Sosyal medyanın en güçlü haber mecrası Yeni Şafak. Yeni Şafak Gazetesi olarak yayın hayatına başladığımız ilk günden itibaren ülkemizde demokrasinin tüm kurumları ile yerleşmesi, milli irade ve değerlerimizin hâkim olması için tüm gücümüzle çalıştık. Bu ülkenin geleceğinin derin sularda boğulup gitmemesi için çaba sarf ettik. Fırtınalı günlerde sığınılacak bir liman olduk. Bugüne kadar ülkemize yapmış olduğumuz katkıyı bundan sonra da okurlarımızın desteği ile sürdürmeye devam edeceğiz. Her gün…
Benimle konuşmak istiyordu ama bilgisayarda önümdeki yazıya yoğunlaştığımı gördüğü için soru soramıyor ama yanımdan da ayrılamıyordu. Ben de arada onun ilgisini çekecek konularda sorular sorarak oyalıyordum. “Oynadığın oyunları bana da gösterir misin” dediğim için işimin bitmesini bekliyordu. Elinde cep telefonu etrafımda dolaşırken, “Tüh öldüremedim” dedi.
Türkiye, uzun yıllar boyunca uluslararası arenadaki jeopolitik ve iktisadi gücünü genç ve dinamik nüfus yapısı üzerine inşa etti. Ancak son yıllardaki rakamlar, bu tarihsel avantajın hızla aşındığını ve çok boyutlu bir yaşlanma sarmalına girdiğimizi ortaya koymakta. Nüfus yenilenme kapasitesinin kaybedilmesi, aile kurumunun kırılganlaşması, ekonomik baskılar ve bakım krizinin iç içe geçtiği bu…
İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur saldırısının askeri bir tesisin vurulmasının ötesinde bir anlamı var. Amerika’nın İran savaşının bir kez daha görünür ve acil hale getirdiği yeni bölgesel düzen ihtiyacı karşısında Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkeler somut adımlar atarken, kendi hareket özgürlüğünü mutlak biçimde korumak isteyen bir İsrail öne çıkıyor.
İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları artık ne “İran tehdidi”yle ne de klasik güvenlik gerekçeleriyle açıklanabilecek bir sınırda. İran bütün askeri, istihbarat ve Hizbullah varlıklarıyla en güçlü şekilde Suriye’deyken o kadar büyük bir tehdit hissetmedi hiçbir zaman. Ne zamanki İran’ı bu ülkede tutan Beşşar Esad devrilip yerine Suriye halkını temsil eden bir yönetim geldi, İsrail Suriye’den…
Geçtiğimiz çarşamba günü -19 Ağustos- gece geç vakit, kızı Esmâ Hanım’ın mesajıyla irkildim: “Babam az evvel vefat etti…” Hiç görmediğim, sohbetinde veya dersinde bulunmadığım, ama uzaktan uzağa muhabbet ve ihtiram beslediğim bir âlimdi Prof. Dr. Adnân Muhammed Zerzûr. 2021’de “Bir Rüyayı Hatırlar Gibi - Savaştan Önce Suriye” kitabımı kaleme alırken, Şam’ın kurrâ hafızlarından Şeyh Kureyyim…
Üçgeninin jeopolitiği üzerinde çok duruyorum çünkü, bölgenin geleceği ve genişliğine dair teorik bağlamı aşıp pratiğe dönüşmüş en somut göstergedir… Türkiye-Pakistan-S.Arabistan ittifakı, üye ve müstakbel üye ülkelerin politikalarını, bölgeye dair projeksiyonu aşarak, Batı Asya, Hazar, Orta Asya, nihayet dünyaya dair geniş kanal açan bir adımdır. Önce Hindistan’ı kapsama alanını gösterdik. (‘ABD,…
Filistin sanatının en önemli isimlerinden Sliman Mansour’u pazartesi akşam saatlerinde kaybettik. 79 yaşındaydı. Ölüm haberini okuyunca aklıma birkaç hafta önce Kudüs’teki evinde yaptığımız son sohbet geldi. Kendisiyle ilk kez İstanbul’da, Necip Fazıl Kültür Sanat Ödülü’nü almak üzere Türkiye’ye geldiğinde uzun uzun konuşmuştuk. Ardından geçen yıl eserlerinden oluşan “Ben Yıkılmayacağım / I Will…
İsrail, Suriye’deki taktiksel saldırıları ile Türkiye gibi devasa bir ülkeyi oyuna getiremez. Daha önce Arap devletlerine, İran’a karşı uyguladığı yol ve yöntemlerle, Türkiye’nin tarihsel yürüyüşünü, coğrafya ölçekli hesaplarını yolundan saptıramaz, bir “erken hareket”e mecbur bırakamaz.
