İçerik paylaşma konusunda gördüğüm en büyük sorunlardan biri şu: "Beni kim okuyacak, kim dinleyecek?" Piyasada bu kadar uzman ve akıllı insan varken, insanlar "İş bana mı kaldı?" diye düşünüyor. İlginçtir ki, bu düşünceyi genellikle tecrübesi bol, derin fikirli, geniş analiz yeteneğine sahip ve insanlarla ilişkileri iyi olan kişilerden duyuyorum. Bu durum beni hem şaşırtıyor hem de üzüyor.
Çevremde gördüğüm birkaç çok akıllı insan var. Yıllardır onları içerik paylaşmaları konusunda teşvik etmeye çalışıyorum. Çünkü onların da sesi duyulsun istiyorum; her buluşmamızda onlardan gerçekten etkileniyorum.
Bu durum sadece uzmanlarla sınırlı değil. Bazen öğrencilerimle sohbet ederken de benzer şeyler görüyorum. Bu öğrenciler illa ki üst düzey yöneticiler veya akademisyenler değil; şirkette çalışan, maaşlı personeller. Ancak okudukları kitaplar, izledikleri filmler ve yaptıkları yorumlar beni gerçekten çok etkiliyor. Fakat yukarıda da belirttiğim gibi, en büyük problem şu sorular: "Beni neden dinlesinler? Beni kim okuyacak? Ben ne katabilirim ki?" Bu düşünce şekli temelden yanlış. Çünkü hepimizin hiç taklit edilemeyen bir hayat tecrübemiz, düşünce süzgeçlerimiz ve filtrelerimiz var. Her insan özel tasarlanmış, güzel ciltli okunmaya değer bir kitaptır.
Kendi tecrübelerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki, yapılacak en iyi şey sürekli paylaşmaktır. Takip ettiğimiz bazı influencer'lar, birçok içerik paylaştıktan sonra bile az takipçi ve beğeniyle devam ettiler. Ama her şeye rağmen pes etmediler. Burada kabul edilmesi gereken kural şu: Kendiniz için bir hedef belirleyin. Örneğin, "50-100 içerik paylaştıktan sonra bu konuda devam edip etmeyeceğime karar vereceğim" diyebilirsiniz.
Piyasada gerçekten kaliteli içerik eksikliği var. Çoğu paylaşılan içerik yüzeysel ve basit kalıyor. Kendi ilgi alanınızı düşünün: Türkiye'de bu alanda kaç kişi gerçekten kaliteli içerik üretiyor? Bunu bir değerlendirin. Eminim ki siz de bu boşluğu doldurabilecek kapasiteye sahipsiniz.
Özetle, kendinizi içerik bağlamında daha hiçbir şey yapmadan ve sonuç görmeden yargılamayın. Dove'un çok güzel bir reklamı var – bunu mutlaka izlemenizi öneririm (aşağıda ekledim). Reklamda, kadınlar kendilerini görmeyen bir ressama anlatırken, ressam onların portrelerini çiziyor. Ardından, o kadınları tanıyan arkadaşları onları betimlerken ressam yine portrelerini çiziyor.
Portreler karşılaştırıldığında, kadınların kendilerini anlattıkları portreler daha eksik ve kusurlu çıkarken, arkadaşlarının betimlediği portreler çok daha güzel ve çekici oluyor. Ne yazık ki bunu hayatın her alanında yapıyoruz; içerik üretme, kendimizi sunma ve fikirlerimizi aktarma konularında da aynı hataya düşüyoruz. Oysa gerçek, düşündüğümüzden çok daha farklı ve olumlu olabilir.
Özetle:
Kendiniz için bir içerik paylaşım hedefi belirleyin (örneğin, 50-100 içerik paylaşımı)
Sürekli ve düzenli olarak içerik paylaşmaya devam edin
Kendi uzmanlık alanınızda kaliteli içerik üretmeye odaklanın
Kendinizi, içerik üretmeye başlamadan önce yargılamaktan kaçının
İçerik üretme konusundaki olumsuz düşünce kalıplarınızı fark edin ve değiştirmeye çalışın

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.