RSS Amplifier

Nevşehir Haberleri - Cesur ve Tarafsız Haber · Aug 21, 2026

Nevşehir’in Evlatlarının Suçu Ne?

0
Sign in to vote or save

Can Taşkın · Cesur ve Tarafsız Haber

Yazıya başlamadan önce ; OKUYUCUYA KÜÇÜK BİR NOT…

Biliyorum…

Son zamanlarda uzun yazılara sitem ediyorsunuz. Hatta sık sık “Can, kısa yaz; okuyalım, anlayalım” diyorsunuz.

Haklısınız.

Ben de artık mümkün olduğunca lafı uzatmadan, meseleyi doğrudan anlatmaya çalışıyorum.

Ama bazı konular var ki iki paragraf yazıp geçerseniz, meselenin sadece üzerini çizmiş olursunuz. Ayrıntıya girmeden gerçeği anlatamazsınız.

Bugünkü konu da tam olarak böyle.

O nedenle baştan söyleyeyim:

Bu yazı biraz uzun. Ama mümkünse sonuna kadar okuyun.

Çünkü mesele yalnızca iki isim, iki koltuk veya belediyedeki birkaç müdürlüğün kime bağlandığı değil.

Mesele Nevşehir’in kendi evlatlarına nasıl davrandığı meselesidir.

Şimdi gelelim konuya…

BU İŞTE BİR TERSLİK VAR!

Nevşehir’in yıllardır çözemediği, siyasette de bürokraside de karşımıza çıkan kronik bir arızası var.

Adını açık koyalım:

YABANCI SEVİCİLİĞİ…

Burada kastettiğim elbette başka şehirlerden gelip Nevşehir’e hizmet eden insanlar değildir. Bu şehir kendisine hizmet eden, taş üstüne taş koyan herkese kapısını açar.

Benim itirazım başka.

Kendi evladımıza gelince neden kıymet bilmiyoruz?

Kimse sormuyor mu?

Bu memleketin yetiştirdiği insanlar neden öteleniyor?

Neden önce birbirine düşürülüyor, sonra kullanılıyor, işi bitince bir kenara bırakılıyor?

Neden temsil ettikleri makamlarda bile en ağır dedikodulara ve itibarsızlaştırmalara maruz kalıyorlar?

Hani milliyetçilik?

Hani Nevşehir sevdası?

Hani bu şehrin hakkı, hukuku?

Kürsülerde, mikrofonlarda söylenen o güzel sözler iş icraata geldiğinde neden ortadan kayboluyor?

İLER VE KIRŞEHİRLİ BÜROKRASİ MOBBİNGİNİN MAĞDURLARI MI?

Hep duyarız:

“İş yerinde personele mobbing uygulanıyor.”

Peki bunun bürokrasinin üst makamlarında yaşandığı iddia edilirse ne diyeceğiz?

Bugün Nevşehir Belediyesi’nde kamuoyunun sorgulaması gereken bir tablo var.

Bahsettiğimiz isimler Nevşehir Belediye Başkan Yardımcıları Mimar Hasan İler ve Kıratlıoğlu Mahallesi Muhtarlığı görevinden feragat ederek Belediye Başkan Yardımcılığı görevine gelen Veli Kırşehirli.

Her ikisi de öz ve öz bu şehrin evladı.

Ancak belediye çevrelerinde konuşulan ve bize ulaşan bilgilere göre ortaya ilginç bir tablo çıkıyor.

Hasan İler’e bağlı birim sadece Mezarlık İşleri Müdürlüğü.

Veli Kırşehirli’ye bağlı birim ise Hayvan Barınağı ve Veteriner İşleri Müdürlüğü.

Fakat mesele müdürlüklerin sayısından çok daha vahim.

İddialara göre her iki başkan yardımcısı da kendilerine bağlı müdürlüklerde dahi araç görevlendirmesinden personel konularına kadar birçok hususta yeterli söz ve yetki sahibi değil.

Hatta bazı işlemlerin başka bir belediye başkan yardımcısının onayıyla gerçekleştirilebildiği konuşuluyor.

Şimdi soruyorum:

Bir insanı Belediye Başkan Yardımcısı yapacaksınız ama başkan yardımcılığının gerektirdiği yetkiyi vermeyeceksiniz…

O zaman neden o koltukta oturtuyorsunuz?

Bu görev mi?

Yoksa yalnızca üzerinde “Belediye Başkan Yardımcısı” yazan bir makam mı?

HAK MI BU? ADALET Mİ?

Hasan İler meselesinin ayrıca konuşulması gereken başka bir tarafı bulunuyor.

Özellikle Kahveci Dağı’nın modernizasyonu ve yapım çalışmalarında İler ailesinin belediyeye inşaat ve ekipman desteğinde bulunduğu, bunun yanında şehirde birçok yardım konusunda ayrım gözetmeden destek verdiği biliniyor.

Bugün ise şehir siyasetinde konuşulan konuların başında İler ailesinin geçmişte yaptığı bu katkıların adeta unutulduğu geliyor.

İnsan ister istemez soruyor:

Dün hizmetinden, imkânından, desteğinden yararlandığınız insanların bugün hatırı neden yok?

