Bursa Ticaret ve Sanayi Odasının tarihçesine bakarken benim de yeni öğrendiğim, doğrusu biraz da şaşırdığım bir bilgiyle karşılaştım.
Bursa'nın bir zamanlar ayrıTicaret Odası ile sanayi odası ayrıymış.
1889 yılında Bursa Ticaret Odası kuruluyor. Bir yıl sonra Bursa'da Sanayi Odası kuruluyor ve iki oda birleşerek bugünkü Bursa Ticaret ve Sanayi Odasının temelini oluşturuyor.
Aradan tam 136 yıl geçmiş.
O günün şartlarında alınan birleşme kararının mutlaka bir karşılığı vardı. Bursa'nın ekonomik yapısı, işletmelerin ölçeği, ticaretin ve sanayinin ihtiyaçları bugünkünden çok farklıydı.
Fakat 136 yılda Bursa da dünya da çok değişti.
Bugün otomotivden tekstile, makineden metale kadar Türkiye'nin en önemli üretim merkezlerinden birinden söz ediyoruz. Ticaret Bakanlığı verilerine göre Bursa, 2025 yılında ihracatta İstanbul, Kocaeli ve İzmir'in ardından Türkiye'nin dördüncü ili oldu.
İlk üç sıradaki kentlerin oda yapılanmasına bakınca ilginç bir tablo çıkıyor.
İstanbul'da Ticaret Odası ile Sanayi Odası ayrı. Kocaeli'de de iki ayrı oda var. İzmir'de ise İzmir Ticaret Odasının yanında Ege Bölgesi Sanayi Odası faaliyet gösteriyor.
Yani Türkiye'nin ihracatta ilk dört sırasında bulunan illerin ilk üçünde sanayi ayrı bir oda tarafından temsil edilirken Bursa'da ticaret ve sanayi aynı çatı altında yoluna devam ediyor.
Üstelik bu model yalnızca İstanbul, Kocaeli ve İzmir'e özgü değil. Gaziantep, Konya, Kayseri, Eskişehir, Denizli ve Adana gibi önemli üretim merkezlerinde de müstakil Sanayi Odaları bulunuyor.
Bursa'nın ulaştığı ekonomik büyüklük düşünüldüğünde benzer bir yapılanmanın burada da konuşulmasının zamanı gelmedi mi?
Bunu söylerken BTSO'nun çalışmalarını veya bugüne kadar Bursa'ya kazandırdığı projeleri tartışmaya açmıyorum. Bugün 60 bini aşan üyesi, 70 meslek komitesi ve birbirinden çok farklı sektörleriyle oldukça büyük bir yapıdan söz ediyoruz.
Bursa sanayicisinin bugünkü gündemi artık başlı başına bir uzmanlık alanı. Enerji maliyetleri, ihracat, OSB'ler, sanayi alanları, yeşil dönüşüm, sınırda karbon düzenlemeleri, otomasyon, dijitalleşme, nitelikli işgücü ve lojistik gibi pek çok konu sanayicinin günlük hayatının bir parçası haline geldi.
Aynı çatı altındaki ticaret ve hizmet sektörlerinin de kendilerine özgü bir dünyası var. Perakendecinin, turizmcinin, hizmet işletmelerinin ve küçük ya da orta ölçekli tacirin finansmana erişimden kira maliyetlerine, e-ticaretten tahsilata, şehir içi ulaşımdan otoparka kadar uzanan farklı sorunları bulunuyor.
BTSO yıllardır bütün bu kesimleri aynı çatı altında temsil ediyor. Ancak Bursa ekonomisi büyüdükçe sektörlerin ihtiyaçları da çeşitlendi ve uzmanlaştı.
Üstelik işin ticaret tarafında bir süredir dikkat çeken başka bir durum var.
Sahada görüştüğümüz ticaret erbabının önemli bir bölümünde, BTSO'nun hizmet ve önceliklerinde sanayinin daha fazla öne çıktığı, ticaret kesiminin ise yeterince karşılık bulamadığı yönünde bir kanaat var. Bu görüş özellikle son 20-25 yıllık dönem anlatılırken daha sık dile getiriliyor.
Elbette elimizde bunu bütün BTSO üyelerine genelleyebileceğimiz kapsamlı bir anket yok. Dolayısıyla Bursa'daki ticaret erbabının tamamının böyle düşündüğünü söylemek doğru olmaz. Ancak aynı şikâyetin farklı sektörlerde karşımıza çıkması da görmezden gelinecek bir durum değil.
Bursa Ticaret Odası fikrini üzerinde düşünmeye değer kılan nedenlerden biri de bu.
İşin ilginç tarafı, mevcut yasada bunun için ticaret erbabının önüne doğrudan bir yol konulmamış olması. 5174 sayılı Kanun, müstakil Sanayi Odasının kurulması için sanayicilerin yarısından fazlasının yazılı talebini arıyor. Bu gerçekleştiğinde mevcut Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa Ticaret Odasına dönüşüyor.
