RSS Amplifier

başıbozuklar · Apr 3, 2026

bu ay iyi "fail aklayıcılık" yaptı

0
Sign in to vote or save

elif doğan · başıbozuklar

“ben üniversitedeyken, “cinsel taciz”, “flört tecavüzü”, hatta “cinsiyetçilik” gibi terimler henüz icat edilmemişti. “ataerkil” dünya diye bir sözcük yoktu dağarcığımda. bu tür şeyleri “yaşam” diye adlandırıyorduk ve ben, kadınların söylem geliştirip sistemleştirmesi gereği ya da olasılığı üzerinde hiç düşünmemiştim. dağarcığım olmadığı için, içimde ve çevremde olup bitenleri adlandırma, hele hele bunlara karşı çıkma olanağından yoksundum. bunun yanı sıra, doğruyu söyleyen kadınların sayısı arttıkça, “saygın yalan” kapsamına giren şeylerle ilgili inançlarım değişti ve kimin kimden korunması gerekir sorusunu yeniden gözden geçirmeye başladım.”

- harriet lerner, kandırma dansı

biz de isterdik şöyle iç açıcı şeylerden bahsedelim. memleketin neşesini, baharın gelişini kutlayalım. ama memleket neşeli olmadığı gibi, bahar da gelemedi henüz. haliyle bültenin başlığı da kendini anlattı. o halde, geçtiğimiz ayın dökümüne başlayalım.

bu ayki kitabımızı belirlemeden önce, aramıza yeni katılan başıbozuklar’ı da dikkate alarak, başıbozuklar kitap kulübü hakkında bir özet geçmek istiyorum.

başıbozuklar kitap kulübü’nde her ay, farklı bir temadan seçtiğimiz bir kitap okuyoruz. bu kitapları, her ay önce temayı, daha sonra da o temadaki kitaplardan birini seçerek belirliyoruz.

başıbozuklar kitap kulübü’nü substack’e taşıdığımdan beri (daha önce başka bir platformda yapıyordum, orada kayıt alınamıyordu) aşağıdaki kitapları okuduk:

başa dönmeden önce, geriye üç temamız kaldı:

  • derinlemesine feminizm: feminist kurama daha yakından bakmak isteyenler için derinlikli ancak anlaşılır kitaplar

  • çeviriyi beklemeyenler: türkçe baskısı henüz olmayan, e-kitap olarak erişilebilen, feminist temalı ingilizce kitaplar

  • çocukken okuyamadığımız kitaplar: kendi çocukluğumuzda rastlamadığımız, rastlasak da bugünkü bilincimizle okuyamadığımız, toplumsal cinsiyet rollerinden azade, kalıpları kıran ve bize başka bir büyüme hikâyesi anlatan kitaplar

aşağıdaki ankete katılarak, bu ayki kitabımızı yukarıdaki üç temadan hangisinden seçeceğimizi belirleyebilirisiniz.

ankete katıl

başıbozuklar kitap kulübü, başıbozuklar destekçilerine açık aylık bir canlı yayın buluşması. ayrıntıları burada bulabilirsiniz.

2025 mart ayına, 18 mart’ta diploması iptal edilen ekrem imamoğlu’nun 19 mart’ta gözaltına alınması ve 23 mart’ta tutuklanması damga vurmuştu. bir de olanlara sessiz kalanların tepkisizliği…

Geniş bir takipçi kitlesine sahip olup da sadece “güvenli” konular hakkında konuşan, toplumun büyük kesimini etkileyen adaletsizlikler veya baskılar söz konusu olduğundaysa susan, çoğu milyon takipçili bu kişilerin arasında iktidarın toplum mühendisliği yapmak için aparat olarak kullandığı figürler de var; arkasına aldığı sosyal medya rüzgârıyla, doğru yerde, doğru zamanda konumlanarak “kanaat önderi” olarak karşımıza çıkanlar da… Günün sonunda, popülist söylemlerle, eylemleriyle ama açıktan, ama gizli, ama bilerek ama farkında olmayarak, muktedire hizmet ediyor bu insanlar.

yazının tamamı

sadece iki mart önce başka bir kadınmışım.