Daha önemlisi…

Ortada cevap bekleyen siyasi bir soru var.

Hasan İler ve Veli Kırşehirli AK Parti kadrolarına katıldılar.

Rozetleri takıldı.

Peki bugün gelinen noktada bu isimlerin yetkileri bu kadar tartışılır hale gelecekse neden o gün kadrolara dahil edildiler?

Amaç çalıştırmak mı?

Temsil ettirmek mi?

Yoksa zaman içerisinde kendi kendilerine;

“Yeter artık!”

deyip görevlerinden ayrılmalarını beklemek mi?

Eğer amaç istifa ettirmekse bunu da açıkça söylemek gerekir.

Çünkü insanları makamda tutup makamın gerektirdiği yetkiyi vermemek, kişilerin kendisinden çok temsil ettikleri makamın itibarını tartışılır hale getirir.

Bunların cevabını elbette ben veremem.

Cevabı verecek olanlar belli.

Biz gazeteciyiz.

Şehirde konuşulanı duyar, gördüğümüz tersliği sorarız.

BU MEMLEKETİN EVLATLARININ SUÇU NE?

Aslında benim derdim Hasan İler veya Veli Kırşehirli’den çok daha büyük.

Bugün onlar olur.

Yarın başka birisi.

Çünkü Nevşehir’de bu filmi yıllardır seyrediyoruz.

Bu şehrin hiçbir meselesinde bulunmamış, sokağını tanımayan, tozunu toprağını bilmeyen insanlar baş tacı edilirken kendi yetiştirdiğimiz insanları birbirimize kırdırıyoruz.

Dedikoduyla yıpratıyoruz.

Siyaseten kullanıyoruz.

Bürokraside yalnız bırakıyoruz.

Sonra işi bitince bir kenara koyuyoruz.

Dışarıdan gelen bürokratın görev süresi bitiyor.

Bavulunu topluyor.

Arkasına bile bakmadan gidiyor.

Biz yine burada kalıyoruz.

Yarın yine birbirimizin yüzüne bakıyoruz.

İşte benim itirazım buna!

Bu şehrin insanı neden kendi memleketinde ikinci plana düşüyor?

Hani milliyetçilik?

Hani memleketçilik?

Hani “Nevşehir için birlik ve beraberlik”?

Bunlar sadece seçim dönemlerinde kürsülerde söylenecek cümleler değildir.

Nevşehir’i sevmek önce Nevşehir’in hakkına, hukukuna ve insanına sahip çıkmaktır.

SUÇ SADECE SİYASETİN Mİ?

Hayır!

Burada biraz da kendimize kızmamız gerekiyor.

Çünkü bu düzenin oluşmasında kullanılıp bir kenara atıldığı halde hâlâ kendisini kullananların peşinden koşanların da payı var.

Seni kullanana hâlâ “Başkanım” diye koşarsan…

Seni itibarsızlaştırana hâlâ el pençe durursan…

Yetkini alana ses çıkarmazsan…

Sırf koltuğum gitmesin diye yapılanı içine sindirirsen…

Birileri de seni kullanmaya devam eder.

Siyasetteki ve bürokrasideki “kullan-at” anlayışının sorumlusu sadece bunu yapanlar değildir.

Buna rağmen susanlar da bu düzenin devam etmesini sağlar.

BAZEN REST ÇEKMEK GEREKİR!

Hayatta makamdan, mevkiden ve koltuktan daha değerli şeyler vardır.

Duruş vardır.

Haysiyet vardır.

İtibar vardır.

Bazen insanın söyleyeceği tek bir “Hayır!”, oturduğu bütün koltuklardan daha değerlidir.

Bazen de;

“Ben bunu kabul etmiyorum.”

diyebilmek gerekir.

Çünkü hiçbir makam insanın kendisini, şahsiyetini ve haysiyetini yerle bir etmesine değmez.

Bugün yalnızca Hasan İler ve Veli Kırşehirli adına değil, yıllardır benzer muamelelere maruz kalan bu şehrin bütün insanları adına soruyorum:

NEVŞEHİR’İN EVLATLARININ SUÇU NE?

Neden çileyi hep onlar çekiyor?

Neden kullanılıyorlar?

Neden yalnız bırakılıyorlar?

Neden kendi memleketlerinde hak ettikleri değeri görmek için mücadele etmek zorunda kalıyorlar?

Ve en önemlisi…

Biz neden seyrediyoruz?

Bugün başkasına yapılan haksızlığa sustuğumuzda yarın aynı şey bizim başımıza geldiğinde konuşacak yüzümüz kalmaz.

O nedenle bu yazı birilerini savunma yazısı değildir.

Bir siyasi partinin yanında veya karşısında durma meselesi hiç değildir.

Bu bir adalet çağrısıdır.

Ve artık Nevşehir’in şunu öğrenmesi gerekiyor:

Bu şehir kendi evlatlarını harcamaktan vazgeçmeli.

Çünkü başkasının kıymet vermesini beklemeden önce;

Nevşehir kendi evlatlarına sahip çıkmayı öğrenmek zorunda!

Kalın sağlıcakla…

Read the original on cthaber.com

Comments

Nothing yet. Say the first thing.

    Sign in to join the conversation.