Uzun zamandır bu konuyla ilgili yazmak istiyordum, bugün nihayet fırsat bulabildim.
Doğma büyüme Zonguldaklıyım ve hâlen ömrümü bu şehirde sürdürüyorum. Bu kentin dokusuna, maden kokan havasına, taşına toprağına dair sayısız yazı, şiir ve hikâye kaleme aldım. Hepsinden öte, bu kadim şehre olan vefa borcumu bir Zonguldak Marşı besteleyerek ödemeye çalıştım. Ne yalan söyleyeyim, kentin mülki ve yerel idarecilerinden bu emeğe ve marşımıza sahip çıkmalarını, en azından bir teşekkürle sanata ve sanatçıya motive edici bir dokunuş yapmalarını bekledim.
Zonguldak’ta bugüne kadar göreve gelen belediye başkanlarımızla, kültür ve sanat alanında yürüttüğüm çalışmalar dolayısıyla zaman zaman güzel diyaloglarımız, zaman zaman da fikir ayrılıklarından doğan tatlı sert atışmalarımız oldu. Ufak tefek yardımlar yapan, çorbamıza tuz atan belediyeler de oldu, yüzümüze kapıyı kapatanlar da… Şimdilik bu detaylara girmeyeceğim.
Mevcut Belediye Başkanımız Tahsin Erdem’i henüz makamında ziyaret etmiş değilim. Eşim, hem kendilerine “hayırlı olsun” dileklerimizi iletmek hem de düzenlediğimiz kültür-sanat organizasyonuna davet etmek üzere makamlarına bir ziyaret gerçekleştirdi. (Bu vesileyle, organizasyonumuza gönderdikleri çelenk ve gösterdikleri nezaket için de bu sütunlardan kendilerine ayrıca teşekkür etmek isterim.)
Ancak ben bu coğrafyanın bir ferdi, bu kentin kalemi ve sesi olan bir sanatçıysam; şahsi diyaloglardan bağımsız olarak, kentin değişen yüzünü ve bütün imkânsızlıklara rağmen yürütülen başarılı çalışmaları görmezden gelemezdim. Bu kentte insanca yaşamanın ve küçük dokunuşlarla büyük mutluluklara ulaşılabileceğini yeniden deneyimlemek gerçekten müthiş bir his.
Yapılan hizmetleri tek tek, kalem kalem sıralamaya kalksam bu sütunların yetmeyeceğinden eminim. Bu yüzden ben, yalnızca göze çarpan birkaç örneğin bile kent insanına ne denli huzur verdiğini ve şu zor yaşam koşullarında bizleri nasıl motive ettiğini anlatmak istiyorum. Üzerinde titizlikle çalışılan projeler olduğunu aldığım duyumlarla rahatlıkla söyleyebilirim. Zonguldak, önümüzdeki günlerde ayağına taş konulmazsa çok daha insanca yaşanacak projelere imza atacaktır diye düşünüyorum.
Asıl meseleye gelecek olursak… Halk otobüslerinin tüm imkânsızlıklara rağmen yeniden belediye bünyesine kazandırılarak halkın hizmetine sunulması, küçümsenemeyecek müthiş bir başarıdır. Emekliler için ücretsiz ulaşım sağlanması ise tam manasıyla olağanüstü bir hizmet.
Bununla da kalmayıp, kentin başta kıyı şeridi olmak üzere sahil bandının adım adım iyileştirilmesi, vatandaşın nefes alabileceği, hayatın stresinden uzaklaşıp yaşama yeniden motive olacağı alanlara dönüştürülmesi tam anlamıyla bir kentlilik bilinci örneğidir. Yıllardır yalnızca Kapuz Plajı üzerinden yürütülen hizmet genişletilerek tüm sahil bandı aktive edilmiş, bu anlamda müthiş bir ivme yakalanmıştır.
Olmaz denileni olduran, “yapamazlar” denilen projeleri adeta mucizevi bir tempoyla art arda hayata geçirip şehre bambaşka, ışıl ışıl bir tatil beldesi havası katan bu kararlılık takdire şayandır. İnsana yaşadığını, bu kentin bir parçası olduğunu yeniden hissettiren bu meşakkatli süreçte emeği geçen, vizyon koyan herkesi peşinen kutluyor; Zonguldak’a nefes aldıran bu verimlilik için teşekkür ediyorum.
Diğer yandan… Tarihi kurumların atıl durumda terk edilmiş, adeta çürümeye yüz tutmuş binalarının yeniden yaşatılması anlayışıyla, adeta bir nakış gibi işlenerek kent yaşamına kazandırılması çok kıymetlidir. Bunun en taze ve somut örneği olan “Pembe Köşk”, aynı zamanda kentin hafızasına gösterilen büyük bir vefa örneğidir.
Fener semtinde başlayan Varagel Tüneli’nin içi ve çevresinde hayata geçirilen dokunuşlarda olduğu gibi… Liman Arkası ve önündeki o muazzam değişimden söz etmemek imkânsız. Bu alanların kazandığı yeni yüz, sadece biz Zonguldaklılara nefes aldırmakla kalmıyor, çevre ilçelerden ve komşu illerden gelen ziyaretçilerle birlikte şehir esnafımıza da ciddi bir hareketlilik ve kazanç sağlıyor.
