Salt Beyoğlu’ndaki “90’lardan Beri Halı’dayız” sergisinin görmedikleri, ayıkladıkları ve dışarıda bıraktıkları
Nergis Abıyeva yazdı ✍️
Begüm Özden Fırat, “temkinli eleştiri” ve “idareten eleştiri” olarak tarif ettiği “şimdi zamanı değil”, “hâlden anlayalım”, “bizimkine kıymayalım” gibi yaklaşımlarla oluşturula(maya)n eleştiri türlerinden söz ediyordu. Umberto Eco ise kütüphaneler üzerine yazarken “kurumların orada bizler için bulunduklarını ve aslına bakarsak genelde biz onlardan talepte bulunmadığımız için işlemediklerini” dile getiriyordu. Hesap verebilirlik, şeffaflık, kapsayıcılık gibi Halı Atölyesi’yle de özdeşleştirdiğimiz, son dönemde kültür sanat ortamında talep edilen ilkelerin sergiye sirayet etmediğini üzülerek görüyorum. Kuruluşundan itibaren araştırmaya ve arşive yaptığı vurguyla öne çıkan Salt’ın bu sergideki kurumsal sorumluluğunu yerine getirmediğini düşünüyorum. Bu durumun yalnızca Salt’ı ilgilendiren bir meseleye indirgenemeyeceğini de vurgulamalıyım. Türkiye’de kültür sanat kurumlarının uzun zamandır içinde olduğu bu haletiruhiye, kurumsallık iddiasını sürdürürken kurumsal sorumluluğu askıya alan bir işleyiş biçiminde açığa çıkıyor. Yine de eleştirinin dolaşıma girmesi, askıya alınmış bu sorumluluğu yeniden hatırlatmanın imkânını taşıyor.
“90’lardan Beri Halıdayız” sergisi hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
Murat Gülsoy’un kitabından ilham alan “Kıyamet Sonrası Olağan Bir Gün” sergisini kitabın editörü Abdullah Ezik değerlendirdi.
Yazıya bağlantıdan erişebilirsiniz!
Yenilenen Argonotlar Telif Kumbarası kampanyası sürprizlerle karşınızda!
Argonotlar’ın en güçlü yönü çok sesli yazarları ve editoryal bağımsızlığı. Bu gücümüzü artırmak, okurlarımıza özgün içerikleri sunmaya devam edebilmek ve sürekliliğimizi sağlayacak bağımsız bir bütçeye sahip olabilmek için sizi Telif Kumbarası kampanyamıza katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Comments
Nothing yet. Say the first thing.
Sign in to join the conversation.