Bilgisayarlardan 150 yıl önce, Lyon’daki ipek dokumacıları zaten “programlama” yapıyordu. Delikli kartlarla çalışan Jacquard tezgahı, tarihin ilk yazılımıydı.
1536’da Kral I. François, İtalyan ipek ustalarını Lyon’a davet etti ve şehre ipek dokuma imtiyazı verdi. Ham ipek, Uzak Doğu’dan geliyor, eğrilmesi, dokuması, boyaması ise Lyon’da yapılıyordu.
18. yüzyılın sonunda şehirde 14 binden fazla tezgah ve yaklaşık 6 bin atölye vardı. Nüfusun yarısından fazlası ipek sektöründe çalışıyordu.
İpek işçilerine “Canut” deniyordu. Bu, muhtemelen dokumada kullanılan “canette” (makara) kelimesinden geliyordu. Günde 10-15 saat çalışıyor, paralarını ise ancak iş bitince alabiliyorlardı. Avrupa’nın en lüks kumaşını dokuyanlar, en sefil koşullarda yaşıyordu.
1831 ve 1834’te sokağa döküldüler, barikatlar kurup kara bayraklar dalgalandırdılar. Sloganları ise tarihe geçti: “Ya çalışarak yaşa ya da savaşarak öl.” Bu, modern tarihin ilk büyük işçi ayaklanmalarından biriydi ve gelecekteki tüm emekçi hareketlerine ilham verdi.
İşte tam bu dönemde Joseph Marie Jacquard, delikli kartlarla çalışan otomatik dokuma tezgahını geliştirdi. Sistem basit ama zekiceydi: Kartta delik varsa iplik kalkıyor, yoksa iniyordu, tıpkı bilgisayarlardaki 1-0 mantığı gibi. Önceden bunu bir işçi elle yapıyordu. Yeni sistemle karmaşık desenleri dahi iki yerine tek dokumacı yapabilir hale geldi.
Jacquard’ın delikli kartları tarihin ilk programlama örneğiydi ve IBM yıllar sonra aynı mantıkla bilgisayar kartlarını geliştirecekti.
Lyon ipeğini dünyaya Kral 14. Louis tanıttı. Versailles Sarayı’nın tüm perdelerini, döşemelerini ve kıyafetlerini Lyon’dan sipariş etmişti. Saray o kadar büyük bir müşteriydi ki İtalyan ve İngiliz rakipler geride kaldı. Lyon, Avrupa’nın tartışmasız ipek başkenti haline geldi.
Ama asıl “influencer” Marie Antoinette’ti. Ne giyse Avrupa’da moda oluyordu. Ona bir elbise dokumak iki ay sürebiliyordu. Yüzlerce renk tonuyla çalışılıyor, en ince detaylara dikkat ediliyordu. Mavi rengin asillikle özdeşleşmesi de bu dönemde oldu. Mavi, ipekte tutunması en kolay renkti ama pahalıydı. Fransa’nın son kralı 16. Louis ile son kraliçesi Marie Antoinette bu rengi tercih edince asaletin simgesine dönüştü.
Lyon’un dar sokaklarında “traboule” olarak bilinen gizli geçitler var. Canutlar son derece değerli olan ipekleri yağmurdan korumak için bu geçitleri kullanıyordu. Yıllar sonra aynı geçitler, Nazilerden kaçan Fransız direnişçilerin gizli ve güvenli rotası oldu.
Lyon’da ne hikayeler var, bilsen… Ama merak etme, şehrin en iyi duraklarını ve keşfedilmeyi bekleyen hikayelerini senin için Piri’nin yeni turunda derledik. Piri’yi telefonuna indir, arama kısmına “Küçük Prens’in İlk Durağı” yaz, dinlemeye başla!✨
Eğer bu bülteni alıyorsan ya yakınlarda Piri’ye girmişsindir ya da bizzat bültene kayıt olmuşsundur. Eğer istemiyorsan veya ilgini çekmiyorsa sessizce ayrılabilirsin. Zamanını önemsiyoruz. 🙏🏻
Bu yayının global kullanıcılarımız için hazırladığımız İngilizce versiyonu da hoşuna gidebilir. İçerikler bazı haftalar benzer, bazı haftalar ise tamamen farklı.
İş birliği, sponsorluk ve reklam talepleri için e-posta adresimiz: sales@piriguide.com
Bizden her gün haber almak için sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsin!✨
Herkese keyifli bir hafta sonu dileriz. Haftaya görüşmek üzere!👋🏻

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.