Kamusal Alanda Tabusal Konular’ın (KATK) üçüncü sayısına hoş geldiniz! İlk sayıda 6284 ve İstanbul Sözleşmesi’nde, ikinci sayıda ise dantel ilişkilerin düğümleri arasında tabuları aramıştık. Üçüncü sayıda da benim için çok değerli konuğum Dr. Sara Nasserzadeh ile aşkın bileşenlerini tabusal masamıza yatırıyoruz.
Dr. Sara ile yollarımız 2015 yılında kesiştirildi. Türkiye’de bir sosyal-seksolog (klinik çalışmayan seksolog) olarak mentor bulma umuduyla ondan ona giderken, hocalarımdan biri “Dr. Sara ile tanışmalısın” dedi. O gün bu gün yollarımız ayrılmadı. Ben ondan çok şey öğrendim. O da benden. Beraber dünyanın farklı yerlerinde hem konferanslarda hem de Zoom toplantılarında bol bol bir araya geldik. Dr. Sara hakkında benim için en ön plana çıkan kelimelerden ikisi empati ve özveri. İnsan deneyimlerine karşı çok farklı bir bakışı var. Çalıştığı alanda da çok özverili. Bu ikisinin kesiştiği yerle onlarca yıllık deneyiminin birleştiği yere dayanarak yazdığı kitabı hakkında sohbet ettik.
Aşk üzerine yazılan ve gözlerimizin devrile devrile yuvalarından çıkmasına sebep olan onca kitabın aksine, Dr. Sara’nın kitabı pratik ve uygulanabilir, saçma sapan programlara ya da kısa soluklu çözümlere değil, köklere yönlendiren bir kitap.
İnancım, dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bir halde bırakmamız gerektiği yönünde ve bu kitap bu inanca katkıda bulunma yöntemim. — Dr. Sara Nasserzadeh
Ben, kültürler arası cinsellik, insan ilişkileri ve insan motivasyonu modelleri üzerinde çalışan bir sosyal psikoloğum. Ebeveynlerimin ülkenin farklı yerlerinden geldiği, kendi kültürleri, dilleri ve dinleri olan kültürler arası bir ailede büyüdüm. Küçük yaşlardan itibaren iki kişi arasındaki bir ilişkinin yürümesini sağlayacak bileşenlerin ne olduğunu, bir bağ oluşturabilecek ve zamanla bu bağın gelişmesine yardımcı olabilecek benzerlikler veya gerçek farklılıklar olup olmadığını anlamaya çalıştım. Ayrıca, büyüdükçe ve cinsellik ve ilişkiler alanında eğitim aldıkça sağlıksız ilişkilerin acısını ve sağlıklı ilişkilerin sunabileceği zevki ve huzuru gözlemlemeye başladım. Kendimiz ve ilişkilerimiz üzerinde çalışmamıza rehberlik edecek sağlam ve güvenilir bilgilerden ne kadar yoksun olduğumuzu da gözlemledim, ki bu bilgiler ilişkinin başımıza gelen bir şey değil, üzerinde tasarım bilinci ve etki duygusuna sahip olabileceğimiz bir şey olduğundan emin olmamızı da destekliyor. Birçok ilişkinin, özellikle de romantik ilişkilerin temel taşı olan aşk konusunda dünyaya yeni bir düşünme biçimi sunmak için sahip olduğum birçok beceri ve uzmanlığımı bu alana taşımak istedim.
İnsanlara, ilişkilerin karmaşıklıklarında yol almalarına gerçekten yardımcı olacak bir rehber kitap yaratmak istedim. İnancım, dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bir halde bırakmamız gerektiği yönünde ve bu kitap bu inanca katkıda bulunma yöntemim. Büyürken, çeşitli insanlar ve durumlar için esneklik sağlayan erişilebilir, kanıta dayalı kaynakların eksikliğini sıkça hissettim. Çocuğumun ve herkesin bu bilgiye kolayca erişebilmesini istiyorum. Ayrıca, her gün acı çeken danışanlarımla yaptığım seanslar, bu kitabı yazma isteğimi daha da pekiştirdi. Gerçek sevgi, kalbinizi özgürleştirmeli; onu tuzağa düşürmemeli veya kalp kırıklığına yol açmamalı.
Her kalp sevgiyle kucaklanmayı hak eder, çünkü içinde başka bir ruhun şefkatli bağlılığı tarafından tutulma özlemi vardır. — Sirâzi
Birçok okuyucunun hali hazırda paylaştığı üzere, bu kitap herkes için okunması gereken bir ilişki rehberi niteliğinde. Kitap yalnızca teorik içgörüler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda dünya çapında sağlam ilişkiler içinde olduklarını belirten çiftlerden elde edilen araştırmalara dayanan pratik egzersizler de içeriyor. Mevcut kitapların çoğu, bu tür uygulanabilir öneriler sunmakta yetersiz kalıyor, bu da bulgularını genelleştirmeyi zorlaştırıyor. Dahası, tamamen yeni bir aşk modeli sunuyorum; bu model, aşkı deneyimleme ve ifade etme biçimimizi köklü bir şekilde değiştiriyor. Bu model, ilişkilerde ne aradığımızı, çabalarımızı nereye odakladığımızı, başarıyı nasıl ölçtüğümüzü ve birlikte nasıl gelişebileceğimizi ele alıyor. Aşkı baştan sona anlamak için kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Einstein’ın dediği gibi, “Bir sorunu, onu yaratan zihin yapısıyla çözemeyiz.” Bu kitap, okuyucuları aşka yeniden bakmaya davet ediyor.
