Sanayi Devrimi İngiltere’yi dumana boğdu. 19. yüzyıla gelindiğinde verem her altı kişiden birini öldürüyordu. Ve doktorlar hastalara alışılmadık bir tedavi önermeye başladı: Sıcak iklimlere gitmek!
Ülkenin soğuk ve kirli havasından uzaklaşmak isteyen İngiliz aristokratlar bavullarını toplayıp güneye indi. Varış noktaları ise Nice’ti.
Aslında daha 18. yüzyılın sonunda Nice’teki İngiliz nüfusu hatrı sayılır derecede fazlaydı. Öyle ki kendilerine özel gazeteleri, tiyatroları, hatta emlakçıları vardı.
Ama 1820’lerde yaşanan bir felaket keyiflerini kaçırdı. Şiddetli bir don tüm portakal ağaçlarını yok etti, yerel halk işsiz kaldı. Aristokratlar devreye girip istihdam sağlamanın yollarını aramaya başladı. Nihayetinde sahil boyunca uzanan bir yürüyüş yolu inşa ettirdiler. Yola “Promenade des Anglais” yani “İngiliz Yürüyüş Yolu” adı verildi. Bugün dünyanın en ünlü sahil yollarından biri.
Nice’e hayranlık duyanlar yalnız İngiliz aristokratlar değildi, kraliçeleri Victoria da gerçek bir Nice aşığıydı. 1882’den 1899’a kadar dokuz kez geldi ve şehirde toplamda bir yıldan fazla vakit geçirdi. Daha ilk ziyaretinde günlüğüne şöyle yazdı:
“Arka planda yükselen dağlar, önde en derin maviliğiyle uzanan denizle birlikte manzara gerçekten muhteşem. Bunu tarif edecek vaktim yok, tarif etmeye de kalkışmayacağım çünkü burayı görmeyenler asla inanmazlar.”
Kraliçe Victoria, Nice ziyaretlerini çok önemsiyordu. Her ziyaretinden önce mobilyalarını, arabalarını, atlarını, hatta Jacquot adını verdiği eşeğini gönderiyordu. Yürümekte zorlandığından büyük arabasının giremediği dar sokaklarda Jacquot’nun çektiği küçük arabasıyla dolaşıyordu.
Biliyor musun, Nice’te ona özel bir otel inşa edildi: Excelsior Hotel Regina. Maiyetinde yüz kişi oluyordu ve otelin batı kanadı tamamen ona ayrılıyordu. Bu onlarca oda demek!
Otelin binası hala ayakta ancak otel değil konut olarak kullanılıyor. İlginç olan ise binanın aynı zamanda ünlü ressam Henri Matisse’in son yıllarını geçirdiği yer olması.
Kraliçe Victoria’nın ölüm döşeğinde dahi Nice’ten bahsettiği, hatta “Ah, keşke Nice’te olsaydım, iyileşirdim.” dediği rivayet edilir. Bir şehir hastalıkları iyileştirir mi bilinmez ama Nice’in insanı yavaşlattığı, dinlendirdiği ve ruhuna iyi geldiği kesin!
Sen de Nice’i adım adım keşfetmek, dar sokaklarında kaybolurken tarihini ve şehir efsanelerini dinlemek, yorulduğunda en keyifli mekanlarında dinlenmek ister miydin? Yanıtın “Evet” ise Piri’nin “Akdeniz’e Açılan Pencere” adlı yeni Nice turu seni bekliyor. 🥳
Eğer bu bülteni alıyorsan ya yakınlarda Piri’ye girmişsindir ya da bizzat bültene kayıt olmuşsundur. Eğer istemiyorsan veya ilgini çekmiyorsa sessizce ayrılabilirsin. Zamanını önemsiyoruz. 🙏🏻
Bu yayının global kullanıcılarımız için hazırladığımız İngilizce versiyonu da hoşuna gidebilir. İçerikler bazı haftalar benzer, bazı haftalar ise tamamen farklı.
İş birliği, sponsorluk ve reklam talepleri için e-posta adresimiz: sales@piriguide.com
Bizden her gün haber almak için sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsin!✨
Herkese keyifli bir hafta sonu dileriz. Haftaya görüşmek üzere!👋🏻

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.