Yaklaşık bir süre önce “Bilgi Girişimciliği” adında bir bülten başlatmıştım.
Aslında bu planlanmış bir proje değildi. Tamamen doğal bir süreçti.
Uzun zamandır insanlar bana aynı soruları soruyordu.
“Nasıl çalışıyorsun?”
“İçeriklerini nasıl planlıyorsun?”
“Bu kadar farklı platformda nasıl üretmeye devam ediyorsun?”
“Arka planda nasıl bir sistem var?”
Bir taraftan da etrafımda ilginç bir tablo görmeye başlamıştım.
Alanında gerçekten çok bilgili insanlar vardı. Akademisyenler, uzmanlar, eğitmenler, yıllarca deneyim kazanmış profesyoneller...
Ama bütün bu bilgiye rağmen, onu insanların hayatına ulaştıramıyorlardı.
Hatta kendi öğrencilerimin arasında bile İngilizceyi öğrendikten sonra artık bilgisini farklı bir seviyeye taşımak isteyen insanlar olduğunu fark etmeye başladım.
İşte Bilgi Girişimciliği bülteni böyle doğdu.
Amacım, bildiğim sistemi paylaşmaktı.
Aslında bu bülteni hiçbir zaman bırakmadım. Sadece zamanla önemli bir şey fark ettim.
İnsanlar okuyordu.
Beğeniyordu.
Not alıyordu.
Ama uygulama kısmında ciddi şekilde zorlanıyordu.
Bir eğitimci olarak benim için en önemli şey teori değil, çıktıdır.
Bu yüzden kendime şu soruyu sormaya başladım:
“İnsanların gerçekten harekete geçmesini sağlayacak nasıl bir sistem kurulabilir?”
İşte bu soru, bültenin ikinci versiyonunun başlangıcı oldu.
Bilgi Girişimciliği 2.0’ın en büyük farkı bu olacak.
Artık sadece fikir paylaşmak istemiyorum.
Her yazının sonunda küçük ama uygulanabilir aksiyonlar olacak.
Çünkü bilgi ancak uygulandığında dönüşüm oluşturuyor.
Bunun yanında zaman içinde birbirimizin deneyimlerini paylaşabileceğimiz bir topluluk oluşturmak istiyorum.
Çünkü çoğu zaman en değerli öğrenme, yalnızca teoriden değil, gerçek deneyimlerden geliyor.
Bu bülteni yeniden başlatma kararımı hızlandıran başka bir sebep daha vardı.
Son dönemde bilgi girişimciliği konusunda çok fazla yanıltıcı içerik görmeye başladım.
“Şu uygulamayı kullan.”
“Bunu yap, hızlı müşteri bul.”
“Şöyle paylaş, kısa sürede gelir elde et.”
Oysa gerçek süreç bundan çok daha farklı.
Bilgi girişimciliği yalnızca içerik üretmek değildir.
Arka planda kurulması gereken bir sistem vardır.
Şirket yapısı vardır.
Ödeme sistemleri vardır.
İçerik mimarisi vardır.
Müfredat tasarımı vardır.
İnsanların gerçekten öğrenmesini sağlayacak bir eğitim yaklaşımı vardır.
Bir video çekmek ya da bir yazı yazmak işin yalnızca görünen kısmıdır.
Asıl iş, görünmeyen tarafta başlar.
Son bir yılda beni en çok etkileyen şey ise bir kitap olmadı.
Kendi yaşadığım bir deneyim oldu.
Yaklaşık on yıl boyunca büyüttüğüm Instagram hesabım sorgusuz sualsiz kapatıldı.
Çevremdeki birçok insan bunu büyük bir kriz olarak gördü.
Ama ben ilk günden itibaren oldukça rahattım.
Çünkü bütün sistemimi tek bir platformun üzerine kurmamıştım.
Belki bir ayağım kırılmıştı.
Ama sistem ayakta kalmaya devam etti.
Çünkü onu tek bir kolon üzerine inşa etmemiştim.
O gün bir kez daha şunu gördüm.
Güçlü olan hesaplar değildir.
Güçlü olan sistemlerdir.
Bugün bilgi girişimciliğini artık sadece içerik üretmek olarak tanımlamıyorum.
Yapay zekâ zaten bilgi üretebiliyor.
Metin yazabiliyor.
Video hazırlayabiliyor.
Araştırma yapabiliyor.
Bence artık asıl değer, bilgiyi kendi deneyiminle birleştirebilmekte.
Onu doğru probleme sunabilmekte.
Hikâyeleştirebilmekte.
Doğru insanların karşısına çıkarabilmekte.
