Aslı Çavuşoğlu’nun İMALAT-HANE’deki “Tunstate” sergisi, dünyanın kırılganlığını kucaklayan bir arkeoloji niteliğinde. Sergi, yıkım ve yeniden doğuş arasındaki görünmez diyalektiği maddesel dönüşümlerin diline tercüme ediyor.
✍️ Eda Öztürk
Bu askıda varoluş, enkazın gözeneklerine sızan radikal bir yaşam direncini barındırıyor. Çavuşoğlu’nun tardigradları, tıpkı Anna Tsing’in bahsettiği radyoaktif enkazda filizlenen matsutake mantarları gibi, krizin askıya aldığı yaşamların sıra dışı taktiklerini cisimleştiriyor. Bu organizmaların stratejileri, salt biyolojik hayatta kalma mekanizmaları olmanın ötesinde, kapitalizmin yıkım çağında politik birer aktöre dönüşüyor. Matsutakelerin nükleer felaket sonrası topraklarda ağaç kökleriyle kurduğu ortak yaşamsal bağlar gibi, insan ve insan-olmayan aktörler de krizin dayattığı koşullarda beklenmedik birliktelikler geliştiriyor. Donna Haraway’in “yoldaş türler’’ olarak işaret ettiği bu zorunlu ittifaklar ağında, tardigradın “tun hâli’’ yalnızca metabolik bir duraksama değil, aynı zamanda şiddetin içinden geçerek biçim değiştiren bir direniş poetikası sunuyor. Çavuşoğlu’nun sergisi, tam da bu dönüşümün izlerini süren bir arkeoloji çalışmasına dönüşüyor.
Millî Reasürans Sanat Galerisi arşivi dizimizin dördüncü konuğu Arif Aşçı! Károly Aliotti’nin kaleme aldığı sergi metni Argonotlar Kütüphanesinde.
Resim eğitiminden geçen Aşçı, sonradan yakın dostu da olan Josef Koudelka’nın ‘Çingeneler’ kitabını almış bir gün ve ona her gün kutsal kitap gibi bakıyor. “Nasıl olur, minicik bir makineyle küçücük bir fotoğraf karesine bu kadar duygu yoğunluğu nasıl yüklenebilir? Bu nasıl başarılır?” diyerek saçını başını yoluyor. O noktada “Tamam, fotoğrafla yaşanır. Yani ömrün merkezine fotoğraf konabilir. Fotoğrafla duyduğum, düşündüğüm, hissettiğim herşeyi verebilirim” diyor.
Arif Aşçı fotoğraflarına bakarken izleyiciye de çok iş düşüyor. Öncelikle onun çevresine dikkatlice baktığı gibi bakmak düşüyor. Anlamaya, değerlendirmeye çalışarak değil, deneyimlemeye çalışarak. Önyargısız. İçgüdülerimiz ile anlamaya çalışmalıyız onun fotoğraflarını. Tanpınar’ın “Düşünmek için durmak lazım” lazım dediği şey.
Yazıyı okumak için tıklayınız.
Guido Casaretto’nun “Başıboşlar, Gergedanlar ve Yanlış Anlamalar Hakkında” adlı sergisi/yapıtı yeni düşünme ve kavrama yollarını imge düzeyinde müzakere ediyor.
✍️Didem Ermiş
Arte Povera ve Süreç Sanatı olarak tasnif edilmiş bu yapıtlar, bir yandan her ne kadar gündelik malzemelere yer veriyor ve dolayısıyla bulunduğu ortamın koşullarından etkileniyor olsa da bazı zamanlarda sergilenmeye başladıktan sonra sanatçının veya seyircinin müdahalesine kapalı oluyor. Yapıtlar sergilenmeye başladıklarından itibaren en nihayetinde bir “son ürün” oluyor. Guido Casaretto’da ise bahsettiğim anlamda tamamlanmış bir “son ürün” bulunmuyor aksine at kalıplarının doldurulmasını da kapsayan devamlı bir faaliyet içinde olma hâli söz konusu.
Sanatçıların kullandıkları malzemelerle nasıl ilişki kurduğu, malzemenin süreç içindeki değişimi, dönüşümü, geçiciliği ve her türlü müdahaleye açıklığıyla seyircinin karşısına çıkması; sanatın zamana yayılan bir düşünme biçimi olduğunu göstererek sürecin kendisini bir özne hâline getiriyor. Çelik heykelleriyle tanınan Richard Serra, erken dönem çalışmalarında eylemin nasıl forma dönüşebileceğini gösteren, yerçekimi ve süreci vurgulayan, alışık olunmayan malzemelerden yapıtlar ortaya koyuyor. Guido Casaretto’nun yapıtında Serra ile benzeşen ve farklılaşan çeşitli unsurlar bulunuyor. Casaretto’nun süreci sergilemesi Serra ile benzer bir yön taşırken Casaretto’nun düzenlemesinde hem sergi mekânındaki malzemeler zamanla farklılaşıyor hem de bir heykel oluşuyor.
