Dünden beri kafam allak bullak… kaç kere yürüyüşe çıktım, uçan kuşlara kaç kere selam verdim bilmem… Hala içimden atamadım… Düşündükçe boğazımda bi şelale birikmiş de çağıl çağıl akacakmış gibi hissediyorum.
Dün bir haber okudum, canım memleketim için alışıldık bir haber.. ama artık yeter!
Bir kadın düşünün, bir insan..
bir ömür onu incitecek bir yarası var, bir ömür her şey yolunda gitse bile hiç bir yerde rahat hissedemeyen, hep huzursuz olan, hep tetikte kalacak olan, belki kendine küsmüş, belki bedenine yabancılaşmış bir kadın…
İBB Davası’nın 47. duruşma günü Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, gözaltı sürecinde çıplak aramaya maruz kaldığını mahkeme salonunda açıkça anlattı.
kadınlar, genç kızlar, hatta çocuklar, Anadolu’da, büyük şehirlerde, her yerde odalarında tek başlarına yorganın altına girip kendilerine yapılan vahşetten dolayı susar, kendilerinde bir problem var sanırken artık kadınların fail erkekleri ifşa ettikleri bir dönemdeyiz.
Çünkü utanç biz kadınlara ait değil!
Türker de kendisine yapılan tacizi içine atmadı, susmadı ve haykırdı. Türker’in bu tacizi haykırması takdire şayan.
VE bu haykırış hatırlarsanız benzer bir refleks ile Fransa’da başka bir kadından, Gisele Pelicot’tan, eşi tarafından uyutulup yıllarca tecavüz edilip videoları başka erkeklere servis edilen kadından gelmişti. Susmuyor ve utanç hissetmiyor. çünkü utanılacak şeyi erkek fail yaptı.
UTANÇ TARAF DEĞİŞTİRMELİ! demişti Gisele.
ve bu tavrıyla milyonlarca kadının ayağa kalkmasına vesile oldu.
Büşra Sanay’ın Kardeşini Doğurmak kitabında rastlamıştım, genç kız defalarca duşa giriyor bedenindeki pisliği atabilmek için, bedenini adeta kazıyarak yıkıyor, temizlemeye çalışıyor ama bir türlü temizlenemediğini söylüyor.
Zülfü Livaneli’nin sözleriyle:
“Büşra Sanay insanlığın en karanlık noktasına, en bağışlanmaz suçuna büyük bir cesaretle eğiliyor ve ne kadar acı olursa olsun gerçeğin gözünün içine bakmaya çağırıyor bizi. Belki de arınma, bu yüzleşmelerle gelecek. Büşra gibi duyarlı insanların acı çekme pahasına yazdığı, böyle önemli kitaplarla. Okurken sarsılacaksınız hem de çok sarsılacaksınız. Sanırım gerekli olan da bu.”
Bana kalırsa, sefaletin sözlük anlamı, bu habis ruhların bir cana kastetmesi, bir kadının bedeni üzerinde hak sahibi olduğunu zannetmesidir.
Çocuk çocuktur, masumdur, paktır. Çocukluğunu yaşamalıdır. Çekin kirli ellerinizi, düşüncelerinizi onların üzerinden…
Bu çalışmamı, yeryüzündeki tüm çocuklara, onların gülüşlerine ve o umut dolu bakışlarına ithaf ediyorum.
Büşra Sanay
insan bu dünyada ne için yaşar?
Onuru için yaşar!
erkek fail, kimsecikler görmediğinde pis ellerini uzattığı kadınların, genç kızların susacağını zannediyor. Çünkü zannediyor ki utanması gereken onlar!
Hayır, sensin, zavallı bir hale düşmüş, bir insanın varlığına beden bütünlüğüne kastetmiş, kendini pipinle dünyaları fethedecek zannediyorsun ama tam da o pipinle aşağılardan da aşağıya rezil bir seviyeye iniyorsun!
Kimseler görmese de kalbiniz, vicdanınız yok mu sizin? Ben Ahmet, Ben Mehmet derken, başınızı yastığa koyarken nasıl sefil duygularla bir kadının bir çocuğun hayatını kararttığınızı fark edin artık.
Kimsecikler görmese, asla ortaya çıkarılamayacağından emin olsanız bile o sefilliği yapmazsınız!
Üstelik bunun için bir dine mensup olmanıza da gerek yok.
Zaten yasaklardan sırf Allah/ Yehova/ … men etti diye kaçınıyorsanız bilin ki orada bir problem vardır.
İnsanın en büyük mahkemesi kendi vicdanıdır.
O vicdan sizi uyutmasın emi! Nemrud’un kafasına giren sinek gibi vızıldasın kafanızın içinde ve kemirsin dursun yok etsin sizi.
Gönderi yok

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.