RSS Amplifier

Özgür Alaz'la İlham Olsun · May 16, 2026

Bir ayda beş kilo verdim. İşte sıralı tam liste olarak yaptıklarım.

0
Sign in to vote or save

Özgür Alaz · Özgür Alaz'la İlham Olsun

İlhamdaşlarım herkese merhabalar, nasılsınız.

Geçen ay, duvarıma kocaman 70,8 yazdığımda aslında sağlık konusunda yeni bir yola girdiğimi farkettim. Böyle bir hedefim yokken ve biraz da kendiliğinden bir ayda yaklaşık 5 kilo verdim. Sağlık konusuna ilgilenenler rakamların çok önemli olmadığını, hızlı kilo vermenin zararlı da olabileceğini bilirler. Burada “En kısa zamanda en hızlı nasıl kilo verilir veya ben şunu yedim, şunu kestim” gibi şeyler paylaşmak yerine, bu süreçte ben zihnimde nasıl oyunlar oynadım ve nasıl ritimde kaldığımı paylaşmak istiyorum. Çünkü ritimde kaldıkça yönü korudukça, hayaller ve gerçekler arasında sadece zaman farkı kalıyor.

  • Başlarken ve bu süreç boyunca hep şunu dedim. Ben dünyayı kontrol edemiyorum, ekonomiyi, memleketi kontrol edemiyorum. Bu teknoloji devriminin beni nereye götüreceğini çoğunlukla kontrol edemiyorum. Benim ne olursa olsun kontrol edebileceğim şey sağlığım (Sağlık da politiktir diyebilirsiniz %100 katılırım). Temele döneyim, sağlığımı kontrol edeyim, sağlığımı iyileştireyim, sağlığımı rotasına koyayım. Çünkü sağlığı rotasına koyduğum zaman, sağlığımı iyileştirdiğim gibi diğer şeyi de iyileştirebilirim dedim. Dolayısıyla bu süreç benim için zayıflama süreci değildi. Bir amaç bağladım. Olaya zayıflama, yoksun kalma, diyet yapma perspektifinden bakmadım.

  • Benim vücudum (biyolojik sebebi de var) karın bölgemde yağ biriktiriyor. Bu da karaciğer yağlanması gibi riskler yaratıyor bana. Bu yağ tipi ile ilgili okuduğumda genelde “En inatçı yağlar” gibi şeyler okudum. Bunu herkesten duydum ve her yerde okudum. Tabi bunu her duyduğumda, her okudumda ve her hissettiğimde, bu cümleyi içimde tamamladım. “Karın yağlarım inatçıysa, ben daha inatçıyım”

  • “Daha sağlıklı besleneceğim” kararını, bir seçim kararı olarak düşünürdüm. Örneğin sofrada bir salata ve bir cips var. Sağlıklı beslenmek için senin salatayı seçmen gerekir gibi. Bu seçimi doğru yapıyor olsan, şimdiye kadar da yapardın aslında. Burada, başka bir yöntem geliştirmek gerekir. Cips’i mesela sofradan uzaklaştırmak ve sofraya daha sağlıklı yeni alternatifler katabilirsin. Ne demek istiyorum. Mesela, bu ay karalahana yemeğinden pirasa yemeğine daha önce hiç yemediğim ve yediğim zaman sevdiğim sağlıklı yemeklerle tanıştım. Yemek dünyamda sağlıklı alternatif sayımı arttırdıkça, sağlıklı seçimler yapma şansım da artar. Pırasa yemek, benim yemek dünyamda, sağlıklı yemek çeşidi/alternatifi oranını bir puan arttırdı. Böyle böyle kompozisyonum değiştikçe, yediklerim de değişir. Pirasayı yemek, pirasayı yerken zevkini çıkarmak elimde olan birşey. İçimdeki maymun buna karşı birşey yapamaz.

  • Evde hala çerezden, çikolataya atıştırmalıklara kadar pek çok şey vardı. Dışarıda her gittiğim yerde pastalar, börekler, yemek vitrinleri, sosyal medyada abartılı yemek reklamları ile hep karşılaşmaya devam ettim. Bunların beni çelmesine izin vermektense, onları görür görmez ilk hamleyi ben yaptım. Mesela “Bunu mu yiyeceğim.” “Eskiden bunu yeyip yağ biriktirmiştim.” Onu yiyen benim nasıl kan şekerimi yükselttiğini, nasıl yağlanma yaptığımı, o yağların içindeki gözle, iğrenç şekilde resmettim. Bu da benim ritimde kalmama ve amacımı hatırlamama yardımcı oldu.

