Dansın yalnızca estetikten ibaret olmadığını, bazen tek bir bakışın ya da tekrarlanan bir hareketin bir dizi satırdan daha fazla şey anlatabileceğini hepimize kim öğretti desek? Cevabımız hiç düşünmeden Pina Bausch olurdu.
“İnsanların nasıl hareket ettiğiyle değil, onları neyin hareket ettirdiğiyle ilgileniyorum.”[1] Bu cümle, yalnızca dans anlayışını değil, bütün sanat pratiğini özetliyor aslında. Pina Bausch dansçılarına adımları ezberletmiyor, onlara sorular soruyordu. Bazen çocukluklarına, bazen korkularına, bazen de kimsenin kolay kolay cevap vermek istemeyeceği kadar kişisel duygularına iniyordu soruları. Dansçılar bu sorulara kelimelerle değil, bedenleriyle cevap veriyor; ortaya çıkan hareketler ise zamanla koreografinin kendisine dönüşüyordu.[2] Sahnede izlediğimiz şey bir performanstan çok, insanların kendi iç dünyalarından taşıdıkları parçaların bir araya gelmiş hâliydi. Sahneyi bu bilgiyle izlediğinizde aslında izlediğinizin sadece bir dans değil, birden çok hayatın bir yumak haline gelişine tanıklık ettiğinizi anlıyorsunuz.
İlk kez bir Pina Bausch gösterisi izleyenlerin şaşırması çok normal. Çünkü onun sahnesinde klasik balenin kusursuz çizgileri ya da teknik gösterileri başrolde değildir. Dansçılar bazen aynı hareketi defalarca tekrar eder, bazen kahkaha atar, bazen ağlar. Sahne bir anda toprakla, suyla ya da yüzlerce karanfille kaplanabilir.[3] İlk bakışta tüm bunlar birbirinden bağımsız gibi görünür ama biraz daha dikkatle izlediğinizde hepsinin aynı sorunun peşinden gittiğini fark edersiniz: İnsan olmak ne demek? Ve insan olmak kaç çeşit?
Bu yaklaşım, ilk yıllarında çok fazla yandaş bulamadı. 1970’lerde eleştirmenlerin bir kısmı onun işlerini fazlasıyla kişisel, hatta anlaşılmaz buluyordu. Pina, seyirciyi rahat ettirmek yerine huzursuz etmeyi seçtiği içindi bu muhtemelen. [4] Hiçbir zaman beğenilmek için üretmedi. Onun derdi hissedileni görünür kılmaktı. Bu anlaşılmamak pahasına bile olsa.
Tanztheater Wuppertal’ın başına geçtiğinde henüz otuzlu yaşlarındaydı ve dans dünyası hâlâ büyük ölçüde erkeklerin belirlediği bir estetiğe sahipti.[5] Bausch bu estetiğe uymadı; onun yerine kendi sorularını sorduğu, kendi dilini kurduğu bambaşka bir alan açtı. Kendi dilini kurmayı seçti ve bundaki ısrarından hiç vazgeçmedi.
Üstelik bunu büyük manifestolar yayımlayarak değil, işlerini yaparak gerçekleştirdi. Bugün çağdaş danstan tiyatroya, modadan sinemaya kadar pek çok yaratıcı ismin ondan ilham almasının sebebi de belki tam olarak bu. Bir akımın parçası olmaktansa; kendi akımını inandı ve onu yarattı.
Pina Bausch beğenilmek için yaklaşımını hiç değiştirmedi, anlaşılmak için sadeleştirmedi, beklentilere uyum sağlamak için yönünü çevirmedi. Başka bir deyişle kendi olmaktan ve inandığı doğruları takip etmekten hiç vazgeçmedi.
Müdanasızlığın altını bu kez Pina ile tanımlıyor ve her neredeyse sessiz bir alkışla kendisini anıyoruz…
Dipnotlar
[1] Pina Bausch’un en çok alıntılanan sözlerinden biri: “I’m not interested in how people move but what moves them.”
Kaynak: Pina Bausch Foundation – What Moves Me.
[2] Pina Bausch’un yaratım süreci, dansçılarına kişisel sorular yöneltip onların hareketle verdikleri cevaplardan koreografi geliştirmesi üzerine kuruluydu. Bu yöntem, Tanztheater anlayışının en ayırt edici özelliklerinden biri hâline geldi.
Kaynak: Royd Climenhaga, Pina Bausch (Routledge, 2009); Pina Bausch Foundation.
[3] Pina Bausch’un eserlerinde su, toprak, çiçekler ve doğal malzemeler sahne tasarımının önemli unsurları olarak öne çıkar. Özellikle Nelken (1982) ve Vollmond (2006) bu yaklaşımın en bilinen örnekleri arasında yer alır.
Kaynak: Pina Bausch Foundation; Sadler’s Wells.
[4] Pina Bausch’un ilk dönem işleri, özellikle 1970’lerde Almanya’da hem seyirciler hem de eleştirmenler tarafından alışılmış balenin sınırlarını zorladığı gerekçesiyle yoğun tartışmalara yol açtı.
Kaynak: Royd Climenhaga, Pina Bausch; Encyclopaedia Britannica.
[5] Pina Bausch, 1973 yılında Wuppertal Operası’nın bale topluluğunun sanat yönetmenliğine getirildi. Kısa süre sonra topluluk, bugün tüm dünyada tanınan Tanztheater Wuppertal Pina Bausch adını aldı ve çağdaş dans tarihinin en etkili topluluklarından biri hâline geldi.
Kaynak: Pina Bausch Foundation – Biography.
No posts

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.