Bir anlamda Bursa'daki ticaret erbabının kendi Ticaret Odasına kavuşmasının anahtarı da sanayicinin elinde.
Peki iki ayrı oda Bursa'nın ekonomik gücünü böler mi?
Başka şehirlerdeki uygulamalar bu endişeye önemli bir cevap veriyor.
İstanbul Sanayi Odası teknoloji, dijitalleşme, enerji, çevre ve yeşil dönüşüm gibi doğrudan sanayiciyi ilgilendiren alanlarda özel birimler ve programlar oluşturabiliyor. Konya ve Kayseri Sanayi Odalarında da üretim, verimlilik, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm gibi konular kurumsal gündemin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Bu kentlerde Ticaret Odaları da ticaret ve hizmet sektörlerinin sorunlarına kendi yapıları içerisinde yoğunlaşabiliyor.
Üstelik iki ayrı oda bulunması ortak hareket etmeye engel değil.
Kayseri bunun güzel örneklerinden biri. Kayseri Ticaret Odası ile Kayseri Sanayi Odası, Abdullah Gül Üniversitesi ile birlikte Model Fabrika projesini hayata geçirdi. Kurumlar ayrı ama şehrin ihtiyacı olduğunda aynı projede yan yana gelebiliyorlar.
Bursa'da böyle bir değişiklik gündeme geldiğinde sanayicilerin aklına doğal olarak BTSO'nun bugünkü gücünün bölünüp bölünmeyeceği gelebilir.
Eskişehir örneği bu konuda önemli bir fikir veriyor.
Eskişehir Sanayi Odasının yaklaşık 1.600 üyesi bulunuyor. Buna karşılık temsil ettiği sanayi yaklaşık 4,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiriyor ve 100 bine yakın kişiye istihdam sağlıyor.
Bir Sanayi Odasının gücünü yalnızca üye sayısıyla ölçmek bu nedenle yeterli değil. Temsil ettiği üretim kapasitesi, ihracat, istihdam ve oluşturduğu katma değer de o kurumun ağırlığını belirliyor.
Bursa'nın bu alanlardaki gücünü ise uzun uzun anlatmaya gerek yok.
Müstakil bir Bursa Sanayi Odası bütün enerjisini üretime ve sanayicinin sorunlarına ayırabilir. Otomotivden tekstile, makineden gıdaya kadar Bursa sanayisinin ortak taleplerini Ankara'da ve uluslararası platformlarda daha yoğun biçimde takip edebilir.
Diğer tarafta da zayıflamış bir oda kalmaz.
Bursa Ticaret Odası; ticaret ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren on binlerce işletmenin kendi sorunlarına daha fazla yoğunlaşabileceği güçlü bir kurumsal yapıya dönüşür.
Sanayicinin kendi odası, ticaret erbabının kendi odası olur.
Ortak konular çıktığında da iki kurum Bursa için aynı masaya oturur.
İstanbul'da, Kocaeli'de, Konya'da, Kayseri'de, Eskişehir'de olduğu gibi...
Bu nedenle böyle bir yapılanmayı Bursa'nın gücünün bölünmesi şeklinde görmek bana çok doğru gelmiyor. Yıllar içinde büyüyen ve çeşitlenen ekonomik gücün iki ayrı uzman kurum tarafından temsil edilmesi Bursa'nın elini daha da güçlendirebilir.
Üstelik hikâyenin başlangıcı da bize bunu hatırlatıyor.
Bursa 136 yıl önce Ticaret Odası ve Sanayi Odası olarak iki ayrı kurumla yola çıkmış, dönemin şartları iki yapıyı daha sonra aynı çatı altında buluşturmuş.
Bugünün Bursa'sı ise bambaşka bir ekonomik büyüklüğe ulaşmış durumda.
Türkiye'nin en fazla ihracat yapan dördüncü ilinden, dünya pazarlarıyla rekabet eden güçlü bir sanayiden ve on binlerce ticaret ve hizmet işletmesinden söz ediyoruz.
136 yıl önce alınmış bir kararın bugün yeniden konuşulmasında garipsenecek bir taraf göremiyorum.
Bursa bunu tartışabilir.
Sanayicisine sorabilir, ticaret erbabını dinleyebilir.
Belki sonunda mevcut yapının devam etmesinin daha doğru olduğuna karar verilir. Belki de Bursa'nın geldiği ekonomik ölçeğin artık iki ayrı ihtisas odasını gerektirdiği görülür.
Ama böylesine büyük bir sanayi ve ticaret kentinde bu seçeneğin ciddi biçimde tartışılmayı hak ettiği açık.
Belki de Bursa'nın önündeki yeni adım, tek bir büyük oda yerine kendi alanlarında güçlü iki kuruma sahip olmaktır:
Bursa Sanayi Odası ve Bursa Ticaret Odası.
Ayrı çatılar altında çalışan, Bursa'nın ortak çıkarları söz konusu olduğunda aynı masaya oturan iki güçlü oda...

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.