  • Geçen hafta, ilhamolsun’da paylaştığım gibi yemek yemeyi, şifalanmak olarak gördüm. “Ne yiyeceğim” diye düşününce kalori olarak düşünüyorum. Şifalanmak diye düşündüğüm zaman, o öğünde salata, lif, turşu gibi şeyleri öğünüme ekliyorum. Paketli gıdalarda ve benim şimdiki beslenme rutinimde gluten beni şifalandırmayacak şeyler. O yüzden onlar direkt alternatif olmaktan kendiliğinden çıkıyor.

  • Yediğim herşeyden daha çok zevk almaya başladım. Yemem yavaşladı. Her lokmanın dokusunu, kokusunu hissederek yavaş yemeye başladım. Yavaş yemenin bir çok biyolojik ve sinir sistemi ile ilgili faydası varmış. Ama ben daha çok, “Bak ne iyi yapıyorum” “bak tadını çıkarıyorum” “çok rotamdayım” gibi terapi olarak görme çabasıydı. Daha önce “Mercimek çorbası terapisi” paylaşmıştım. Onunla benzer hislerle yemeklerimi yedim. Daha doğrusu yemeklerle şifalanmaktayım. Çünkü “yemek” kelimesini değiştirmiştik.

  • Kendimi dopamin tuzağına düşürdüm. Sosyal medya bizi dopamin tuzağına düşürüyor ya. Onun gibi. Her gün tartıldım. Tartının her gün aşağı gitmesini beklemiyorum. Ama diyelim ki, tartı aşağı gitti, doğal olarak diyelim ki 10 puanlık sevindim. Düşen kiloyu görünce, insan doğal olarak seviyor. Ama ben burada kalmadım. Gittim kilomu bir duvara yazdım. Hergünkü kilomu duvara yazmaya devam ettim. Hem zayıflama kilomu duvara yazarken sevincim katlandı. O anlar saf sevinçti. Hem de düşen trendi görmek, bana güç verdi. Nereden geldiğimi hatırlattı. Ve son olarak duvarda gözönünde kilolarımı görmek, bana kimlik kazandırdı. Bu konuyu gözönünde tutmamı sağladı.

  • Evde hafif diyebileceğim spor yaptım. Elimde sadece 5kg’lık dumbellar vardı. Uzun zamandır da spor yapmadığım için kendimi zorlamak istemedim. Ama spor hareketlerini yaparken, o hareketler benim bedenim üzerinde yapılan şeyler olarak görmedim. O hareketleri yapan bedenimi hissettim. Yavaş şekilde ve hissederek. Bir nevi, sporu da terapi haline dönüştürdüm. Her hareket, yine kendime verdiğim söz gibiydi. O zorlanma anlarının acısını sevinç olarak hissettim.

  • Ev temizliği yapmayı, merdiven çıkmayı spor olarak gördüm. Bunlar günlük hayatta yaptığım şeylerdi. Zihniyet olarak onları spor olarak görmenin faydalarını biliyordum. Bu sefer, bunları bir nevi spor olarak görerek, kendimi daha sportif, daha hareketli olarak görmeye başladım. Yürürken bile, aslında dik yürüyüş antremanı yaptığımı farkettim (bu sayede ellerimde telefonu daha az tutmaya da başladım)

Sağlıklı beslenme ve zayıflama gibi konular sadece diyet listeleri ve spor programları olarak düşünülür. Benim gözümde, onlar kadar önemli olan, ritimde kalmak, dengeni korumak, rotanda şaşmamaktır. Bu konularsa çok az irade işidir. Daha çok, benim paylaştığım gibi sürekli olarak zihinsel oyunlar oynama işidir. Nasıl ki, içimizdeki maymun sürekli olarak bizi çelmeye çalışıyor, aynı şekilde biz de sürekli olarak onu çelmeye çalışmalıyız.

Benim, bu ay zihnimde oynadığım oyunların sıralı tam listesi hemen hemen bu şekildeydi. Bu fikri, sadece zayıflama ile tutmayın. Belki dil öğrenmek, belki işinizi büyütmek, belki satış yapmak gibi farklı hedeflerimiz var. Her hedefimiz ve her hayalimize de buradan ilhamlar çıkabilir bence.

Peki sizin, oynadığınız başka oyunlar var mı? yorum olarak paylaşırsanız, tüm ilhamdaşlarımız da faydalanır.

İlhamOlsun’da olduğunuz için teşekkür ederim.

Sevgilerimle

Özgür Alaz

ilhamOlsun’un whatsapp ve instagram kanallarında da haftaiçi çok güzel paylaşımlar yapıyorum. Takipte kalmanızı isterim.

Özgür Alaz Instagram

Read the original on ilhamolsun.substack.com

Comments

Nothing yet. Say the first thing.

    Sign in to join the conversation.