Bir deniz kenti olan bu coğrafyada kısa mesafeli gemi turlarının nasıl bir heyecan yarattığını söylemeye gerek bile yok. İlerleyen süreçte daha büyük teknelerle düzenlenecek turların, kente turist çekme konusunda çok iyi bir kaynak olacağını düşünüyorum. Kent turizmini ve yerel ekonomiyi canlandıran bu hamleler, gerçekten de takdire şayan adımlardır.
Zonguldak gülümsemeyi ve gülümsetmeyi sonuna kadar hak ediyor. Çünkü acının diyetini vaktiyle çok ağır bedellerle ödemiş bu coğrafya, bundan böyle mutluluk için mesai harcamalı.
Keza Kent Lokantaları aracılığıyla sağlanan uygun fiyatlı yemek servisleri, et ve balık ürünlerinin vatandaşa bütçe dostu satış noktalarında sunulması, halk ekmek büfelerinde cazip fiyatlarla yapılan satışlar ve şehrin muhtelif noktalarında ikram edilen sıcak-soğuk içecekler ile atıştırmalıklar… Tüm bu adımlar, özellikle şu zorlu ekonomik koşullarda dar gelirli ve emekli vatandaşlarımızın bütçesine adeta Hızır gibi yetişen hayati belediyecilik dokunuşlarıdır.
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hassasiyetini ve sorumluluğunu iliklerine kadar hissederek hizmet üreten bir anlayışa tanıklık ediyoruz. Bunlar kuru bir övgü değil; hakkı teslim etmek, emeğe saygı duymak ve yapılan hizmeti görmezden gelmemektir.
Elbette bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm Zonguldak Belediyesi yönetimlerinin eksiklerini, aksayan yönlerini yapıcı bir dille eleştirdiğimiz gibi, yapılan güzel işlerin, doğruların da hakkını vermek bir vatandaşlık görevidir. Hizmet sektörünün doğasında bu var: Yapılan her iyi işte teşekkür etmesini bilecek, eksik gördüğümüz noktalarda ise yine bu kentin iyiliği için yol göstereceğiz. Hep birlikte elimizi taşın altına koyduğumuzda, dünyanın tam da kendi yaşadığımız bu şehirden başlayarak çok daha yaşanabilir ve katlanılabilir bir yere dönüşeceğini unutmamalıyız.
Zonguldak Belediyesi, zorlu yaşam koşulları ve ekonomik şartlar altında zaten yeterince bunalan kent sakinlerine adeta nefes aldıran, hayatı kolaylaştıran hizmetler üretmeye devam ediyor. Ne yazık ki toplum olarak bazen kurumların açığını aramaktan, elde edilen başarıları görmezden gelmeye meyilliyiz... Tıpkı bu kentin sokaklarında yaşayan, emek veren sakinlerinin zaman zaman görmezden gelindiği gibi...
Unutmadan eklemek isterim ki; eğitim ve kültür-sanat alanında da büyük adımlar atmaya hazırlanan Zonguldak Belediyesi, bünyesinde kuracağı “Çocuk Korosu” ve “Belediye Bandosu” ile kentin sanatsal yaşamına yepyeni renkler katmaya hazırlanıyor. Bununla da yetinmeyip açacağı dershane projesiyle, gençlerin ve ailelerin yanında yer alarak eğitim camiasına ve geleceğimize çok kıymetli bir hizmet sunmayı hedefliyor.
“Açık Dükkân” gezici bir hizmetle vatandaşın ayağına gelmeye gün sayarken, “Vagon Kafe” projesi de kapılarını açmaya hazırlanıyor. Bütün bunlar, sade bir vatandaş olarak benim ilk etapta gözlemlediklerim… Şüphesiz belediye yetkililerinden detaylı bilgi alma imkânım olsaydı, çok daha fazla hizmet kalemiyle karşılaşacaktım.
Şu zinciri kıralım artık; başarılı olan işleri yürekten alkışlayalım, eksik ve başarısız işlere de hep birlikte el atalım ki dayanışmayla kalkınabilelim. Aksi takdirde “seninkiler, benimkiler, ötekiler, berikiler” kavgasıyla bu kent de bu ülke de çok zaman kaybetti, kaybetmeye de devam eder.
Son olarak Zonguldak Belediyesi’ne, vizyon koyan beyin takımına ve sahada alın teri döken tüm emekçilere bir kent sakini ve bir kent sanatçısı olarak içtenlikle teşekkür ediyorum. Lütfen kibirden uzak, kucaklayıcı ve birleştirici bir anlayışla, insanca yaşanacak güzel günlere hep birlikte, el ele yürünmeye devam edilsin.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar, eksik kalanları ilerleyen zamanlarda tamamlarız nasılsa.
Zonguldak Haberleri Özgür Halkın Sesi · Aug 17, 2026
ERDEMLİ BELEDİYECİLİK VE TAHSİN ERDEM
0Sign in to vote or save

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.