Sosyolog Nazlı Ökten’in dünya tarihinde ve sanatında takının yerine dair kaleme aldığı metin Argonotlar Kütüphanesinde.
Sanayileşmedeki artışa ve büyüyen kentlere meydan okurcasına, doğanın eğimli ve akışkan çizgilerini, çiçekler, ağaç dalları, kadınların rüzgarda dalgalanan upuzun saçları ve arabesk motifleri takip eder. 20. yüzyılı açan fuarda ödül kazanan Maison Fouquet’nin mirasçısı Georges Fouquet, Sarah Bernhardt için ünlü yılan bileziğini yaratan tasarımcıdır. Art Nouveau’nun diğer ünlü ismi Alphonse Mucha’yla birlikte hazırladıkları koleksiyon, türünün en belirgin özelliklerini taşır.
Sarah Bernhardt, efsanevi oyunculuğu kadar, kadınların toplumsal hayatta yükselme taleplerinin ve ifade arzularının temsilcisi olarak da öne çıkar. Sahnede farklı çağlardan farklı kadınları canlandırırken, özellikle onun için tasarlanmış takılardan da faydalanacaktır. Yine John Berger’ın Görme Biçimleri’nde gösterdiği gibi kadın bedenleriyle modernleşme ve sanat arasındaki ilişki, basit bir temsil ilişkisinin çok ötesindedir. Roland Barthes, değerli taşların uzun süre erkekliğin gücüyle özdeşleştirilmesinden sonra, püritanizmin etkisiyle erkeklerin mücevher takmayı bıraktığını hatırlatır. Zenginlik gösterisi, cehennemî bir kadın mitolojisi yaratır: kadın değerli taşlara sahip olmak için, erkek de değerli taşları takan kadına sahip olmak için her şeyini verir. Kadın kendini şeytana teslim eder; kocası da değerli, sert bir taş haline gelen kadına.
Yazıyı okumak için tıklayınız.
Argonotlar Ajanda güncel sergileri takip edebileceğiniz bir rehber.
Istanbul Concept Gallery, Gündeliğin Florası / Çeyiz Makal Fairclough, 6 Ağustos - 16 Ağustos
Zilberman Istanbul, Genç Yeni Farklı 2025, 2 Ağustos - 23 Ağustos
Yunt, Başıboşlar, Gergedanlar ve Yanlış Anlamalar Hakkında / Guido Casaretto, 15 Ağustos
Borusan Contemporary, İçimdeki Şehir / Doug Aitken, 17 Ağustos
Borusan Contemporary, Ebedi Prelüd, 17 Ağustos
Pera Müzesi, Samih Rifat: "Çok İş Var Yapacak", 17 Ağustos
Pera Müzesi, Ay Işığıyla Dans / Marcel Dzama, 17 Ağustos
Çağla Cabaoğlu Gallery, 25. Yıl: Yankı - Rezonans, 30 Ağustos
Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi, Zihnin Sınırlarında Bir Rota: Fikret Muallâ, 7 Eylül
İMALAT-HANE, TunState / Aslı Çavuşoğlu, 27 Eylül
Arter, Heykel Olma Teşebbüsü / Franz Erhard Walther, 5 Ekim
Hara, Tarihin Neresindeyiz?, 30 Kasım
Salt Galata, Karanlık Dünya / Mike Bode&Caner Yalçın, 14 Aralık
Arter, Duvar Çizimi / Can Aytekin, 14 Ocak 2025'ten itibaren
Yapı Kredi Kültür Sanat, Bir Arada, 4 Ocak 2026
Arter, Basınç Altında Suyun Üstünde, 11 Ocak 2026
Meşher, Hikâye İstanbul’da Geçiyor, 18 Ocak 2026
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, Maceraperest Bir Mimarın Fotoğrafhanesi: Arif Hikmet Koyunoğlu, 17 Mayıs 2026
Arter, İçinde Yaşadığımız Deri / Koray Ariş, 3 Ağustos
Galeri / Miz, Miz Volume 11: Bir Arada, 8 Ağustos
Salt Beyoğlu, Anadolu’nun Bitki Mirası, 10 Ağustos
Haftaya görüşmek üzere.

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.