RSS Amplifier

Biryudumkitap · Aug 26, 2026

Günaydın! Günün Pasajı: "Yenişehir'de Bir Öğle Vakti"

0
Sign in to vote or save

Biryudumkitap · Biryudumkitap

Günaydın. İnsan istedi mi her şeye inanır, ne tuhaf. İnandığı için ahmaklıkla da suçlanır fakat aslında suçlayanlar da her şeye inanır. Başkalarının hayatı hakkında konuşmanın verdiği rahatlıkla ahkam kesmenin yarattığı bir kısır döngü… Sevgi Soysal, “Her şeyin değişebileceğini sananlardanız Bekleyenlerden, Umanlardan.” der. Biz beklemeye devam edeceğiz sevgili okur ve bilin ki bunu doğru bulmayanlar da bizimle olacak. Var olun.

İletişim Yayınları, s. 153-155

Akşam sofrasında kimseyle konuşmadı. Paris’ten dönünce üniversite giriş sınavlarına girmişti. Anasının sınav sonuçlarını çok merak ettiğini biliyordu. Hukuk Fakültesini kazandığını bir gün önce öğrenmişti. Bu da sıkıyordu canını. Asıl isteği film yapmaktı. Üniversite öğrenimini gereksiz buluyordu. Kendi ilgilendiği alanda bir şey öğrenmeyecek olduktan sonra. Hele o arzuhâlci okuluna gitmenin hiçbir anlamı yok, diye düşünüyordu. Şimdi anasına bunları söylese yine tatsızlık çıkacak. Oğlunun üniversiteye gitmemesi sözünü bile duymak istemiyor. Babası da sertti bu konuda. Profesörlerin oğlu da okumazsa kim okuyacak? Sonunda yine anasıyla babası kızacaklardı birbirlerine; anası, babasını âlemin çocuklarıyla uğraşıp kendi oğlunu ihmal etmekle suçlayacak, “Eğitim konusunda onca makale yazacağına, oğlunu eğit!” diye söylenecek, babası sofrayı terk edecek, Mevhibe Hanım yatak odasına kitlenecek, tatsızlık yine günlerce sürecekti. Doğan’ı tek düşündüren askerlikti. Üniversiteye yazılmazsa askere gitmek zorunda kalacak, film işi iyice suya düşecekti. Yenilgi başlangıcının tatsız boğuntusu kavrıyordu yüreğini. Sofradan kalktı. Fakülteye yazılırım herhâlde, diye düşündü. Annesine, Hukuku kazandığını söylemeden odasına kapandı. Yatağına uzandı. Parasızlıktan Türkiye’ye dönmek zorunda kalınca ister istemez ayrıldığı Giselle’in yüzü geldi gözlerinin önüne. Altın renkli teni, sağlıklı yüzü, ela gözleri. Birlikte sürttükleri Paris kahvelerinde, aşkları hakkında soru soranlara, gerekli olduğuna inandıkları bir umursamazlıkla, “Ne demek âşık olmak? Birlikteyiz ya,” derlerdi. Giselle böylesi düşünceleri dile getirmekte Doğan’dan daha ustaydı. Şöyle derdi o: “Birbirimize rastladık, otomobil kazası gibi bir olay bu, insana otomobil çarptı mı, yoluna devam edemez. Şimdi iyileşene kadar birlikte olmak zorundayız. Sonra yolumuza devam edeceğiz.” Böyle geliştiriyorlardı sözlerini, birbirlerini seyrettiklerini söylüyorlardı. Giselle Doğan’ın hoşuna gideceğini düşünerek şöyle diyordu: “Seyircilik önemli, ama dural bir şey olmamalı, burada bir otomobil kazası oluyorsa, uzak bir yerde bir savaş oluyor, daha uzak bir yerde bir ihtilal oluyor; olay ve coğrafya değiştirmeli seyircilik… Ses hızına ulaşmak gerekiyor bunun için, bu durumda gözlerimizi birbirimize dikip bunun adına aşk demek budalalığını başkalarına bırakalım…” Doğan da Giselle’in hoşuna gitmek için buna benzer şeyler söylerdi, böylesi konuşmaları geliştirmek bir noktadan sonra öylesine kolay ki. Güzel, acı, buruk bir Fransız kahvesi içmek gibi… Dinlendirici, acıtmayan… Eğlendirici! Oysa bugün, Altındağ gecekondularına, film çekebilmek için seyre gittiğinde hiçbir şey seyredememiş, film için gerekli açıklamaları yapamamış... Sadece yorulmuştu. Seyredilmişti bir de. Üstüne dikilen kuşkulu gözlerin seyrinden sıkılmış, Paris kahvelerindeki o eski hazırcevaplılığın yerinde yeller estiği gibi, kendisine yöneltilen sorulara inandırıcı ve güvendirici karşılıklar verememişti. Ansızın çok, çok özledi Giselle’i. Bütün o büyük sözlere rağmen ayrılmak çok zor olmuştu. Kendisini geçirmeye gelen dost kalabalığı arasında ağlamamak için çaba göstermek zorunda kalmıştı. Şimdi gözlerini yummuş yatarken, Giselle’in ela, benekli gözlerini, diri vücudunu kafasında canlandırmaya çalıştı. Ama peşine takılan çocukların ısrarlı bakışları Giselle’in gözlerinin önüne geçiyor, gözlerdeki soru-umut-yakarı ve kuşku karışımı boğuyordu onu. Doğan, başını yastığına gömerek, uzun bir süredir ilk kez ağladı.

Gönderi yok

Read the original on biryudumkitap.substack.com

Comments

Nothing yet. Say the first thing.

    Sign in to join the conversation.