Millî Reasürans Sanat Galerisi dizimizin yeni konuğu Polonya! 1989 sonrası ülkenin dönüşümünü fotoğraflarla ele alan serginin küratör metnini sunuyoruz.
Millî Reasürans Sanat Galerisi, 2014 yılında Polonya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin başlamasının 600. yılı kapsamında düzenlenen kutlamalar çerçevesinde “Shock Therapy: 1989 Sonrası Polonya’dan Dönüşüm Fotoğrafları” sergisine evsahipliği yaptı. Küratörlüğünü Adam Mazur’un üstlendiği sergi, Polonya’nın 1989 sonrası geçirdiği toplumsal ve siyasal dönüşümü fotoğraf aracılığıyla ele almaktadır.
“Şok Terapi” sergisi 38 milyon nüfuslu ülkenin genel ve son derece etkileyici belgesel bir portresini sunuyor. Belgeleme, içinde yaşadığımız dönemde Polonyalı sanatçıların gerçekliğe en esinleyici yaklaşımlarından biri. Son yirmi yılda sık sık sanal gerçeklik çağında yaşadığımızdan söz edilse de, çağdaş sanatın yaşamın politik, toplumsal ve ekonomik boyutlarına gittikçe daha canlı bir ilgi duyduğu, yalnızca toplumsal bağlanımdan yana olan akımlarla sınırlı kalmayacak biçimde ortaya çıkıyor. Öte yandan çağdaş sanat ve görsel kültür alanlarında Polonya’da gerçekleştirilen araştırmalar, Polonyalı tarihçilerin açıkça ortaya koyduğu gibi belgesele yönelik daha derin çözümlemelerin eksikliğini ortaya koyuyor. “Şok Terapi: 1989 Sonrası Polonya’dan Dönüşümün Fotoğrafları” sergisi Polonya’nın önde gelen fotoğrafçılarının, tamamlanmamış ve gerilimlerle dolu bir süreç olarak gördükleri dönüşümü konu alan fotoğraflarından oluşuyor. Polonya’nın en ünlü fotoğrafçıları (Anna Beata Bohdziewicz, Chris Niedentahl, Wojciech Wieteska, Szymon Roginski), reel sosyalizmle turbo kapitalizm arasında kimliğini arayan ülkenin bir ekonomik, toplumsal ve kültürel bunalım içine düştüğünü gösteriyor. Toplumsal konulardaki haber fotoğrafçılığı örnekleriyle (Tadeusz Rolke, Kuba Dabrowski, Witold Krassowski) kısa mesafeden çekilmiş belge niteliğindeki fotoğraflar (Wojciech Wilczyk, Elzbieta Janicka, Konrad Pustola), bin yıl dönümündeki Polonya toplumunun özgün bir panoramasını sunuyor. Milton Friedman’la Jeffrey Sachs’ın neoliberal ekonomi teorisine gönderme yapan sergi başlığı, merkezi planlamaya dayanan ve iyi işlemeyen bir komünist ekonomiden uzaklaşmayı dile getiriyor.
Adam Mazur'un yazısı bağlantıda!
Fahrettin Örenli ile .artSümer’deki solo sergisi “Şehrin Genleri -> Zihindeki Baloncuk” üzerinden şehir tahayyüllerini konuştuk.
Bir sanatçı olarak, bu güç yapılarına üretimlerim aracılığıyla açık uçlu sorular sorarak yanıt veriyorum; izleyicilerin kendi sonuçlarını çıkarmalarına alan açıyorum. İnsanların kendi çevrelerinde hayatta kalma ya da uyum sağlama hâlleri, yanılsamaları sorgulama ve bu sistemlere karşı körlüğe direnme arasındaki boşlukla ilgileniyorum. Sözgelimi 17. yüzyıldan bu yana bir finans merkezi olarak Londra’yı inceliyor; dünyadaki en etkili, en güçlü ve en pahalı şehirlerden biri olarak Londra’nın nasıl da küresel finans sistemleri ve vergi cenneti yapılarıyla yakından bağlantılı bir hale geldiğini araştırıyorum.
Abdullah Ezik'in söyleşisi bağlantıda!
Hale Albayrak’ın Black Light Gallery’de yer alan “Okunamayan” sergisi için kaleme aldığı küratör metni Argonotlar Kütüphanesinde.
O hâlde şunu sormak gerekir: Yazının sonuna mı yaklaşıyoruz, yoksa sadece biçim mi değiştiriyor? Daha da önemlisi, yazı ortadan kalkarsa, onunla birlikte düşünmenin belirli bir biçimi de kaybolur mu? Ya da mesele hâlâ aynı: Kim yazar, kim konuşur, kim sadece izler? Ama bu kez cevap hiç olmadığı kadar belirsiz.
“Okunamayan” sergisi, yazının bu geri çekilme sürecini bir veda yerine bir potansiyel olarak sunuyor. Yazı, imaj karşısında yenilmiyor; aksine, resmin, heykelin ve yerleştirmenin içine sızarak kendine yeni bir varoluş alanı açıyor. 10 Nisan – 23 Mayıs 2026 tarihleri arasında Karaköy, Fransız Geçidi’nde ziyaretçileriyle buluşan sergi, yazının kadim iktidarının ve günümüzün hızlı dijital akışının ötesinde, her birimizi anlamı yeniden örmeye davet ediyor.
Hale Albayrak'ın yazısı bağlantıda!
Sanırım hepimiz bildiğimiz dünyanın sonuna geldiğimizi hissediyoruz. Bildiğimiz hali de harika değildi belki, ancak yenisinin nasıl olacağını bilmememiz ürkütücü geliyor. Savaşlar ve soykırımlar, çığrından çıkmış politikacılar ve yeni kâbusumuz tekno oligarklar, toplumsal çılgınlık ve bezginlik hali… İyi tarafından bakarsak da uzayan ve iyileşen yaşam standartları, teknolojiyle entegrasyonumuzun gelişmesi, dünyanın daha iyi bir yer olması için uğraşan kişiler ve kurumlar…
Meselenin bizi ilgilendiren kısmına gelirsek… Dünyanın prestijli üniversitelerinde sosyal bilimler bölümleri kapatılıyor, derinlikli medya organları bir bir elden gidiyor, eleştirel içerikler azalıyor ya da ilgi görmüyor, sanat kurumları son 20 yılda gördüğümüz ilericiliklerini bir yana bırakıyor. Yine iyi tarafından bakarsak da sosyal bilimlere ve dünyayı anlamaya yönelik içeriklere yönelik ilgi artıyor, yeni nesil medya organları ayakta kalmak için yeni yollar deniyor, eleştirel içerikler format değiştirerek dolaşıma giriyor, bağımsız sanat kurumları küçük adımlarla büyük işler yapmanın yollarını arıyor.
Yazarlarımızın telif ücretlerini karşılamak için ilk Telif Kumbarası kampanyasını 2022 yılında başlatmıştık. Sonrasında her yıl kampanyamızı yeniledik, bağımsız medyanın dünyadaki bütçe metodu örneklerini ekosistemimize uyarlayarak geliştirdik. Şimdi 2026 yılı içeriklerini kapsayan dördüncü kampanyamızla karşınızdayız.

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.