Aşk, ancak altı kritik bileşeni sürekli etkileşim halinde olduğunda gelişebilir. Her bir bileşen, sağlıklı bir ilişki için gerekli niteliklere sahiptir. Bu unsurlar olmadan aşk, gelişmeyi bırakın, hayatta bile kalamaz. Bu altı bileşen şunlardır:
Karşılıklı saygı
Karşılıklı şefkat
Sevgi dolu davranışlar
Ortak bir vizyon
Karşılıklı çekim
Karşılıklı güven
Bu bileşenlerin her biri çok yönlüdür. Örneğin, güven yalnızca sadakatsizlikle ilgili değildir; aynı zamanda gizli kalması gereken sırların paylaşılmasını da içerebilir. Bir ilişkinin büyümesi için bu bileşenlerin beslenmeye ve ilgiye ihtiyacı vardır.
Bu kitabın arkasındaki itici güç, birçok insanın ilişkilerinde yaşadığı acıyı hafifletebilecek içgörüleri paylaşma isteğimdi. Herkesin tatmin edici ve sevgi dolu bir ilişkide olmayı hak ettiğine inanıyorum ve insanlara bunu nasıl başaracakları konusunda rehberlik etmek istiyorum.
En büyük zorluklardan biri, düşüncelerimi ve görüşlerimi bir kitabın sayfalarına sığdıracak şekilde yoğunlaştırmaktı. Karmaşık kavramları ifade edebilsem de, dil bazen bu fikirlerin derinliğini yakalamada yetersiz kalabiliyor. Kitabın dünya çapında çeşitli dillere çevrileceğini bilerek, evrensel olarak yankı uyandıran kelimeleri seçmeye özen gösterdim.
Benim alanımda, insanlar statükoyu sorgulamaktan kaçınma eğiliminde. Birçok kişi, inançlarının kendilerine iyi hizmet etmeyebileceğini fark etse bile, korkularıyla yüzleşmek ve yeni anlayışları benimsemek yerine o inançlara tutunmayı tercih ettiklerini ifade ediyor; özellikle de aşk, cinsellik, romantizm ve yüksek risk taşıyan ilişkiler söz konusu olduğunda. Yeni bir şey öğrenmek, genellikle geçmiş seçimler üzerinde düşünmeyi zorunlu kılar ve bu da keder veya direnç duygularını ortaya çıkarabilir. Aşk söz konusu olduğunda, birçok insan bunu çeşitli unsurlara ayrılabilen dinamik bir deneyimden ziyade, sadece başlarına gelen bir şey olarak görüyor. Bu bakış açısı, aşkı kutsal bir olgu olarak görmelerine neden olarak, onu daha yakından incelemekten alıkoyabiliyor.
“Aşk hakkındaki kanıksanmış fikirlerimizi sorgulatan Dr. Sara Nasserzadeh, karşılıklı olarak tatmin edici ilişkilerin şans, tesadüf ya da âşık olma hissinden daha fazlasına dayanması gerektiğinden yola çıkarak 10 yıllık bir araştırmanın ardından Gelişen Aşk modeli ile kalbinize yeni bir kırıklık değil yeni bir yol sunuyor. Kendi sevgi dolu ilişkinizi kurmanız için size bir araç seti, egzersiz önerileri ve bir dizi beceri sunarken, hayatınızın tüm alanlarına fayda sağlayacak kalıcı ve sağlıklı bir ilişki modelinin de kapısını aralıyor.”
Dr. Sara Nasserzadeh, PhD, DipPST, CSC, dünyaca ünlü bir sosyal psikolog, psikoseksüel terapist ve ilişki uzmanıdır. Kırk ülkede binlerce birey ve çiftle çalışmalar yaptığı yirmi yılı aşkın bir deneyime sahip. Araştırmaları ve çok sayıda yayını ile meslektaşları tarafından büyük saygı gören ve çığır açan çalışmaları, NPR, BBC, Harper’s Bazzar, USA Today, CNN ve Goop gibi küresel medya kuruluşlarında yer almıştır. Daha fazla bilgi için @dr.saranasserzadeh hesabını takip edebilirsiniz.
Ayrıca Dr. Sara’nın aylık Substack yayınına da üye olabilirsiniz:
Meydanlar, stadyumlar, akademi, parklar, kamu binaları, diaspora, sahiller, dernekler, diskurlar... Hepsi bizim! Tabu sayılan konuları kamusal alanda çalışarak aynı konuları tabu olmaktan çıkartacak, tabuları akademik ya da saha deneyimlerine konu edinmiş, Türkiyeli ya da Türkçe konuşan insanların toplandığı kamusal bir alan burası. Kamusal Alanda Tabusal Konular’a mutlaka konuk olsun dediğin biri varsa bizi tanıştırmak için info@raykakumru.com’a e-mail atabilirsiniz.

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.