Bilgi üretmek önemlidir.
Ama tek başına yeterli değildir.
Önümüzdeki yıllarda yapay zekâ çok daha gelişecek.
Fakat aynı anda başka bir eğilim daha görüyorum.
İnsanlar gerçek insanları daha fazla görmek istiyor.
Gerçek deneyimleri.
Gerçek hataları.
Gerçek hikâyeleri.
Belki tam da bu yüzden bilgi girişimciliği önümüzdeki yıllarda daha da önemli olacak.
Çünkü insanlar yalnızca bilgi aramıyor.
Deneyim arıyor.
Bu bültende bundan sonra kendi deneyimlerimi, gözlemlerimi, araştırmalarımı ve alanında önemli insanlardan öğrendiğim fikirleri paylaşacağım.
Ama yalnızca teori paylaşmayacağım.
Her yazıda mümkün olduğunca küçük, uygulanabilir ve sindirilebilir aksiyonlar da olacak.
Uzun vadede ise bütün bu içerikler kapsamlı bir eğitim sistemine dönüşecek.
Bu süreçte ben de yüksek lisans çalışmalarım boyunca öğrendiklerimi, araştırmalarımı ve sahada edindiğim deneyimleri bu bültene taşımaya devam edeceğim.
Bu yolculukta birlikte öğreneceğiz.
Birlikte deneyeceğiz.
Birlikte geliştireceğiz.
Çünkü benim amacım mükemmel bir sistem göstermek değil.
Sürdürülebilir bir sistem kurabilmek.
Başkalarını kopyalamak değil.
Başkalarından ilham alıp kendi sistemimizi inşa edebilmek.
Hepimizin farklı rutinleri var.
Farklı hayatları var.
Farklı bilgi alanları var.
Dolayısıyla hepimizin kuracağı sistem de farklı olacak.
Bu bültenin amacı da tam olarak bu.
Kendi sistemini kurmana yardımcı olmak.
Bundan Sonra Bu Bültende Neler Bulacaksınız?
Bu bülteni yeniden başlatırken amacım sadece düşüncelerimi paylaşmak değil.
Birlikte, sıfırdan sürdürülebilir bir bilgi işi nasıl inşa edilir, bunu adım adım incelemek istiyorum.
Yıl boyunca yalnızca teorileri değil, kendi deneyimlerimi, yaptığım hataları, araştırmalarımı ve sahada uyguladığım sistemleri de şeffaf bir şekilde paylaşacağım.
Önümüzdeki aylarda birlikte şu konular üzerine çalışacağız:
Bilgimizi öğretilebilir ve satılabilir bir ürüne nasıl dönüştürebiliriz?
Bir eğitim ya da içerik gerçekten nasıl tasarlanır?
İlham beklemeden düzenli üretmeyi sağlayan bir içerik sistemi nasıl kurulur?
Yapay zekâyı kendi sesimizi kaybetmeden nasıl kullanabiliriz?
Sosyal medya takipçileri yerine gerçekten bize ait bir kitle nasıl oluşturulur?
Bilgiyi sürdürülebilir bir gelir modeline dönüştürmenin yolları nelerdir?
Tek kişilik bir bilgi işinin operasyonu nasıl yönetilir?
Gerçek deneyimleri güven oluşturan vaka analizlerine nasıl dönüştürebiliriz?
Bunların bir kısmı kendi projelerimin perde arkasından gelecek.
Bir kısmı yüksek lisans sürecinde öğreneceğim yeni araştırmalardan.
Bir kısmı ise dünyanın farklı yerlerinden eğitimcilerle, araştırmacılarla ve bilgi girişimcileriyle yaptığım çalışmalardan.
Ama en önemlisi, bu bülten tek yönlü bir yayın olmayacak.
Her yazının sonunda mümkün olduğunca küçük ama uygulanabilir aksiyonlar paylaşacağım.
Çünkü amacım daha fazla bilgi tüketmek değil.
Kendi sistemimizi yavaş yavaş inşa etmek.
Ben de bu yolculukta kendi sistemimi geliştirmeye devam edeceğim.
Umarım siz de kendi sisteminizi kurarken bu bülten size eşlik eder.
Çünkü sonunda akılda kalmasını istediğim fikir aslında çok basit:
Başkalarını kopyalamaya çalışmayın. Onlardan ilham alın. Ama kendi bilgi alanınıza, kendi hayatınıza ve kendi rutinlerinize uygun, sürdürülebilir bir sistem inşa edin.
Bilgi girişimciliği, bence tam olarak bununla başlıyor.

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.