İsrail’in Ebu Zuhur saldırısı sonrası bölgede tansiyon bir hayli yüksek. Yine de arka kapı diplomasisinin devreye girdiğini görüyoruz. Pozisyonları ve kritik gelişmeleri şöyle özetleyebiliriz:
Kamuran Çınar’ın levhasını okurken ağaçtaki yuvanın birlik ile çokluk bahsine yeni bir mertebe eklediğini, gövdedeki çokluğun birliğin içinde muhafaza edildiğini ama yuvadaki çokluğun henüz teşekkül etmekte olduğunu söylemiştik.
Sorumluluk duygusuna sahip birçok insanımız çocuklarını ve gençlerini, kafa, kalp ve ahlak olarak kaybetmemek için ne yapacakları konusunu dert edinmiş durumdalar; çoğunluğun ise pek böyle bir derdi yok. Önce kendilerini rahatsız etmemeleri için içeriği bozucu oyun ve görüntüyü çocukların ellerine veriyorlar, sonra da bu dünya hayatında en fazla itibar ve para getirecek bir diplomanın peşine…
Son zamanlarda “haklının acelesi yok” kalıbını aradan pek çok vesileyi, pek çok nedeni, pek çok süreci de atarak “Allah’ın acelesi yok” kalıbına döndürdü zihnim. Çünkü “mutlak haklı” sadece O’dur, acelesinin olmaması da son derece anlaşılabilir bir şeydir.
Bir zaman dediler ki, enflasyonla mücadele programının uygulamasından Sn Cumhurbaşkanı rahatsız olmuş. Durum o günün koşullarında bir krize dönüşmek üzereymiş. Bunun üzerine Cumhur-başkanı Yardımcımız Sn Cevdet Yılmaz, bir oruç-iftar metaforu ile bu sıkıntının bir rahatlaması olacağını izah etmiş. Kriz böylece aşılmış.
2021 yılında yürürlüğe giren Tasarruf Tedbirleri’ne ilişkin 2021/14 No.’lu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kariyer meslek mensupları büyük bir mağduriyet yaşamış ve halen de yaşamaktadır. Kamu Denetçiliği Kurumunun vermiş olduğu son karar ile tünelde küçük de olsa bir ışık göründü.
Türkiye günlerdir bir magazin olayını konuşuyor. Dayanamadım, detaylarını okumaya başladım. Midem bulansa da meselenin magazini çıkarılırken asıl yazılması gereken arka plana odaklandım. Tabii editörümüz Halime Kirazlı’dan destek istedim. Bu arada Halime, bir ay önce bana “Abi, bu Manifest grubunun arkasından çok pis şeyler çıkacak” demişti. Hatta Kore tarzı müzik endüstrisinin Manifest üzerinden…
Üç güne haftaları, belki de ayları sığdırdığınız günler olmuştur sizlerin de. Geçen hafta Zenzibar’dan Polonya’ya, İstanbul’dan Makedonya’ya uzanan üç günlük inanılmaz bir kısmen zihnî, kısmen fiîlî bir seyahatimiz oldu. Fiîlî seyahatimizin zihnî / entelektüel beyin fırtınasına dönüştüğü unutulmaz bir ânı, Makedonya’nın %90’ı Türk olan şehri Gostivar’da yaşadık, iki MTO talebesi kardeşimizin…
Gazze’de dar bir şeride sıkıştırılmış 2 milyon civarındaki Filistinlinin üzerine havadan tonlarca bomba yağdırarak on binlerce çocuk ve kadını katletmede pek mahir olan soykırımcı Netanyahu Suriye üzerinden Türkiye’yi hedef alarak adeta betona pike yapıyor. İsrail “düşman” seçerken çok dikkatli olmalı, yanlış bir seçimin sonuçları “ölümcül” olabilir.
