RSS Amplifier

Masamdakiler · Apr 20, 2026

bir artist gibi çal

0
Sign in to vote or save

Betül Bayraktar · Masamdakiler

Austin Kleon’un “Steal Like an Artist” kitabını ilk gördüğümde aklıma takılan şey başlığın kendisi oldu.

Çalmak.

Nasıl yani, çalmak mı? Bir artist gibi mi? Ne anlatıyor bu kitap deyip aldım ve okudum.

Kleon’un kastettiği şeyi anlamak pek de zor değil aslında, zira kitap zaten ilk sayfadan meseleyi Bilal’e anlatır gibi anlatıyor.

Hiçbir şey özgün değildir, diyor. Bunda hemfikiriz zaten, yeryüzünde yeni bir şey söylemek neredeyse imkansız. Her fikir başka bir fikirden beslenir, sanatçılar, yazarlar ve creatorlar başkalarından ilham alır, bu gayet doğaldır.

Bunu Kleon’dan önce T.S. Eliot da söylemişti zaten.

“Olgunlaşmamış şairler taklit eder, olgun şairler çalar.”

ve hatta Picasso’ya atfedilen söz de benzer:

iyi sanatçılar kopyalar, büyük sanatçılar çalar

Bu söz provokasyon gibi gelebilir ama aslında çok dürüst bir gözlem. Çünkü taklit etmek ile çalmak arasındaki fark, aldığınız şeyle ne yaptığınızdır, arkadaşlar.

Burada sinefillerin olduğunu biliyorum, Tarantino’yu düşünün.

Tarantino bunun en iyi örneği olabilir. Filmlerinin kaynağını hiç saklamadı. Eski Japon yakuza filmlerinden, İtalyan westernlerinden, 70’lerin blaxploitation sinemasından aldı. Aldı ama, bu zat ne yaptı? Bu kaynakları kendi zamanına, ritmine ve diyalog anlayışına taşıdı. Ortaya çıkan şey artık ne kaynak ne de kopyasıydı.

Dijital içerik dünyasında bu çok daha hızlı oluyor. Bir format, bir konsept, bir workshop fikri göz açıp kapayıncaya kadar hooop bir başkasının sayfasında belirebiliyor. Kopyalayan kişi genellikle biçimi alıyor tabi. Ama o biçimi ortaya çıkaran soruyu, nedeni, hadi daha derin konuşalım ruhu alamıyor.

Neden böyle bir şey (event, workshop vs), hangi boşluktan doğdu bu, hangi ihtiyaca karşılık veriyordu, bunları kopyalayamaz işte.

Çünkü bu soruların cevabı o işin içinde yani o taklit edilen creator’ın içinde saklı. Onu özgün yapan, otantik yapan şey tam olarak işlerinin arkasındaki fikir, düşünce, neden, ve yılların birikimi.

O taklit edilen creatorın yaptığı işlerin arkasındaki temel mesele, yola çıkış hikayesi, amacı…. bunlar kimi davet ettiğinle, neyi inşa etmeye çalıştığınla ve masanı nasıl kurduğunla ilgili.

Bana gelecek olursak, defalarca kopyalandığımı fark ettiğimde ne yalan söyleyim, kısa bir an için can sıkıcı bir his oluyor. Sonra sakince düşününce anlıyorsunuz ki, birinin sizin yaptıklarınızı aynı formatta, aynı fikrin etrafında yeniden uygulaması, hatta başlıklarınıza kadar kullanması aslında o işlerin bir değer taşımasından geliyor.

Demek ki diyorum,

üretimlerim güzel ki, dokunuyor ki, kopyalanıyorum.

Kopyalanıyorsan iyi iş çıkarıyorsun demektir. Ancak kopyalayamadıkları şey özdür, ruhtur.

Açıkçası, ben bu tarz kişileri biraz Gatsby’ye benzetiyorum. Biliriniz, Muhteşem Gatsby.

Adam haftalarca parti verdi, yüzlerce insan geldi gitti partisine. Ama o kalabalığın içinde gerçek bir karşılaşma yoktu. Gatsby misafirlerini tanımıyordu, onlar da onu. Herkes aynı evdeydi ama aynı masada değildi.