Bu dalgalı haller arasında savrulurken faturayı aylık döngüme kesmek aklıma bile gelmedi. Zaten de insan davranışlarını ve ruhi dalgalanmaları biyolojik bir döngüye indirgemeyi doğru bulmam ben, özellikle de o insan kadınsa. Dünya kadınların “duygusal, histerik, muayyen gününde” olduğunu düşünen yeterince cinsiyetçi fikirle dolu zaten, onlara bir malzeme de ben vermek istemem.

yazının tamamı

mart ayına, beni ve sevdiklerimi üzen şubat’a sitem ederek başladım.

umudumuzu kestik mi? “umutlu kötümser” beyanıma bok sürdürmemek için “hayır” diyorum ama sabrım zorlanıyor. tam “dünyanın asıl yeni yılının ilkbahar olduğu”na inanacağım, amerika ve israil bir olup iran’ı bombalıyor. 8 mart yaklaşırken, ataerkil kapitalizme olan öfkemizi test etmek istercesine aynı gün içinde iki fatma nur çelik hayattan koparılıyor. dönüp dolaşıp kişisel hayatımızdaki zorlukları küçümsediğimiz, “bu da bir şey mi, oturup halimize şükredelim” dediğimiz bir yere geliyoruz, bu da çaresizlik hissimizi arttırıyor.

» yazının tamamı

“bu ay iyi fail aklayıcılık yaptı” derken boşa demiyorum. kadın cinayetlerinde doğrudan sorumlu olan bakanlıklar, yılın 364 günü çalışanlarını ezen kurumlar, kültür merkezlerini şiddet faillerine açan belediyeler ve tabii ki yılın tek bir gününde “kadınların üstünlüğünü” savunan baĞzı adamlar 8 mart fırsatını kaçırmadılar.

kadın mücadelesinin ete kemiğe büründüğü, yerinde duramayıp sokaklara sığamadığı 8 mart, kimileri için bir kendini aklama fırsatına dönüşüyor. işyerlerinde kadınlara ayrımcılık yapanlar, o gün geldiğinde kadınlara övgüler düzüyorlar. görevi kadınların hayatlarını korumak olanlar, kadınların ölümünde kendi ihmallerinin katkısı yokmuş gibi yapıyorlar. evlerinde kadınların görünmez emeğini sömüren adamlar, gün boyu karşılarına çıkan kadınların “dünya emekçi kadınlar günü”nü kutluyorlar.

» yazının tamamı

bakalım menopoza giren kimmiş? aaa, benmişim!

aniden gelen sıcak basmalarını, geceleri af edersiniz terden donuma kadar ıslanarak uyanmalarımı menopoza vermiştim, evet, ama çok uzun sürmedi onlar. onun dışında da pek bir şey yaşamadım henüz ya da yaşadıklarımı menopozla eşleştirmedim, ne bileyim. bildiğim, bana ayrılan doğurgan yılların sonuna geldik.

» yazının tamamı

mart ayındaki fail aklayıcılık şenlikleri, bodrum ve muğla belediyeleri’nin katılımıyla devam etti:

şiddet uygulayan ünlü bir erkekle empati kurmayı, şiddet gören bir kadınla kurmaya tercih eden insanlar aslında şunu söylüyor: “tamam işte tepkimizi verdik, daha nereye kadar?”

nereye kadar olduğunu ben size söyleyeyim:

» yazının tamamı

geçen mart ayındaki fail aklayıcıkların zirve yaptığı nokta, armağan çağlayan’ın, hapis cezası onanmış ozan güven’i programına çıkarması ve bu olayı “başınıza gelen talihsiz bir hadise” diye adlandırmasıydı kuşkusuz. ozan güven’in program sonunda “intibamı biraz düzeltebildim mi?” diye sorması her şeyi açıklıyordu zaten…

fail aklayıcılık, suçun kendisini ve somut gerçekliği konuşmak yerine, failin niyetine, kişiliğine veya hikâyesine odaklanarak suçun üzerini örtmektir. üst mahkeme tarafından onanmış bir “kasten yaralama” suçunu, “haksızlığa uğramış bir adamın başına gelmiş talihsiz bir anı gibi paketleyip sunmak tam olarak budur.

yazının tamamı

her ay bir substack yazarını konuk ettiğim bu köşenin bu ayki konuğu daha substack dutlukkenden beridir tanıdığım banu yıldıran genç’ti.

