soru 5: Ne iş yapmak istiyorsun?
Doktor, mühendis, yazılımcı, girişimci ya da restoran sahibi mi olmak istiyorsun?
Maalesef buna da tam olarak sen karar veremeyeceksin. Devletin o yıl hangi mesleğe ihtiyaç duyduğu önemli olacak. Belki sevmediğin bir fabrikada çalışacaksın, belki de yıllarca yapmak istemediğin bir işi yapmak zorunda kalacaksın. Çünkü bireysel tercihlerin değil, merkezi planın ihtiyaçları öncelikli olacak.
Bu beş sorunun beşi de Komünizm’in uzun yıllar uygulandığı ve Ekim Devrimi’ne ev sahipliğine yapan SSCB’deki uygulamalardan esinlenerek soruldu. 1900’lü yıllar için komünizmin sağladığı imkanlar ütopikti, kabul ediyorum. Sibirya’da yaşayan bir Rus köylüsüsün ve evin, araban, işin var. Üstelik aç da değilsin. Standart bir yaşam sürüyorsun.
Ama…
Ama günümüzde artık globalleşen bir dünya var; değil mi? Hepimizin hayalleri, hedefleri var. Komünist sistem artık bunu ne kadar karşılayacak? Toplumun önemli çoğunluğu zaten standart yaşam sürüyor, fakirliğin azaldığı şu çağda %1’lik fakir azınlık için niçin geri kalan %99’un yaşam standartı düşsün, öyle değil mi?
Kaçınız bu sorulara “evet” diyebilecek. Birey olarak görülmemek hoşunuza gidecek mi? Veya rekabetin ortadan kalkması. Jungçu psikolojide ‘Devouring Mother’ yani ‘Yutan Anne’, bireyin tüm kararlarını onun yerine veren aşırı koruyucu ve baskıcı otoriteyi temsil eder. Sizce devletin “Devouring Mother” (Yutan Anne) arketipiyle hareket etmesi ne kadar sağlıklı olacak? Evet, devlet bunu sizin iyiliğiniz için yapacak ve birçok vatandaşla gerçekten eşit olacaksınız. Ama devlet bunun karşılığında sizden hürriyetinizi alacak. Size ortalama bir yaşam sunup karşılığında bağımsız olamayacaksınız. İşinizde kafanıza göre izin kullanamayacaksınız. Bunlara bu çağda hangimiz evet diyebilir?
Hepimiz “Komünizme” evet deriz. Ama iş realiteye bindiğinde ben kendi adıma kocaman bir hayır çekerim. Niçin şu an elimdeki üst düzey telefondan olayım, niçin elimdeki üst düzey konforlu arabamdan olayım? Niçin Gemlik’te yaşama hayalimden vazgeçeyim? Bunun sebebi benim çok zengin olmam veya taşınmazlarımı paylaşmak istememem değil. Ben Türkiye’de orta halli bir hayat sürüyorum. Bu yazıyı okuyan bir çok kimse de öyle. Kendimizi kandırmayalım. Kimse elindeki arabadan, evden olmak istemez.
Yarın bir gün desek ki hadi komünal bir rejime geçiyoruz, sol kesim sevinçten ne yapacağını bilemez. Ama iş; ev, iş, araba, yaşam realitesine geldiğinde buna kimse evet diyemeyecek. Özellikle “Kadıköy” solcuları.
Öbür türlü solcuysanız zaten size bir şey deme hakkım bile yok. Saydığım şeylere razıysanız başımın üstünde yeriniz var. Delikanlı solculardansınız vesselam.
Bu yazıyı Çin’in bile bu sistemi globalleşen dünyaya ayak uyduramadığı ve bireyin güncel ihtiyaçlarına cevap veremediği için terk ettiğini söyleyerek sonlandırmak istiyorum.
Türkiye’de yoksulluk üzerine uluslararası araştırmalar için ayrıca bakınız:
https://www.undp.org/tr/turkiye
https://www.worldbank.org/ext/en/country/turkey
https://ec.europa.eu/eurostat/web/income-and-living-conditions
Gönderi yok

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.