Gatsby’nin adı tarihe geçti belki bu kişilerin de adı tarihe geçecek. bilmemneyin kurucusu, bilmemneyin yöneticisi, (alın abi tüm sıfatlar sizin olsun ya!)

dediğim gibi kendi sesini katmayınca, artist gibi çalmayınca otantiklikten1 uzak, yapmacık bir şey olarak anılmaktansa;

sakin, ama kendi sesini bulmuş, otantik olup kendi bahçesini ekmekle uğraşmak çok daha kıymetli.

Öte yandan masanın üstü (neler okuyup izlediğimiz, neler üzerine düşündüğümüz, etkinliklerimiz vs) zaten herkese görünür2.

Geçtiğimiz Ocak’ta düzenlemiş olduğum etkinliğin davetiyesi

Sosyal medyada istemesek de creatorlar freelancelerlar olarak paylaşıyoruz yapıp ettiklerimizi. Amaaa gelelim işin diğer tarafına,

bir masanın nasıl kurulduğunu, hangi sorularla döşendiğini, hangi yılların birikiminin üstüne oturduğunu görmek başka bir şey. “Masamdakiler” dediğimde zaten bunu kastediyorum. Görünür olanı değil, altındakini.

Geçenlerde bir arkadaşım Masamdakiler’in aslında bir yuvarlak masa olduğunu, buradan böyle bir his aldığını söyledi. Bunu duyduğuma ne kadar sevindim anlatamam. Zira Merlin fanlarından biri olarak Kral Arthur ve şövalyelerinin yuvarlak masa kültürünü hep takdir etmişimdir.

Kral Arthur ve yuvarlak masası

Bilirsiniz Kral Arthur’un yuvarlak masasında başköşe yoktu. Kralın da dahil olduğu bir çemberin etrafında oturuyordu herkes. Masanın mantığı buydu zaten, kim gelirse gelsin, oturduğu yer onu küçültmüyor ya da büyütmüyor. O masa bir toplanma alanıydı, iktidarı temsil eden uzun dikdörtgen masalardan çok farklı bir şey. Ve..

Başköşesi olan bir masada herkes misafirdir. Başköşesi olmayan bir masada ise herkes ev sahibidir.

Ben de yaptığım işleri hep böyle bir masa etrafında düşündüm. Substack’te analog yaşam üzerine bir podcast kurarken bile aklımdaki soru “dinleyenler de bu masanın etrafına oturabilir mi?” idi.

Herhangi bir kayıt uygulamasında kaydedeyim, alın dinleyin modelinden ziyade insanların gelip soru sorabileceği, yorumlarda görüşlerini paylaşabileceği bir ortam kurmak istedim. Asıl güzellik de orada değil mi zaten. Ben bir alan açıyorum, gerisini birlikte dolduruyoruz.

İşte bu sebepler, onu ortaya çıkaran geçmiş, birikim, ruh masanın altında olduğunu söylediğim şeyler, hatta belki de masanın ayaklarını inşa eden şey. İşte bu benim otantik yanım.

Hasılı, siz siz olun, bir şeyden ilham aldıysanız onunla azıcık oynayın, kendinize sorun:

-ben Ayşe/ Ahmet olarak kendi kimliğimi, arkaplanımı kendi derdimi, meselemi ve ruhumu bu işle nasıl harmanlayabilirim?

bir artist gibi çalın tıpkı bir artist gibi.

Sevgiler…

Betül..

Not: Biraz bilinçakışı oldu, aradaki bağlantılar sevgili okurlarım tarafından tamamlanır diye ümid ediyorum..:)

Siz hiç kopyalandınız mı? Ne hissetttiniz?

Yorum bırakın

1

https://dictionary.cambridge.org/dictionary/english/authenticity

2

Ocak ayında tasarladığım yazarlar buluşmasında masanızda ne varsa getirin konuşalım demiştik: https://www.betulbayraktar.net/event-details/2-substack-icerik-ureticileri-bulusmasi

Gönderi yok

Read the original on betulbayraktar.substack.com

Comments

Nothing yet. Say the first thing.

    Sign in to join the conversation.

    Reading · Masamdakiler · RSS Amplifier