ikinci yurt beşinci kat ikinci yurt dördüncü kat üçüncü yurt son kat dördüncü yurt bodrum kat dördüncü yurt dördüncü kat bal sokak 33/5 bal sokak 33/6 okulaltı sokak cennet apartmanı beşinci sokak 13 dördüncü sokak 26 seymen sokak altınışık apartmanı seymen sokak leyla apartmanı türkbeyi sokak emek apartmanı deste sokak akasya apartmanı kadı sıraceddin sokak pehlivanoğlu apartmanı bodrum´da bir…
benimle buradan dedin yürür müsün kurtuluşa kadar kalbin çok güçlü atıyor birimizde maltepe birimizde winston doğru cevaplar yanlış cevaplar LÜTFEN SÖNDÜRMEDEN ATINIZ! boş odada iki sandalye pencerenin önünde pembe kirlenmiş pembe bir küllük böyle havada her nefes alışımda o gün canlanır burnumda boş odanın tavanı kartonpiyer camlı kapıdan parkeye vurur holdeki lamba o gün bilmiyordum bunu sen…
odamın duvarlarından hiçbiri başka biriyle paralel değil. başka deyişle: odamın zemininin köşelerinde oluşan açıların hepsi tekeş. başka deyişle: odamın tavanının köşelerinde oluşan açıların hepsi tekeş. oda topolojisi üzerine konabilecek yahut asılabilecek bir şeyler yoluyla betimlenegelir veya söylenebilir ki bana kalırsa iş çoğu zaman böyledir sıralamalıyım: duvardaki çiviler ve kapıya asılı…
şiir nasıl yazılır? ilkin konu bulmalı, ikinci kural şekil: renk veren tılsımı. kolay olmaz ne anlatılacağı ya, asal kısmı içbükey. sakince ıskalanmamalı sual. leyleğin bu gagası, biraz abes. yazgılı doğrularla, apansız engin acun: zalimlik bu ıssız bir antrenör, lambada usan gizli ısı yazdırır şiiri: ¿rılızay lısan riiş
Yatağımı halihazırda seviyorum. Gece ve gündüz uykularımı üzerinde çekiyor, rüyalar görüyorum. Bunun yanında yatağımı yerden daha makul yükseklikteki bir karyolanın üstüne koyabileceğim günü iple çekiyorum. Böylece zamanımın daha büyük bir kısmını yatağımda uyumanın dışında çeşitli şeyler yaparak (kitap okumak, sigara içmek, müzik dinlemek, sevişmek, filim izlemek, masa saatimin tiktaklarını…
neredeyim te s pit ediyorum,ev e t: m avi çay e v i, ç e şmenin g erisinde bi r iki f i ncan içi y or l aflıyorum meyv e i steğimi ayva m uz kiraz ayrı c a envai h a murişi hepsini n asıl da yerim karşımda sevgilim
yıllardır görmediği evine geldiğinde önce mutfağa, buzdolabının içine baktı. koridoru aşıp eski odasının kapısından içeri girdiğinde her şey bıraktığı yerdeydi.
uzaklaşanın arkasından dolu gözlerle baktı. bu hissettiği neydi? bir roman karakteri uykusuz gecelerinde kafasında şu cümleyi çevirir: karıncalar bilmeden severler.
[ bir saniyeyi betimlemek için dakikalar; bir dakikayı betimlemek için saatler; bir saati betimlemek için günler; bir günü betimlemek içinse bir sonsuzluk gerekir. ]
yaya geçidinde beklerken eylemini sorgulamaya başlar. günün sonunda alacağı cevap şunlardan biri olacaktır: evet, hayır, belki. ama üzerinde biraz durduğunda fark eder ki aldığı cevap ne olursa olsun hep aynı sonuca evrilecek.
belirsiz bir uykudan uyanan adam pencereye uzanıp da alacakaranlıkla karşılaşınca saatine bakmadan apar topar dışarı çıkar: her şeyi apaçık anlamasını sağlayacak mucize kendini bulsun diye.
Sabaha karşı, tan ağarmadan uyandığımda tüyden yastığımın rahatlığında düşüncelerden arınmış başımı ve tüm bedenimi bir yay gibi esnetip hafif bir uyku ile güneşi yatakta karşılamam yaşamımın (ve tüm varoluşun) nihai amacıdır. Uykusuz olurum , evet, ama ışıldayan bir ateş topunun sıcaklığıyla bu durumu telafi ederim. En azından bir ölçüde böyle olduğu söylenebilir. İşin öteki tarafı aklıma gelince…
eğer bir kış günü bir yolcu trenin restoran vagonunda sabah kahvesini yudumlarken yan masada karşılıklı oturmuş anlaşılmaz seslerle konuşan yaşlı çift ertesi gün için kendilerini öldürme planı yaparlarsa pulman vagonda çocuk zırıltısından uyuyamadığın zorlu gece yolculuğunun sabahında işbu satırların yazarına sor: izmir'e kaç saate varırız?