Sabah olmuş. Her tarafım tutulmuş. Oturduğum yerde külçe gibi yığılıp kalmışım. Vera yok. Belki gelir diye ümit etmiştim. Yaşlandıkça insanların huyu suyu değişiyor diyorlar. Bir arkadaşına gitti, sonra gelir diye düşündüm. “Evim evim güzel evim” diye döner ümidi ile uyumuşum. Her seyahat dönüşü anahtarı çevirirken daha kapı açılmadan “Evim evim güzel evim” derdi Vera.
Kamuran Çınar’ın bir minyatürünü okumaya başladığımız önceki yazımızda ağaçtaki suretler üzerinden tevhid düşüncesiyle kurulabilecek bağın ancak bir ve çoktaki müştereklik hareketinin görülmesiyle anlamlı olacağını belirtmiştik.
Dün, epeydir kampüsünü görmeyi de murat ettiğim Medipol Üniversitesi’nin bir toplantısına katıldım. Üniversite sınavında ilk 100’e giren öğrencilerin 27’sinin bu üniversiteyi tercih etmesiyle ilgili bir tanıtım toplantısıydı.
Geleceğin dinamiklerini öngörmenin yegâne yolunun, zamanın ruhunu anlamaktan geçtiği iddia edilebilir. Söz konusu iletişim, algı ve marka yönetimi olduğunda ise pusula bellidir: İtibar ve İkna…
Bir süreden bu yana iş dünyasından gelen serzenişlerin boyutu her geçen gün artıyor. Zira hem yüksek faiz hem de finansmana erişimin önünde engel oluşturan makroihtiyati tedbirlerin etkisinin en yoğun olduğu dönemdeyiz. Tüm bunlara bir de yurtdışı talep koşullarındaki bozulma da eklenince işler daha da kötü bir hal alıyor. Elbette bir de TL’nin reel olarak değerli kalmasının belirli sektörlerde…
Sabah alarmı çaldığında yatakta dönüp beş dakika diyen o eski, vizyonsuz ben yok artık. Lüks arabamın anahtarı, kolumdaki saatin kadranı ya da markalı bir çantamın logosu. Ne kadar ilkel, ne kadar yorucu bir gösteriş biçimi öyle. Bugün karbonhidrat yerine, somon ve avokado temettüsüyle besleniyorum. Bedenim bir tapınak, zihnim bir girişim, pazar sabahı koşularım ise bu hayattaki en büyük halka…
On sene kadar evveldi. Bilgisayarımdaki “Kitaplar” dosyasını kontrol ederken, 80 civarında başlık saydım. Bazılarını yayınlamıştım, ama kâhir ekseriyet yazılmayı ve yayınlanmayı bekliyordu.
Biz kadınlar meselelere erkeklerden başka bakarız. Detayları, duyguları, kök sebepleri bazen düz akılla kavranamayacak pek çok şeyi görürüz. Büyük hikâyenin içinde, geçmişte bir gazeteci, televizyon yapımcısı şimdi ise “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında bu sürece katkı veren komisyon üyesi ve hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a oy veren bir…
Bilinen yaklaşık 3 bin yıllık Yahudi tarihinde, anlatılanlara, yazılanlara, hikâyelere, kutsal kabul edilen bazı metinlere göre, Yahudiler her dönem yaşadıkları toplumlarda kendilerinden olmayanlarla kavga, gerilim ve savaş halinde olmuştur.
Afganistan’da Taliban’ın Kabil’e girerek yirmi yıllık Amerikan işgaline fiilen son vermesinin üzerinden beş yıl geçti. 15 Ağustos 2021’de yaşanan hadisenin anlamını bugün, ilk günlerin gürültüsünden biraz daha uzakta değerlendirebiliyoruz.
Medeniyetlerin devamını ve ayakta kalmasını sağlayan şey; koca şehirler, görkemli binalar ya da kalın kitaplar değildir. Bir medeniyeti asıl “yaşatan”, o medeniyetin ruhunu şahsında özümseyip “yaşayan” insanlardır.
