RSS Amplifier

Erzurum Pusula Gazetesi - Son Dakika Erzurum Haberleri Güncel Haberler · Aug 20, 2026

DİN, TİCARET VE SİYASET SARMALINDAKİ CEMAATLER

0
Sign in to vote or save

https://www.gazetepusula.net

      Din olgusu ,ölümlü bir varlık olan insanın en duyarlı olduğu konulardan biridir.

İnsana ,eşref-i mahlûk olduğunu hatırlatan ona, doğruyu, güzeli, sevgiyi, vicdanı, merhameti, barışı,adaleti, hakkı, hukuku, dürüstlüğü öğütleyen dinler ne yazık ki insanoğlu tarafından istismar edilerek savaşın, siyasetin, ticaretin aracı haline getirilmektedir.

Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

“Bir yanağınıza vurulduğunda diğer yanağınızı da uzatın” diyen Hz.isa’nın bağlıları, kurdukları Haçlı orduları ile  kutsal amaç uğruna yola çıkıp,  ortalığı yakıp ,yıkıp kan gölüne çevirmişlerdi.

Bakir Afrika’nın tüm zenginliklerini sömüren emperyalist güçler, bu yağmalarını haç’ın gölgesinde yapmışlardı.

 “Beyaz adam geldiğinde elinde haç vardı. Bizim ise topraklarımız. Beyaz adam geri döndüğünde bizim elimizde haç, onun elinde topraklarımız kalmıştı” sözü bu istismarı ifade eden en güzel örneklerden biridir.

Orta çağ Avrupası, din papazlarının elinden ve kiliseden az mı çekmişti.Aziz Bartolomeo katliamında   on binlerce Protestan yine din adına Katolikler tarafından katledilmişti.

Sapık emellerini din üzerinden yürüten Hasan Sabbah, vaat ettiği sahte cennet ile az mı insanın kanına girmişti.

Kerbelâda , Hz.Hüseyinin mübarek başını gövdesinden ayıranlar, işledikleri cinayetleri din adına yaptık diye savunmuşlardı.

Efendimizin dünyayı terk etmelerinden sonra  entrikalarla iş başına geçen Ümeyye Oğulları ,saltanatlarını dini siyasete alet ederek  uzun yıllar sürdürmüşlerdi.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de bu istismar artarak devam etmektedir.

Ülkemizde, din, ticaret, siyaset üçgeni içerisinde  faaliyet gösteren emperyalist güçlerin güdümündeki bazı cemaat ve tarikat adı altındaki organizasyonlar, gönül kazanmak, nefisleri terbiye etmek gibi amaçlarla yola çıkmış olduklarını söyleseler de,  kutsal değerlerle avladıkları insanlarla güç kazandıkça, hedeflerini devlete sızma, parayı yönetme ve seküler bir hayat kurmaya çevirmişlerdir.

Liderlerine, asrın müceddidi ,gavsı azam, mehdi gibi kavramları yükleyen bu  organize guruplar “şeyh uçmaz, müridi uçurur” sözü gereği, saf ve cahil kitleler üzerinde büyük bir etki yapıp insanların  dini hassasiyetlerini kullanıp,  takkeli organize suç örgütleri haline gelmişlerdir.

Bu organizasyonlardan biri olan FETÖ terör örgütünün din kisvesi altında yaptığı ihaneti 15 Temmuz’da millet olarak görmüş  ve işin vahameti karşısında dehşete düşmüştük.

Geçen yıllarda buna benzer bir yapılanma daha deşifre edildi. Şizofren bir sapığın uzun yıllardan beri din şemsiyesi  altında yaptığı kepazeliklere karşı ciddi bir operasyon yapıldı.

İşin ilginç yanı ise, kendini mehdi olarak ilan eden ve  İslâm’la ilgisi ve alâkası olmayan bu hastalıklı şahsın pornografik  programlarını  85 milyon kişi uzun yıllar  TV ekranlarından  izlemişti.

Kedicik ismi verdiği çıplak kızlarla Ankara’nın bağlarını oynayıp göbek atan, “İnşallah ve Maşallah” diyerek  programlarda hadislerden örnek veren, Kur’an dan  ayetler okuyan  bu meczubu  başta diyanet olmak üzere, ilahiyat fakülteleri dahil  tüm dini cemaatler , tarikatlar ve İslâmi hassasiyet gösteren çevreler görmüştü ama ne hikmetse kimse ne tepki vermiş, ne de ses çıkarmıştı.

Amerika’nın “Yeşil Kuşak Projesi” ile hayat bulan bu organize çetelerinin ortak özellikleri , dini kavram ve değerleri kullanmaları,arkalarında emperyalist güçlerin olması,devlet birimlerinin içine sızma gayretleri,ekonomik güçleri ve siyaset uzantılarıdır.