Derdim hep içinde yaşadığım dünyanın kaosundan, kavgalardan, telaşlardan uzaklaşmaktı. Bunu da çocukluğumdan beri edebiyatla yapabiliyorum. Bir yerden sonra sadece okumak yetmedi bana çünkü iyi bulduğumu da kötü bulduğumu da tanıdığım herkesle paylaşmak isteyen bir yapım var, içimdeki öğretmen kendimi bildim bileli orada yani. Bu nedenle iyi romanda, iyi öyküde benim gördüğümü, hissettiğimi herkes bilsin istedim, asıl olarak yazmaya başlamam bu sebeple.

yazının tamamı

izlediklerim, dinlediklerim, sevdiklerim ya da sevmediklerim, yürüdüğüm yollar, okuduğum yazılar ve zihnimde yer tutanları yine biriktirdiklerim’de derledim.

ikinci kez izlemek, daha doğrusu, birisiyle birlikte izlemek çok zevkliydi. deli gibi konuştuk, manyak gibi tahminlerde bulunduk (daha doğrusu o bulundu, ben onun tahminlerinin doğruluğuna hayret ettim çünkü benim tahminlerim hiç doğru çıkmamıştı) ve bittiğinde “bir daha olsa bir daha seyrederim” dedim içimden. yok artık, çüş, oha.

bu diziyi bu kadar beğenmiş olmamın sebebinin aşırı iyi bir yapım olmasının yanı sıra, zenginin malının züğürdün çenesini yorması olduğuna yemin edebilirim ama ispat edemem.

» yazının tamamı
(başıbozuklar destekçilerine özel)

başıbozuklar destekçileriyle akşamları sohbet ettiğimiz oturma odası buluşmalarının üçüncüsünü 16 mart akşamı gerçekleştirdik. her birini bir temayla açtığımız bu buluşmaların bu seferki teması “adımlarımızı değiştirdiğimizde olanlar (ve olmayalar)”dı.

bir sonraki oturma odası buluşmamız 15 nisan çarşamba akşamı saat 21:30’da gerçekleşecek. açılışı “artık kendimizi açıklamadığımız durumlar” temasıyla yapacağız, bakalım sohbet bizi nereye götürecek…

başıbozuklar destekçisi ol

substack üzerinden canlı yayın olarak gerçekleşen başıbozuklar kitap kulübü’nden farklı olarak, oturma odası buluşmalarında kayıt almıyorum. zoom üzerinden yaptığımız bu buluşmalar için katılım linkini buluşma gününde başıbozuklar destekçilerine iletiyorum.

» oturma odası hakkında daha fazla bilgi burada.
(ücretli içerik)

mart ayındaki buluşmamıza konu olan kitap, “erkekler için tasarlanmış bir dünyada veri yanlılığı ile yaşamak” konusunu irdeleyen görünmez kadınlar’dı. sebuka kurucusu aslı karataş’la, erkekleri baz alan verilerin mutfak tasarımından yapay zekâya, tıptan şehir planlamasına kadar hayatıızı nasıl zorlaştırdığını ve bu görünmez (!) duvarları nasıl yıkabileceğimizi konuştuk.

bir sonraki kitap kulübü buluşmamız nisan ayının son haftasında gerçekleşecek.

başıbozuklar bireysel okur desteğiyle ayakta kalan, bağımsız bir platform. tüm içeriklerime erişmek ve feminist bir platformun sürdürülebilirliğine katkıda bulunmak isterseniz, siz de başıbozuklar destekçisi olarak aramıza katılabilirsiniz.

yazılarımı destekçilerim sayesinde yazmaya devam edebiliyorum.

Read the original on basibozuklar.substack.com

Comments

Nothing yet. Say the first thing.

    Sign in to join the conversation.