Meşhur hadistir: “Mü’min bir delikten iki kere ısırılmaz.”1 Meselelere Allah Teala’nın verdiği firasetle bakan mü’minin, aynı hatayı iki kere işlemeyeceğini vurgulayan bu hadisi de diğer pek çok nass gibi nakleder ve üzerinde konuşuruz; ancak sıra hayata tatbikine gelince, işte orada işler biraz karışır.
Geçtiğimiz günlerde Zafer Partili bir kadın siyasetçi, rejim tehdit altında olduğunda, kadınlara ne olacağı hakkında hayli özgüvenli (!) bir açıklama yaptı.
12 yıllık zorunlu eğitim toplumu çökertti, evlilik kurumunu ve aileyi öldürdü; anlam ve değer temelli olmayan, laik, ruhsuz, pozitivist / materyalist ve ezberci eğitim, çocukların karakter gelişimini olumsuz yönde etkiledi, yozlaştırdı, genç kuşakları hedonizmin ve nihilizmin kucağına fırlattı; değerlerimize ve kültürümüze önce yabancılaşırdı, sonra düşman yaptı ve sonunda mankurtlaştırdı.
Amerika’nın İran stratejisinin net bir zafer elde edilemeyeceği anlaşılınca kuşatma ve ekonomik baskı politikasına doğru evirilmeye başladığı söylenebilir.
Geçen hafta dünyanın en zengin teknoloji vadisinin bir “ihanetle” nasıl doğduğunu anlatmıştık. Shockley’i terk eden “Hain Sekizli” Fairchild’ı, Fairchild’ın çocukları Intel’i, AMD’yi ve onlarca yeni şirketi doğurmuştu.
Yeni çekilmiş ama üçüncü sınıf bir “Holokost” filmi izliyor gibiyiz. “Üçüncü sınıf” diyorum, çünkü Hollywood’un Holokost filmleri büyük oranda başarılıydı. Seyirciyi inandırırdı. İçinde bulunduğumuz günlerde sahnelenen bu yeni film ise gerçekten berbat. Akıllı başlı hiç kimseyi ikna edemeyecek kadar sahtekârca kurgulanmış.
Kamuran Çınar’a ait bu minyatür levhası, yeni zamanda yapılmış olmasına rağmen tarz-ı kadim (klasik) minyatürün birçok sûretini (imgesini), ritmini ve görme imkânını ihtiva ediyor. Büyük bir ağaç, gövdesinde beliren insan yüzleri, ağacın yanında kitap okuyan bir kişi; dallarda bir kuş, bir yuva ve yavrular…
Abartma da bir iletişim yöntemidir. Boyner’in “Bu Gemi Hepimizin. Aynı Gemide Birlikte Güzeliz” sloganıyla yayınladığı son reklam filmi abartının tipik örneklerinden… Bizim okumamıza göre bu kampanya ile şunu abartarak söylüyor Boyner: “Bizim hedef kitlemiz toplumun sadece bir kesimi… Hem de tamamına oranla hayli dar kesimi…”
Bundan bir süre önce yine bu köşede “Dedikodudan medet ummak” başlıklı bir yazı kaleme almış ve aşağıdaki değerlendirmelerde bulunmuştum: “Tabii ki ayağı yere basan ve yapıcı eleştiri yapmak son derece kabul edilebilir iken dedikodulardan, yalanlardan ve uydurma kulis bilgilerinden medet ummak ise apayrı bir durum.”
Çeyrek asırlık bir serüvene sahip olan AK Parti’nin dünya ve Türk siyasi tarihi açısından önemine dair çizmeye çalıştığım çerçeve, önceki iki yazı ile epeyce bir derinlik kazandı.
İsrail savaş uçakları, 18 Ağustos Salı günü, Suriye sınırından üç yüz kilometre içeriye girip, Türkiye sınırına altmış beş kilometre mesafede bulunan, aktif olarak kullanılmayan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı bombaladı.
İsrail’in Suriye’ye yönelik yeni saldırıları artık herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte Türkiye karşıtı tutumunun sahaya yansıtılması amacını taşımaktadır. Türkiye bu saldırıyı mutlaka farklı yönlerden ele alacaktır.