Din üzerinden rant elde eden bu düzenbazları, siyaset,ticaret gibi hayatın aktif alanlarında gördük ve görmeye devam edeceğiz.

Siyaset sahnesinde dini kavramları kullanıp  insanları en hassas yerinden avlayanlarda elbette ki  dini istismar konusunda masum değillerdir.

Başına kavuk takıp, cübbe giyerek milletin önüne çıkıp, İslami devre mülk satan Jet Fadıl, bu sahtekarlığını dini istismar ederek yapmıştı.

“Bir devre mülk alana, beş yıldızlı umre bedava” kampanyası ile Müslümanları milyonlarca dolar dolandıran Jet Fadıl, yeniden sahneye çıksa ,tahmin edilir ki aynı taktikle yine büyük bir vurgun yapabilir.

Yurt dışında çok zor şartlarda çalışıp alın teri ile kazandıkları paraları İslami holdinglere kaptıran gurbetçilerde  yine din istismarının kurbanıydılar.

Allah rızası adına  verdikleri paraların ,başkaları tarafından lüks bir yaşam için kullanacağını hiç düşünmemişlerdi.

” Bir lokma, bir hırka” öğretisiyle ortaya çıkan,bu cemaat ve tarikatların başında bulunanların Karun kadar servete sahip olmaları  istismarın somut göstergesidir.

Hurma liflerinden yapılmış bir yatak üzerinde yatan Hz. Peygamberin yolunda gittiklerini söyleyen ve onun varisi olduğunu iddia eden sahtekarların, mal varlıkları ve lüks yaşam tarzları  ne gariptir ki saf Müslümanları uyarmaya yetmemektedir.

Mehdilikle yetinmeyip, bana vahiy geldi deyip, kendini peygamber ilan eden ve etrafında kurduğu haremi ile saltanat gemilerinde gezen İskender Evrenosoğlu’da bu istismardan hayat bulanlardan biriydi. İşin garip tarafı oda tenkitlerden uzaktı.

“Ben, size şah damarınızdan daha yakınım” kutsal mesajına rağmen, Müslümanların kendilerini Allah’a yakınlaştıracağına inandıkları insan kılığındaki putlara teslim etmeleri istismarın asıl kaynağıdır.

Kuran’dan beslenmeyen ve sağlam Allah inancı olmayan kesimleri kapsam alanları içine alan bu yapılanmaların biri, devlet tarafından saf dışı edilirken, oluşan  bu boşluğu doldurma gayreti içinde olanlardan biride  son yıllarda kuruluş amaçlarının dışına çıkan Süleymancılar diye bilinen dini yapılanmaydı.

FETÖ yapılanması gibi bir sistemle çalışan bu teşkilatın yurt içinde ve yurt dışındaki siyasi ve ekonomik gücü uzun yıllardır biliniyordu.

Bu hafta, Süleymancılara yönelik başlatılan “yolsuzluk, kara para aklama, olağan dışı nakit hareketleri, usulsüzlük” başlıklı opersyonla, 100 milyar nakt paranın yurt dışına çıkarıldığı, para trafiğinde İsrail bağlantılarının olduğu, Almanya’da 70 milyon dolarlık külliye yapıldığı, ABD’de okul açıldığı, gizli kasalarda 200 kg altın ele geçirildiği,toplanan kurban paralarıyla kurban kesilmediği gibi iddiaları duymuş olduk.

        Yapılan aramalarda  gizli bölmelerin ve ruhsatsız silahların bulunması bir hayli ilginçti.

       Konunun bir başka yönü ise bu paraların nasıl toplandığı ve kimlerin bu havuza su taşımalarıydı.

      Konunun en dikkat çeken yönü de , Kur’an yolunda bir hizmet sunan ve çevremizde dürüstlükleri, dindarlıkları ile tanıdığımız Süleyman Hilmi Tunahan’ın bağlılarının parasal güç elde edip organize işler içine savrulmalarıydı.

        Kur’an hakikatlerinden uzak, peygamber öğretilerinden haberdar olmayan, dini şekil ve ritüellerde gören cahil kesimlerin din üzerinden istismar edilmeleri kaçınılmazdır..

Bu istismarın geçte olsa farkına varan bunların üzerine korkusuzca giden yetkilileri tebrik ederken, boşluğu doldurmak için sırada bekleyen başka istismarcılarında önü kesilmelidir diyor, gayesi Allah yolunda yürümek ve niyetleri halis olan hasbi Müslümanlara da muhabbetlerimi sunuyorum.

                                                                                         Erdal Güzel

Read the original on gazetepusula.net

Comments

Nothing yet. Say the first thing.

    Sign in to join the conversation.